Corona Virüsün Olmadığı Tek Yer!

 Yeni tip corona virüs (Covid-19) Antarktika dışında tüm dünyayı sardı. Başta Asya, Avrupa ve Amerika kıtasını vuran corona virüsün tek vurmadığı kıta olan Antarktika’da sadece 4 bin kişi yaşıyor. Onlar küresel bir kriz haline gelen corona virüsü uzaktan takip ediyorlar.

 

Yeni tip Corona virüs (Covid-19) krizini yaklaşık 4 bin kişi dünyanın çok uzak bir köşesinden takip ediyor. Soğuk havada yaşama şansı daha fazla bulan corona virüsün şu anda tek görülmediği yer Antarktika: Neredeyse tamanı buz ve karla kaplı. Sürekli kış koşullarının yaşandığı bu kıtada yaklaşık 4 bin insan, Çin’de ortaya çıktıktan sonra 6 kıtaya yayılan virüsün nasıl birşey olduğunu uzaktan takip ediyor.

Corona virüsün olmadığı tek yer  Şu anda burada daha güvendeyiz

Amerikan Washington Post gazetesinde yer alan haberde, Antarktika kıtasında araştırma için bulunan İtalyan Alberto Della Rovere, ülkesinde yaşanan felaketi dünyanın bir ucunda endişe ile takip ediyor.

“Şu anda Antarktika dünyanın en güvenli yeri” şeklinde konuşan Rovere, dışarıyla irtibatları olmadığı için corona virüs bulaşma olasılıklarının bulunmadığını belirtiyor. Rovere, corona virüs bulunmamasına rağmen Antarktika’ya sınırlı sayıda giriş ve çıkış yapanların düzenli doktor kontrolünden geçtiğini de ifade ediyor. Antarktika’da birçok ülkenin araştırma ekipleri bulunuyor. ABD’nin araştırma ekibinden yer alan Amundsen-Scott da gönderdiği bir fotoğrafın altına, “Bizim için endişelenmeyin” notunu düştü.

Corona virüsün olmadığı tek yer  Şu anda burada daha güvendeyiz

Şu anda Antarktika kıtasında 28 ülkenin araştırma istasyonları bulunuyor. En büyük istasyon ise ABD’ye ait bulunuyor. Antarktika’nın Ross Ice Shelf bölgesinde bulunan McMurdo İstasyonu’nda bin kişi yaşıyor. Umarız virüs oralara ulaşmaz.

Hastalıklara Karşı Bağışıklığınızı Çelik Kadar Dayanıklı Hale Getirecek Besinler

Bizi sağlıklı kılan, çoğu hastalığa karşı koruyan, vücudun savunma sistemi olan bağışıklık sistemimizi güçlendirmenin yolu vitamin ve minaral deposu yiyeceklerden geçiyor.

Güçlü bir bağışıklık sistemi için mutfağımızdaki bu sebze, meyve ve baharatları tüketmenin faydası büyük. Vücudumuzu dirençli hale getirecek ve bizi hastalıklara karşı koruyacak bu besinleri tanımanın şimdi tam zamanı.

Kağıdı kalemi hazırlayalım, başlıyoruz.

Not: Bu besinlerden bir ya da birkaçına karşı hassasiyetiniz varsa doktorunuza danışmadan tüketmeyin deriz.

1. ZencefilBağışıklık sistemini korumaya yardımcı olan zencefili balla ya da pekmezle karıştırarak tüketebilir ya da zencefil çayı, zencefil şurubu yaparak hastalıklardan korunabilirsiniz.

Şu içeriğimiz de size detaylı olarak yardımcı olacaktır.

2. Zerdeçal

Zencefile benzer şekilde zerdeçal da bağışıklık sistemimizin en güçlü koruyucularından. Tıpkı zencefil gibi zerdeçalı da balla karıştırarak tüketebilirsiniz. Hatta 1 tatlı kaşığı bal, 1 çay kaşığı zerdeçal ve 1 çay kaşığı zencefil karıştırarak hazırladığınız doğal reçete sizi hastalıklardan bir kahraman gibi koruyacaktır.

Dilerseniz evde zerdeçal çayı da yapabilirsiniz. Bu içeriğimiz size adım adım yardımcı olacaktır.

3. BrokoliTam bir C vitamini deposu olan brokoli bağışıklık sistemini güçlendirmekle kalmıyor vücudun ihtiyacı olan ve hastalıkla savaşırken ona gerekli olan C vitamini de fazlasıyla sağlıyor. Brokoliyi haşlayarak, salatada çiğ olarak kullanarak tüketebilirsiniz.

Ayrıca lahana, karnabahar, turp ve ıspanak da bağışıklık sistemi dostu diğer sebzeler.

4. MantarProtein, lif, B ve C vitamini içeren kültür mantarlarını da bu dönemde sık sık tüketebilirsiniz. Vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan beyaz kan hücrelerinin üretimini artıran mantar bağışıklık sisteminizi de güçlendirecektir.

5. Maydanoz

Yeşilliklerin en faydalılarından maydanoz da bağışıklığınız için evde hep bulunması gereken besinlerden. Bir bardak suyun içinde 10 gram maydanozu kaynatıp beklettikten sonra içine limon ve bal koyarak bu karışımı günde 1 kez içebilirsiniz.

6. Soğan – Sarımsak

Doğal antibiyotik dediğimiz sarımsak ve soğanı belki de en sık tüketmemiz gereken zaman şu sıralar. Öyle ki 6 diş kavrulmuş sarımsak yediğinizde 4 saat içinde sarımsağın antioksidan özelliği kendini hızlı bir şekilde belli ediyor ve bu sayede vücudunuz, birçok hastalığın oluşmasına neden olan serbest radikallerle savaşmaya başlıyor.

Kalsiyum, demir, folat, magnezyum, fosfor ve potasyum minareller barındıran soğansa aynı şekilde bağışıklık sisteminin en büyük destekçilerinden.

7. Portakal, muz, greyfurt

C vitamini açısından zengin olan tüm meyveleri bu dönemde evinizden eksik etmeyin. Bu meyvelerin başlıcaları ise portakal, greyfurt, mandalina ve nar. Ne kadar organiklerse o kadar iyi.

Not: Düzenli ilaç tüketiyorsanız greyfurt tüketmek ciddi sonuçlar doğurabilir. Konuyla ilgili şu içeriğimizde daha fazla detay bulabilirsiniz.

8. Yaban mersini

Yaban mersinini diğer meyvelerden ayırdık çünkü diğerlerine göre antioksidan kapasitesi daha yüksek, şeker oranı ise daha az. Antibakteriyel özellikleri de çok güçlü olan yaban mersini bağışıklık sistemini ciddi derecede güçlendirdiği biliniyor.

9. Elma sirkesiAntibiyotik ve antiseptik özellikler taşıyan elma sirkesiyle gargara yapmak bile boğazınızdaki mikropları temizlemek için yeterli. Dilerseniz içine bal ve limon da ekleyebilirsiniz. Bu yöntemi günde 2-3 kez tekrarlamanızda bir sıkıntı yok.

10. Keten tohumuYağlı tohumlar da bağışıklığı güçlendirmede çok etkili. Onların içinde en güçlüsü ise Omega-3 zengini olan keten tohumu. Serbest radikallerin sebep olduğu zararları azaltarak bağışıklığını güçlendiren keten tohumu solunum yolları hastalıklarına da çok iyi geliyor.

Keten tohumu haricinde badem, fındık ve ceviz gibi kuru yemişlerden de destek alabilirsiniz.

Tüm bu besinlerin haricinde evde kolayca hazırlayabileceğiniz doğal çaylar da size bu yolda ciddi destek verecektir. Onları yakından tanımak için şu içeriğimizi inceleyebilirsiniz:

Detoks Etkili Zayıflatan Çorba

Su ihtiyacımıza destek olmasının yanı sıra iştah kontrolü ve doygunluk hissi oluşturması ile de kilo kontrolü sağlayan çorbalar, vitamini bol-kalorisi az bir öğün için yaz/kış soframızda yer almalı.

Düşük glisemik indeksli zayıflatan çorba tarifinde yer alan tarhun otu; antioksidan, mineral ve vitamin bakımından oldukça zengindir. Safra üretimini teşvik eder ve mide kramplarını azaltır. Detoks etkili ve antibakteriyeldir.

Malzemeler:

  • 3 adet orta boy kabak
  • 500 gram doğranmış beyaz lahana
  • 6 adet orta boy yeşil sivri biber
  • 1/2 su bardağı haşlanmış nohut
  • 1/4 kase tarhun otu
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 çay kaşığı kimyon
  • 800 ml. su

Yapılışı:

    1. Bol suda yıkayıp uç kısımlarını kestiğiniz kabakları, kabuklarını soymadan iri parçalar halinde doğrayın.
    2. Ortadan ikiye kesip çekirdeklerini çıkardığınız yeşil sivri biberleri iri parçalar halinde doğrayın.
    3. Bol suda yıkayıp kuruttuğunuz doğranmış beyaz lahanaları tencereye alın.
    4. Tarhun otu, haşlanmış nohut, doğranmış yeşil sivri biber ve kabakları tencereye alın.
    5. Üzerlerine az miktarda zeytinyağı gezdirin, kimyon serpiştirin.
    6. Suyunu eklediğiniz çorbayı, kapağı kapalı tencerede ve kısık ateşte sebzeler yumuşayana kadar pişirin.
    7. Son olarak mutfak robotundan geçirdiğiniz püre çorbayı, sıcak olarak sevdiklerinizle paylaşın.

     Pişirme Önerisi

    Çorbaya karnabahar da ekleyebilirsiniz.

    Püf Noktası

    Sebzeleri bol suda yıkayıp, kuruladıktan sonra çorba yapımında kullanın.

     Servis Önerisi

    Çorbayı incecik kıyılmış maydanoz ilavesiyle servis edebilirsiniz.

Corona virüse karşı kırmızı pancar turşusu !

Her geçen gün; corona virüsle (Kovid-19) mücadele etmek için bağışıklığı güçlendirecek besin tüketilmesine yönelik önerilerde bulunuluyor. Uzmanlar bunların arasına kırmızı pancar turşusunu da ekledi.

Turşular sofralarımızın olmazsa olmazlarından. Yaşadığımız son süreçte daha bir olmazsa olmazlardan olacaklar gibi görünüyor. Corona virüse karşı antioksidan ve mikroorganizma içeriği yüksek olan kırmızı pancar turşusu da uzmanların önerileri arasında yer alan besinler arasında bulunuyor. Sağlıklı beslenmenin sağlığımız ve yaşam kalitemiz açısından en önemli unsur olduğunu ifade eden Uzman Diyetisyen Büşra Atmaca, “Koronavirüsle mücadele etmek için  karşı bağışıklık sistemimizi güçlendirmek amaçlı probiyotikten zengin besinlere önem vermemiz gerekecek.

Solunum yolu sıkıntılarına iyi geliyor

Antioksidan özelliği yüksek bir besin olan kırmızı pancar aynı zamanda demir ve A vitamini açısından da oldukça zengin. Ayrıca kırmızı pancar vücudumuzun oksijenlenmesini arttırıyor. Solunum yolu sıkıntılarında oldukça önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

Alfa Lipoik Asit Nedir ve Faydaları Nelerdir?

Birçok cilt bakim ürününde yer alan aslında Alfa Lipoik Asit veya ALA, vücutta doğal olarak üretilen organik bir bileşiktir. Alfa lipoik asit hücrede enerji metabolizmasında görev alan bir yağ asididir. Vücutta birçok farklı görevde yer alır. Enzimlerin besin maddelerini enerjiye dönüştürmelerine yardımcı olur. Güçlü antioksidan özelliklere sahiptir. Alfa Lipoik asit aynı zamanda antioksidan aktivitesinden bağımsız olarak anti-inflamatuar etkiye sahiptir . Böylece hücresel inflamasyonun azaltılması rol oynar. Ayrıca araştırmalar Alfa Lipoik asitin iştahı azalttığını da göstermiştir.

Alfa lipoik asit hem suda hem de yağda çözünebilir, bu da vücuttaki her hücrede veya dokuda çalışmasını sağlar. Hem suda hem de yağda eriyebilen bir yapısının olması onu diğer antioksidanlardan daha etkili ve değerli bir molekül haline getirir.

Cilt için de önemli bir organik bir bileşiktir. Doğal olarak vücutta üretilen Alfa lipoik asit yaşla birlikte azalır ve bu da serbest radikal kaynaklı hasarı artırabilir. Araştırmalar, alfa-lipoik asidin, cildin yaşlanma belirtilerine karşı savaşmaya yardımcı olabileceğini göstermiştir. Ciltteki ince çizgileri, kırışıklıkları ve cilt pürüzlülüğünü azalttığı gözlemlenmiştir. Yüzeysel uygulamalarla ve takviye edici ürünlerle cilt güzelleşmesinde destek olarak cilt hasarlarına karşı korunmaya yardımcı olur ve yaşlanma belirtilerini azaltabilir. Ayrıca lipoik asit, yaşlanmayı önleyici iki önemli bileşik olan glutatyon ve koenzim Q10 gibi diğer antioksidanların aktivitesini arttırır. Buna ek olarak, yağ bezlerinin üretimini düzenler.

Alfa lipoik asit birçok cilt bakim ürününde yer alan güçlü bir metabolik doğal maddedir. Ayrica, Alfa-lipoik asit,birçok gıdada doğal olarak bulunur. Kırmızı et gibi hayvansal ürünler ve brokoli, domates, ıspanak ve Brüksel lahanası gibi bitkisel besinler harika alfa-lipoik asit kaynaklarıdır. Besin takviyeleri de kullanılan ürünler arasındadır ve gıda kaynaklarından daha fazla alfa-lipoik asidi paketleyebilir.

Ham Kakaonun Şaşırtan Yönleri ve Kakaonun Faydaları…

Sevgili okurlarım çikolatanın ham maddesi, keklerin ve tatlıların vazgeçilmez lezzeti kakaoyu ne kadar tanıyoruz?

Kakao; sadece kokusuyla bile mutuluk hormonu salgılamaya yardımcıdır. Bunun yanı sıra;

  • Damarlarda rahatlama sağlayarak kalbi rahatlatıyor.
  • Vücuda direnç katarak kanserden koruyor.
  • Kalsiyum sayesinde kemikleri diri tutmaya ve yenilemeye yardımcı oluyor.
  • Damar ve kalp için çalışması vesilesiyle, yüksek tansiyonu dengeleyerek, vücudu rahatlatıyor.
  • Potasyum taşıdığı için, stresten uzaklaştırıyor.
  • Bitki çaylarına oranla 3 kat antioksidan etki sağlıyor.
  • Bağışıklık sistemine destek sağlıyor.
  • Tuzun vücutta tutulmamasını sağlıyor, emilimini engelliyor ve bu sayede böbrekleri rahatlatıyor.

Kakao ve çikolata tüketimini karıştırmamak gerekiyor

Tabi ki her şey gibi, kakaonun fazla tüketimi de oldukça zararlıdır. Özellikle, yukarıda belirtilenleri çikolata üzerinden değerlendirmemelisiniz. Çikolata, başlı başına dikkat dağınıklığı ve endorfine yardımcı bir maddedir. İçerisinde şeker bulunduğu için uzmanlar tarafından, ancak günlük kakao tüketiminin 3’te 1’inin tüketilmesi gerektiğini savunuyor. Yani ortalama 10 gr çikolata..

Kakaoyu nasıl tüketebiliriz?

– Kakao, çay gibi demlenebilir.

1 bardak suyun içerisine 1 yemek kaşığı kakao koyarak tüketebilirsiniz.

– Süt ile içilebilir.

1 bardak süt içine 1 yemek kaşığı kakao ve bal eklenerek tüketilebilir.

– Toz halde yenebilir.

Bir tabak içerisine 1 yemek kaşığı kakaoyu alıp, vakit geçirirken aralarda yavaş yavaş yiyebilirsiniz. Bu sayede emilimi daha hızlı olacaktır.

Kekik suyunun saymak ile bitmeyen faydaları!

 

Gerilimi azaltan, mikrop öldürücü özelliği bulunan kekik aynı zamanda hastalıklara karşı direnci arttırır ve çocuklarda görülen kansızlığa iyi gelir. Peki kekik ve kekik suyunun faydaları nelerdir? İşte kekik suyu hakkında merak edilenler…

 

Kokusu, görünümü ve tadıyla çok sevilen kekik, sağlığınıza inanılmaz faydalar veriyor. Kekik, İçerdiği vitaminler, mineraller ile antioksidan etkisiyle önemli bir yer tutar. Ancak Fazla kekik suyu tüketmek hassas bünyelerde alerjiye neden olabilir. Reflü, baş dönmesi ya da baş ağrısı yapabilir.

Kekik suyunun faydaları nelerdir?

Kekik; her türlü yemekte, salatada ve özellikle ızgara etle iyi giden hoş kokusu ve lezzetiyle önemli bir baharattır. Sofraların vazgeçilmez lezzeti olan kekik, sağlık açısından da yararlı olması sayesinde tercih edilmektedir. İçerdiği vitaminler, mineraller ile antioksidan etkisiyle önemli bir yer tutar.

Kekik suyu; harici kullanımda antiseptik etki ederek, yaraların temizlenmesi, gargara olarak kullanıldığında ağız hijyeni sağlaması ve öksürüğe iyi gelmesi açısından fayda sağlar.

Kekikte demir, kalsiyum, magnezyum, potasyum manganez mineralleri ve A, C, E, K, B6 vitaminleri vardır.

Kekik ve kekik suyunun faydaları

  • Solunum yolları hastalıklarında akut bronşit ve öksürüğün iyileştirilmesinde fayda sağlar. Geçmek bilmeyen öksürük için kekik çayı içmek rahatlatıcı etki sağlar
  • Kekik suyu veya kekik yağı harici olarak cilde tatbik edilirse mantar türü hastalıkların tedavisinde yardımcı olmaktadır. Ayrıca düzenli olarak kekik suyu ile ağzı çalkalamak oluşan bakterileri ve diş eti rahatsızlarına karşı koruyucu etki sağlar.
  • Antioksidan içeren vitaminlere sahip olan kekik suyu toksinlerin atılmasını sağlayarak vücudun direncini artırır. Thymol adlı bileşeni anti-aging özelliği taşır. Bu bileşen hücreleri yenileyerek organların sağlıklı olmasını sağlar.
  • Kekik; sindirim için oldukça etkilidir. Kabızlığa iyi gelerek hemoroit oluşmasını önler. İçerdiği besin lifi sayesinde şişkinlik ve gaz sorunlarını çözer.
  • Kekik yağı incelen ve cılızlaşan saç telleri üzerinde olumlu etki sağlar. Saç diplerine masaj yapılarak uygulanır.
  • Regl sancılarını azaltmak için kekik çayı içmek rahatlamaya etki eder.
  • Romatizmal ağrılarda kekik yağını ağrıyan yere sürmek iyi gelir ancak başka yağlarla karıştırıp uygulamak daha iyi sonuç vermektedir.
  • Egzama veya sinek ısırıkları nedeniyle oluşan kaşıntılar da etkili bir ilaç vazifesi görür.
  • Antiseptik ve mikropları öldürücü özelliği ile kekik suyunun akne ve sivilceler de etkili olduğu gözlenmiştir. Sivilcelerde kekik yağı tahriş yapar. Kullanmak önerilmez.

Fazla kekik suyu tüketmek hassas bünyelerde alerjiye neden olabilir. Reflü, baş dönmesi ya da baş ağrısı yapabilir.

Gebelik ve emzirme dönemlerinde hekim tarafından önerilmedikçe kullanmak doğru değildir.

A Vitamini ile Gelen Güzellik

Vücudun günlük vitamin ihtiyacının besinlerle karşılanmasının yanında, cildin de ihtiyacı olan vitaminlerin dışarıdan da vitamin içerikli ürünler kullanarak desteklemesi gerektiği günümüzde oldukça bilinmektedir. Günümüzde, cilt bakım ürünlerinin içeriğinde, cilt sağlığına faydalı kırışık önleyici, yenileyici, besleyici, onarıcı vitaminler kullanılıyor.

Bu vitaminlerin en basında gelenlerinden birinin de A Vitamini olduğu bilinmektedir. A vitamini denilince en çok karşılaşılan terimler Beta Karoten ve Retinoldür. Beta Karoten A Vitamininin öncül maddesidir yani bir provitamin sayılır. Vücutta bir tür A vitamini olan retinole dönüşür. Cilt bakimi ürünleri genellikle retinol iceriklidir.

Vitamin A cilt için önemli bir vitamindir.Cildin doğal kolajen üretimini desteklediği, cilt çizgi, kırışıklığı, lekeleri azalttığı  bilinmektedir. Olgun ciltlerde sertleşmeyi yumuşatır ve elastikiyetini kaybetmiş cilt dokusunu kuvvetlendirir. Antioksidan özelliği sayesinde ciltte ve vücutta bulunan zararlı serbest radikaller ile savaşarak erken yaslama etkileninin önüne geçer.

Özellikle yağlı ve akneli ciltler için oldukça etkili olan A vitamini, gözeneklerin arınmasına, siyah noktaların giderilmesine ve cildin sebum seviyesinin dengelenmesine yardımcı olur. Cilt bakım ürünlerinde retinol olarak karşımıza çıkan ve bir A vitamini türevi olan bu güçlü içerik, yenileyici özellikleri ile cilt dokusunu yavaş yavaş soyar. Ve böylece cilt yapılanmasını hızlandırarak cildin yenilenmesini ve görünümünün düzelmesini saglar.  Ama bu özelliğinden dolayı mutlaka kontrollü bir şekilde kullanılmalıdır.

Tüm bu özelliklerinden dolayı hem dışardan, cildimizi  A vitamini ile besleyerek yapılandırabilir, hem de tükettiğimiz besinlerle vücuda destek olunabilir. Hem hayvansal hem de bitkisel ürünlerde A vitamini bulunmaktadır. Balık yağı, yumurta, süt, tereyağı, peynir, yeşil sebzeler, havuç, ıspanak, lahana, brokoli, biber, portakal, kayısı bunlar arasındadır.

LİMONUN SAYMAKLA BİTMEYEN FAYDALARI

Limonun bulunan mineraller ve vitamin

Limon iyi bir C ve B6 vitamini ile potasyum kaynağıdır. Büyük kısmı su ve basit şekerlerden oluşan karbonhidratlardan oluşur. Sağlıklı bir diyet lifi olan pektin içerir. Limonda bulunan lifin %50 – 60 kadarı pektinden oluşur. Çok az yağ ve protein vardır. Çeşitli sağlık yararları sağlayan sitrik asit (limon tuzu), hesperidin (P vitamini), diosmin, eriocitrin ve D-limonen gibi antioksidanlar içermektedir.

Limonun sağlığa faydaları

Böbreklere faydası

Böbrek taşları, atıklar böbreklerinizde kristalleştiğinde ve biriktiğinde oluşur. Limonun sitrik asitli yapısı idrar hacmini ve idrar pH’ını artırarak böbrek taşı oluşumunu engelleyebilir. Limonda bulunan hesperidin böbrekleri korur.

İnme riskini düşürebilir

Limon tüketimi özellikle kadınlarda iskemik inme (kan akışını durduran bir kan pıhtısı) riskini azaltabilir. Kandaki düşük C vitamini düzeyleri özellikle fazla kilolu ve yüksek tansiyona sahip kişilerde inme riskinde artışla bağlantılıdır.

Kanserle savaşır

Limonda bulunan hesperidin antioksidan özellikleriyle serbest radikallerle mücadele eder, vücudun savunma sistemini uyarıcı özellikler gösterir. Limonun kabuğunda bulunan d-limonen bileşiğinin tümör küçültücü etkisi olduğu ve hücreleri programlı ölüme (apoptoz) götürebileceği gösterilmiştir. Pankreas, mide, cilt ve akciğer kanserinin büyümesini yavaşlatır. Limondaki lif pektin kolon ve meme kanserinin büyümesini yavaşlatabilir. Ayrıca yüksek miktarda ve düzenli C vitamini tüketimi de oksidatif stresi önlemeye yardımcıdır.

Alerjik astımı önleyebilir

Alerjik hastalıkların gelişimi genellikle vücuttaki aşırı oksidatif stres ile ilişkilidir. Limonda bulunan flavonoidler (hesperidin ve d-limonen) serbest radikalleri temizlemeye yardımcı olur ve alerjik reaksiyonları azaltır. Ayrıca alerjik astım gibi hastalıklara neden olan iltihap oluşumların gelişmesini engeller.

Anemiye iyi gelir

Demir vücutta oksijen iletiminden ve kırmızı kan hücrelerinin yapımından sorumludur. Anemi genellikle demir eksikliğinden kaynaklanır ve menopoz öncesi kadınlarda yaygındır. Limonun C vitamini bakımından güçlü yapısı diyetten demir emiliminin artmasını sağlar.

Bağışıklık sistemini güçlendirir

Limonda bulunan pektin bağışıklık sistemini canlandırıcı etki gösterir. Vücutta üretilmeyen B6 vitamini de bağışıklığın sağlıklı çalışması için gereklidir ve kronik hastalıklara karşı koruma sağlamaktadır. Hesperidin bileşiği merkezi sinir sistemi hastalıklarının doğal tedavisinde kullanılmaktadır.

Sindirim sağlığını korur

Limonda bulunan çözünebilir lif pektin bağırsakları çalıştırır, doğal bir karbonhidrat olarak şeker ve nişastaların sindirimini yavaşlatıp kan şekeri seviyelerinin dengede kalmasını sağlar. Kabızlığı önlemek için limon suyu içilebilir. Güne başlarken sıcak suya sıkılacak yarım limonun suyunu taze nane ile içmek sindirim sistemini rahatlatıp zindelik sağlar.

Kalp sağlığına iyi gelir

Limonda bulunan hesperidin bileşiği diosminle birlikte vasküler (damarsal) koruma sağlar. Diğer antioksidan naringin de ateroskleroz (damar sertliği) hastalığına karşı kullanılabilir. Potasyum minerali kalp hastalıkları ve kötü kolesterol için risk faktörlerini azaltır. Yeterli ve düzenli C vitamini alımıyla kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riski düşer.

Limon ve hipertansiyon

Her sabah, aç karnına ılık bir bardak suyla karıştırılmış limon suyunun kan damarlarını yumuşatarak ve esnek olmalarını sağlayarak hipertansiyonu engellediği düşünülmektedir. Ancak bu konuyla ilgili henüz yeterli çalışma bulunmamaktadır.

Limon ve diyabet

Amerikan Diyabet Birliği limonu ve portakalı diyabete karşı süper gıdalar olarak listelemiştir. Limon ve portakal aynı miktarda karbonhidrat içermekle birlikte limonda şeker oranı daha düşüktür. Ayrıca limonun suyu, yüksek glisemik indeks (GI) içeren bir gıda ile birlikte tüketildiğinde, nişastanın şekere dönüşümünü yavaşlatabilir ve böylece yiyeceklerin GI’sini düşürebilir.

Limon ve kemik erimesi (osteoporoz)

Limon alkalize olmasının yanı sıra, içerdiği C vitamini, kalsiyum, magnezyum ve potasyum sayesinde kemik erimesi için temel gıdalardan biridir. Askorbik asit olarak da bilinen C Vitamini, kemikleri ve kıkırdakları koruyan kolajen üretimi için gereklidir. Limon suyu ayrıca potasyum ve kalsiyumun uygun şekilde emilmesi için gerekli olan magnezyum içerir. Potasyum, metabolik asitleri nötralize ederek kemik sağlığını destekler, böylece vücudun kalsiyum depolarını korur.

Limon ve grip

Limon, bağışıklık sistemini güçlendiren, antiviral ve antibakteriyel özelliklere sahip doğal bir antioksidandır. Bu özellikleriyle soğuk algınlığı veya gripten korunmak için mükemmel bir doğal tedavidir. Balgam, boğaz ağrısı ve öksürük tedavisinde etkilidir. Limonun suyu ve balı karıştırarak tüketmek öksürük ve boğaz ağrısının azalmasına yardımcı olabilir.

İdrar söktürücü olarak limon

Limon ılık ya da sıcak suya katılıp tüketildiğinde idrar çıkışını arttırır. Bu sayede su tutulumu olan kişilere özellikle fayda sağlar. İdrar atımıyla vücuttan toksinlerin ve zararlı bakterilerin atılımı gerçekleşir.

Limon kabuğunun faydaları

Limonun kabuğu, suyundan 5 ila 10 kat daha fazla vitamin barındırır. Limonu yıkayıp kuruladıktan sonra dondurun. Kullanmak istediğinizde rendeleyin ve arzu ettiğiniz bir salataya, yemeğe veya meyve suyuna katarak tüketin. Faydaları şöyle sıralanabilir;

  • Vücudu toksinlerden arındırır. Karaciğeri temizler. Antiseptiktir.
  • Kabızlığı önler, gazı giderir, mideyi rahatlatır.
  • Kronik hemoroit belirtilerini önlemek için kullanılabilir.
  • Ciltte ve dişte oluşan lekeleri önleyebilir.
  • Yaraların iyileşme sürecini hızlandırır.
  • Enfeksiyonlarla mücadele eder, solunum sorunlarına iyi gelir

 

Limon yağının faydaları

Limon yağı limonun kabuğundan çıkarılan esansiyel bir yağdır; kabuğunda birçok aromatik yağ ve uçucu bileşik bulunur. Bu faydaları şöyledir;

  • Ağız ve diş sağlığını korur
  • Üst solunum yollarına iyi gelir.
  • Cilt, saç ve tırnak ile ilgili sorunlarda kullanılabilir
  • Odaklanmayı sağlar.

Limon yağı genellikle aromaterapi ürünlerinde (diğer turunçgillerin yağlarıyla karışım halinde) veya 1 çay kaşığı taşıyıcı yağa 2-3 damla limon yağı eklenerek şampuan ya da vücut temizleyicisi olarak kullanılabilir. Limonyağı, karbonat ve Hindistan cevizi yağıyla karıştırılarak 2 dakika boyunca dişler ovulursa dişlerde beyazlama sağlayabilir. Tırnak mantarında tırnakları limon kabuğu yağı ile ovmak işe yarayabilir.

Limon suyunun faydaları

  • Solunum sorunlarına iyi gelir: Limon suyu zengin bir C vitamini kaynağı olarak uzun süreli solunum bozuklukları ile de başa çıkmada yardımcı olur.
  • Hazımsızlığı önler. Hazımsızlık ve kabızlıkla ilgili sorunların giderilmesine yardımcıdır. Yemeğe biraz limon sıkmak sindirime yardımcı olur.
  • Ateşi azaltır. Limon suyu, nezle, grip veya ateşi olan bir kişinin tedavisinde yardımcı olabilir. Terlemeyi artırarak ateşi kırmaya yardımcı olur.
  • Diş bakımı sağlar. Limon suyu ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilir. Diş etlerine limon suyu ile masaj yapmak, diş eti kanamasını durdurabilir, ayrıca çeşitli diş eti hastalıklarından ve diğer koşullardan gelebilecek kötü kokuları da ortadan kaldırabilir
  • Yanıkları giderir. Limon suyu cilt üzerindeki yanma hissini azaltır ve izlerin solmasına yardımcı olabilir.
  • Küçük kanamaları durdurur. Antiseptik ve pıhtılaşma özelliklerine sahiptir, bir parça pamuk topuna limon suyu uygulayabilir ve burun kanamasını durdurmak için burnun içine yerleştirebilirsiniz.
  • İyi bir temizleyicidir. Limon suyu yağları çözme kabiliyetleri ve ferahlatıcı aroması nedeniyle etkili bir temizlik ürünüdür.
  • Cilt sağlığını korur. Doğal bir antiseptik ilaç olan limonsuyu, güneş yanıklarının ağrılarını azaltmak için uygulanabilir, sivilce ve egzamaya iyi gelir. Yaşlanma karşıtı bir çözüm olarak kırışıklıkları ve siyah noktaları giderebilir.

Biberiyenin Faydaları

Biberiyenin Faydaları 

Güçlü bir antioksidan olan bitki, A, C, B6, B1 ve B9 vitaminlerini içeriyor. Demir, bakır, kalsiyum, magnezyum ve manganez açısından zengin, serbest radikallere karşı ise oldukça koruyucu. İşte bazı etkileri:

  1. Hafıza güçlendirici: Unutkanlık ve hafıza kaybına oldukça iyi gelen bir bitki olduğu ilk olarak Antik Yunan’da keşfedilmiş. Bu devirde dikkatlerini toplamak ve derse odaklanmak için saçlarına biberiye dalları yerleştiriyor öğrenciler. Bugün de aromaterapide konsantrasyon ve hafıza denince ilk akla gelen bitki bu. 
  2. Mide yatıştırıcı: Mide bulantısı, şişkinlik ve kabızlık gibi rahatsızlıklarda çayı oldukça etkili. Anti inflamatuar etkisi nedeniyle mideyi, bağırsakları ve sindirim sistemini düzenliyor. 
  3. Antioksidan: Bugün tıp dünyasında en çok konuşulan faydalarından biri de antioksidan ve anti kanserojen yapısı. Güçlü içeriği nedeniyle başta kanser olmak üzere bağışıklık sistemini tehdit eden pek çok hastalığa karşı koruma sağlıyor. 
  4. Ağrı kesici: Biberiyenin, özellikle de biberiye yağının migrene karşı etkili olduğu biliniyor. Sinüsleri açan, rahatlatan ve yatıştıran kendine has esansıyla baş ağrısı çekenlerin yanı sıra, kas ağrısı ve romatizmayla başı dertte olanlar için de bir baş ucu bitkisi. 
  5. İdrar söktürücü: Çok iyi bir idrar söktürücü. Tuz, yağ, toksin ve patojenlerin vücuttan hızlı bir şekilde atılmasını sağlıyor. 
  6. Sakinleştirici: Modern kaotik dünyanın nimetlerinden(!) olan stresi minimize etmede de etkisi büyük. Çayı, anksiyete ve stresle mücadele eden kişilerde sakinleştirici bir etki yaratabiliyor. 
  7. Dezenfektan: Yağı ve suyu hem dâhili hem harici temizlikte kullanılabilen güçlü bir temizleyici.

Süper güç biberiye yağı 

Bitkinin kendisinden damıtılarak elde edilen biberiye yağı, hem kokusu hem içeriği itibariyle oldukça güçlü. Bu nedenle kullanım şekline dikkat etmek gerekiyor. Bu özel yağın faydalarını bulan kişi ise doktor ve botanikçi Paracelsus. 16. yüzyılda yaptığı araştırmalar sonucunda yağın kullanım alanlarını keşfeden ünlü bilim insanı, bugün pek çok ilacın içerisinde bu bitkinin kullanılabilmesinin de önünü açmış oluyor. 

 

Biberiye yağı faydaları  

  • Kokusu ve içeriğiyle ağız sağlığında dezenfektan olarak kullanılıyor. 
  • Buharı, solunum rahatsızlıklarına iyi geliyor. 
  • Ağrı olan bölgeye masajla uygulandığında ağrı kesici ve rahatlatıcı etki gösteriyor. 
  • Buhurdanlıkta sıcak suya damlatılarak kullanımı odaklanma, sakinleşme ve kaygıyı giderme açısından fayda sağlıyor. 
  • Seyreltilerek kullanımı iltihapların giderilmesi ve yaraların tedavisinde yardımcı. 
  • Saç diplerine uygulandığında saç köklerini güçlendiriyor, yeni saçların çıkmasını sağlıyor. 

Dikkat!: Biberiye yağının bir damlası için bile binlerce biberiye bitkisinin damıtıldığını hayal et. İşte bu yüzden etkisi oldukça güçlü ve tek başına, seyreltilmeden kullanılmaması gerekiyor. Badem yağı, zeytinyağı, hindistan cevizi yağı gibi baz yağların içine sadece birkaç damla damlatarak harici olarak kullanabilirsin. 

 

Saç ve cilt bakımında biberiye 

Gelelim saça ve cilde olan faydalarına. Biberiye özü içeren cilt bakım ürünlerinin en temel işlevlerinden biri antiaging olmaları. Vitamin ve minerallerle dolu bu antioksidan bitki, cildin kalitesini iyileştirmede, parlaklığını artırmada ve leke tedavisinde oldukça etkili. Bu nedenle Kore kozmetiği içerisinde oldukça sık kullanılıyor. 

Biberiyenin cilde faydaları 

  • Yaşlanma karşıtıdır. 
  • Leke gidericidir. 
  • Cilt yatıştırıcı ve yenileyicidir. 
  • Cilt sıkılaştırıcıdır. 
  • Antiseptik ve antimikrobiyal olması nedeniyle akneye, dermatite ve egzamaya iyi gelir. 
  • Kuruluğa iyi gelir. 
  • Kan dolaşımını artırır. 
  • Cilt tonunun eşitlenmesine yardımcı olur. 

Biberiyenin saça faydaları 

Biberiyeli doğal saç bakım ürünlerinin ve şampuanların düzenli kullanımı saç derisinin beslenmesi açısından önemli. Kepekle ve saç dökülmesiyle mücadelede de yine gerçek bir savaşçı olduğunu söyleyebiliriz. 

  • Saç köklerini güçlendirir. 
  • Saç dökülmesini durdurur. 
  • Saç beyazlamasını yavaşlatır. 
  • Saç derisini besler ve ölü kafa derisinden yeni saç çıkmasına yardımcı olur. 
  • Saçların kırılmadan uzamasını sağlar. 

 

Saçların dökülüyorsa:

Saçlarının dökülmesini önlemede biberiyeyi tercih edebilir,

Yaşlanma karşıtı etkisiyle biberiyeli cilt bakım ürünlerini kullanabilir,

Stres için bir nefes biberiye koklayabilir,

Bir tutam biberiye ile yemeğine lezzet ve sağlık katabilirsin.

Biberiyenin şifası hep seninle olsun!