Koronavirüse Karşı Çam Balı (propolis)! Salgın Sonrası Kilosu 2 Bin Liradan Satılıyor…

Sevgili okurlarım, Muğla Türkiye’nin çam balı üretiminin yüzde 80’lik bölümünü karşılarken, Köyceğiz ilçesinde bal arıları tarafından çiçeklerin öz sıvılarından toplanan macun kıvamındaki ‘propolis’in saf halinin kilosu 2 bin liradan satılıyor. Arıcılar, koronavirüs salgını nedeniyle, bağışıklık sistemini güçlendiren propolisin tüketilmesi için vatandaşa çağrı yaptı.

Dünyada turizm ve mermer ihracatından sonra çam balı üretimi konusunda da önemli yere sahip olan Muğla, ülke genelindeki çam balı üretiminin yüzde 80’ini karşılıyor. Yılın yarısını kovanlarının başında geçiren arıcılar, gecesini gündüzüne katarak çalışıyor. Türkiye’de de görülen koronavirüs salgını nedeniyle bağışıklık sistemlerini güçlendirmek isteyenler, doğal ürünlere yöneldi. Bu ürünler arasında arılar tarafından, bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarındaki öz sıvılarından toplanan ve güçlü antioksidan etkilere sahip olduğu bilinen propolis, en çok tercih edilenler arasında yer alıyor. Kilosu 2 bin liraya alıcı bulan propolis, bağışıklık sistemini güçlendirdiği için insanları virüslere karşı koruyor. Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde ise az miktarda üretilen gerçek propolis yok satıyor. Arıcılar, yoğun talep nedeniyle erkenden açtıkları kovanlardan propolis toplamaya çalışıyor.

‘EVDE KAL TÜRKİYE’M, HER GÜN BİR KAŞIK BAL YE TÜRKİYE’M’

Köyceğiz’de 32 yıldır arıcılık yapan Ramazan Özçakır (49), “Köyceğiz yeşilin, mavinin ve oksijenin bol olduğu bir ilçedir. Turizm yönünden potansiyeli yüksektir. Şirin ilçemizde 750 arıcı ailemizle sektöre katkı sağlamaya çalıyoruz. Muğla’nın en gözde olan balı, çam balıdır. Köyceğiz’in çam balının özelliği ikliminden dolayı antioksidandır. Glisemik değeri yüksektir. Şeker hastaları abartmamak kaydıyla balımızı kullanabilirler. Son zamanlarda hepimizin başına bela olan koronavirüsün boğazda takıldığı söyleniyor. Her gün bir kaşık Köyceğiz çam balı yiyerek virüsü önleyelim. Sloganımız ‘Evde kal Türkiye’m, her gün bir kaşık bal ye Türkiye’m’ diyoruz” dedi.

‘PROPOLİS, DIŞARIDAN GELEN VİRÜSLERE KARŞI ANTİVİRALDİR’

Koronavirüs gündemde olduğu için bal ve bal ürünlerine ilginin her geçen gün artığını belirten Özçakır, propolisin antibiyotik değeri yüksek bir ürün olduğunu belirtti. Özçakır şöyle devam etti:

“Propolis arının kendini muhafaza ettiği bir üründür. Kovanlara dışarıdan gelen haşereyi, soğuğu ve sıcağı dengeleyen antiseptik özelliği taşıyor. Propolisi biz ham olarak topluyoruz. Alkol ve su bazlı ya da zeytinyağı bazlı sıvı olarak da satışı yapılıyor. Dünyada şu anda propolis üzerine araştırmalar yapılıyor. Kanser hastalıklarının tedavisinde kullanıldığını biliyoruz. Virüse karşı koruyucu özelliği de var. Bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Dışarıdan gelen virüslere karşı antiviraldir. Arının bütün ürünleri şifadır. Propolisin şu an ham halinin kilosu 2 bin lira civarında. Firmaların operasyonel maliyetlerine göre, fiyatlarda artış olabiliyor. Koronavirüs gündemde olduğu için bal ve bal ürünlere ilgi her geçen gün artıyor” diye konuştu.

Özçakır, propolisin ham halini sabahları aç karnına bir nohut büyüklüğünde çiğneyerek yutulmasını, sıvısının ise dil altı alınmasını tavsiye etti.

LİMONUN SAYMAKLA BİTMEYEN FAYDALARI

Limonun bulunan mineraller ve vitamin

Limon iyi bir C ve B6 vitamini ile potasyum kaynağıdır. Büyük kısmı su ve basit şekerlerden oluşan karbonhidratlardan oluşur. Sağlıklı bir diyet lifi olan pektin içerir. Limonda bulunan lifin %50 – 60 kadarı pektinden oluşur. Çok az yağ ve protein vardır. Çeşitli sağlık yararları sağlayan sitrik asit (limon tuzu), hesperidin (P vitamini), diosmin, eriocitrin ve D-limonen gibi antioksidanlar içermektedir.

Limonun sağlığa faydaları

Böbreklere faydası

Böbrek taşları, atıklar böbreklerinizde kristalleştiğinde ve biriktiğinde oluşur. Limonun sitrik asitli yapısı idrar hacmini ve idrar pH’ını artırarak böbrek taşı oluşumunu engelleyebilir. Limonda bulunan hesperidin böbrekleri korur.

İnme riskini düşürebilir

Limon tüketimi özellikle kadınlarda iskemik inme (kan akışını durduran bir kan pıhtısı) riskini azaltabilir. Kandaki düşük C vitamini düzeyleri özellikle fazla kilolu ve yüksek tansiyona sahip kişilerde inme riskinde artışla bağlantılıdır.

Kanserle savaşır

Limonda bulunan hesperidin antioksidan özellikleriyle serbest radikallerle mücadele eder, vücudun savunma sistemini uyarıcı özellikler gösterir. Limonun kabuğunda bulunan d-limonen bileşiğinin tümör küçültücü etkisi olduğu ve hücreleri programlı ölüme (apoptoz) götürebileceği gösterilmiştir. Pankreas, mide, cilt ve akciğer kanserinin büyümesini yavaşlatır. Limondaki lif pektin kolon ve meme kanserinin büyümesini yavaşlatabilir. Ayrıca yüksek miktarda ve düzenli C vitamini tüketimi de oksidatif stresi önlemeye yardımcıdır.

Alerjik astımı önleyebilir

Alerjik hastalıkların gelişimi genellikle vücuttaki aşırı oksidatif stres ile ilişkilidir. Limonda bulunan flavonoidler (hesperidin ve d-limonen) serbest radikalleri temizlemeye yardımcı olur ve alerjik reaksiyonları azaltır. Ayrıca alerjik astım gibi hastalıklara neden olan iltihap oluşumların gelişmesini engeller.

Anemiye iyi gelir

Demir vücutta oksijen iletiminden ve kırmızı kan hücrelerinin yapımından sorumludur. Anemi genellikle demir eksikliğinden kaynaklanır ve menopoz öncesi kadınlarda yaygındır. Limonun C vitamini bakımından güçlü yapısı diyetten demir emiliminin artmasını sağlar.

Bağışıklık sistemini güçlendirir

Limonda bulunan pektin bağışıklık sistemini canlandırıcı etki gösterir. Vücutta üretilmeyen B6 vitamini de bağışıklığın sağlıklı çalışması için gereklidir ve kronik hastalıklara karşı koruma sağlamaktadır. Hesperidin bileşiği merkezi sinir sistemi hastalıklarının doğal tedavisinde kullanılmaktadır.

Sindirim sağlığını korur

Limonda bulunan çözünebilir lif pektin bağırsakları çalıştırır, doğal bir karbonhidrat olarak şeker ve nişastaların sindirimini yavaşlatıp kan şekeri seviyelerinin dengede kalmasını sağlar. Kabızlığı önlemek için limon suyu içilebilir. Güne başlarken sıcak suya sıkılacak yarım limonun suyunu taze nane ile içmek sindirim sistemini rahatlatıp zindelik sağlar.

Kalp sağlığına iyi gelir

Limonda bulunan hesperidin bileşiği diosminle birlikte vasküler (damarsal) koruma sağlar. Diğer antioksidan naringin de ateroskleroz (damar sertliği) hastalığına karşı kullanılabilir. Potasyum minerali kalp hastalıkları ve kötü kolesterol için risk faktörlerini azaltır. Yeterli ve düzenli C vitamini alımıyla kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riski düşer.

Limon ve hipertansiyon

Her sabah, aç karnına ılık bir bardak suyla karıştırılmış limon suyunun kan damarlarını yumuşatarak ve esnek olmalarını sağlayarak hipertansiyonu engellediği düşünülmektedir. Ancak bu konuyla ilgili henüz yeterli çalışma bulunmamaktadır.

Limon ve diyabet

Amerikan Diyabet Birliği limonu ve portakalı diyabete karşı süper gıdalar olarak listelemiştir. Limon ve portakal aynı miktarda karbonhidrat içermekle birlikte limonda şeker oranı daha düşüktür. Ayrıca limonun suyu, yüksek glisemik indeks (GI) içeren bir gıda ile birlikte tüketildiğinde, nişastanın şekere dönüşümünü yavaşlatabilir ve böylece yiyeceklerin GI’sini düşürebilir.

Limon ve kemik erimesi (osteoporoz)

Limon alkalize olmasının yanı sıra, içerdiği C vitamini, kalsiyum, magnezyum ve potasyum sayesinde kemik erimesi için temel gıdalardan biridir. Askorbik asit olarak da bilinen C Vitamini, kemikleri ve kıkırdakları koruyan kolajen üretimi için gereklidir. Limon suyu ayrıca potasyum ve kalsiyumun uygun şekilde emilmesi için gerekli olan magnezyum içerir. Potasyum, metabolik asitleri nötralize ederek kemik sağlığını destekler, böylece vücudun kalsiyum depolarını korur.

Limon ve grip

Limon, bağışıklık sistemini güçlendiren, antiviral ve antibakteriyel özelliklere sahip doğal bir antioksidandır. Bu özellikleriyle soğuk algınlığı veya gripten korunmak için mükemmel bir doğal tedavidir. Balgam, boğaz ağrısı ve öksürük tedavisinde etkilidir. Limonun suyu ve balı karıştırarak tüketmek öksürük ve boğaz ağrısının azalmasına yardımcı olabilir.

İdrar söktürücü olarak limon

Limon ılık ya da sıcak suya katılıp tüketildiğinde idrar çıkışını arttırır. Bu sayede su tutulumu olan kişilere özellikle fayda sağlar. İdrar atımıyla vücuttan toksinlerin ve zararlı bakterilerin atılımı gerçekleşir.

Limon kabuğunun faydaları

Limonun kabuğu, suyundan 5 ila 10 kat daha fazla vitamin barındırır. Limonu yıkayıp kuruladıktan sonra dondurun. Kullanmak istediğinizde rendeleyin ve arzu ettiğiniz bir salataya, yemeğe veya meyve suyuna katarak tüketin. Faydaları şöyle sıralanabilir;

  • Vücudu toksinlerden arındırır. Karaciğeri temizler. Antiseptiktir.
  • Kabızlığı önler, gazı giderir, mideyi rahatlatır.
  • Kronik hemoroit belirtilerini önlemek için kullanılabilir.
  • Ciltte ve dişte oluşan lekeleri önleyebilir.
  • Yaraların iyileşme sürecini hızlandırır.
  • Enfeksiyonlarla mücadele eder, solunum sorunlarına iyi gelir

 

Limon yağının faydaları

Limon yağı limonun kabuğundan çıkarılan esansiyel bir yağdır; kabuğunda birçok aromatik yağ ve uçucu bileşik bulunur. Bu faydaları şöyledir;

  • Ağız ve diş sağlığını korur
  • Üst solunum yollarına iyi gelir.
  • Cilt, saç ve tırnak ile ilgili sorunlarda kullanılabilir
  • Odaklanmayı sağlar.

Limon yağı genellikle aromaterapi ürünlerinde (diğer turunçgillerin yağlarıyla karışım halinde) veya 1 çay kaşığı taşıyıcı yağa 2-3 damla limon yağı eklenerek şampuan ya da vücut temizleyicisi olarak kullanılabilir. Limonyağı, karbonat ve Hindistan cevizi yağıyla karıştırılarak 2 dakika boyunca dişler ovulursa dişlerde beyazlama sağlayabilir. Tırnak mantarında tırnakları limon kabuğu yağı ile ovmak işe yarayabilir.

Limon suyunun faydaları

  • Solunum sorunlarına iyi gelir: Limon suyu zengin bir C vitamini kaynağı olarak uzun süreli solunum bozuklukları ile de başa çıkmada yardımcı olur.
  • Hazımsızlığı önler. Hazımsızlık ve kabızlıkla ilgili sorunların giderilmesine yardımcıdır. Yemeğe biraz limon sıkmak sindirime yardımcı olur.
  • Ateşi azaltır. Limon suyu, nezle, grip veya ateşi olan bir kişinin tedavisinde yardımcı olabilir. Terlemeyi artırarak ateşi kırmaya yardımcı olur.
  • Diş bakımı sağlar. Limon suyu ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilir. Diş etlerine limon suyu ile masaj yapmak, diş eti kanamasını durdurabilir, ayrıca çeşitli diş eti hastalıklarından ve diğer koşullardan gelebilecek kötü kokuları da ortadan kaldırabilir
  • Yanıkları giderir. Limon suyu cilt üzerindeki yanma hissini azaltır ve izlerin solmasına yardımcı olabilir.
  • Küçük kanamaları durdurur. Antiseptik ve pıhtılaşma özelliklerine sahiptir, bir parça pamuk topuna limon suyu uygulayabilir ve burun kanamasını durdurmak için burnun içine yerleştirebilirsiniz.
  • İyi bir temizleyicidir. Limon suyu yağları çözme kabiliyetleri ve ferahlatıcı aroması nedeniyle etkili bir temizlik ürünüdür.
  • Cilt sağlığını korur. Doğal bir antiseptik ilaç olan limonsuyu, güneş yanıklarının ağrılarını azaltmak için uygulanabilir, sivilce ve egzamaya iyi gelir. Yaşlanma karşıtı bir çözüm olarak kırışıklıkları ve siyah noktaları giderebilir.

DIŞARIDA YEMEK YEMENİN ZARARLI OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre dışarıda sıklıkla yemek yiyenler, PFAS, BPA ve ftalat gibi zararlı kimyasallara daha yüksek seviyede maruz kalıyor.

Medicaldaily internet sitesinde yayımlanan habere göre, Silent Spring Enstitüsü’ndeki araştırmacıların, ABD Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Anketi’ne (NHANES) katılan 10 bin 100 kişinin verileri üzerinden yaptığı araştırma, dışarıda yemek yiyenlerin PFAS olarak da adlandırılan zararlı kimyasal içeriklere daha fazla maruz kaldığını ortaya koydu.

Kan tahlilleri yapılan katılımcılardan evde beslenenlerin kanlarında, dışarıda yemek yemeyi daha çok tercih edenlere oranla daha az seviyede kimyasala rastlandı.

Uzmanlar, evde hazırlanan yemeklerin restoranda hazırlananlardan daha sağlıklı olduğunu ve daha az PFAS içerdiğini kaydetti.

Restoranlarda bulunan gıdaların özellikle depolanma aşamasında bu zararlı kimyasallara yüksek düzeyde maruz kaldıkları tespit edildi.

Özellikle PFAS’lar kanser, üreme, tiroit sorunları ve düşük doğum ağırlığı gibi rahatsızlıklara yol açıyor.

Paketlenerek depolanan gıda malzemelerinin BPA ve ftalat benzeri başka kimyasal maddeleri içerdiği de kaydediliyor.

Nohutun faydaları

NOHUTUN FAYDALARI

Nohutun sağlık yararlarından bazıları şunlardır:

Diyabetin önlenmesi

Nohutta sindirimi optimize ederek kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olan yüksek miktarda çözünür lif vardır. Normal seviyelerde insülin ve kan şekeri sağlayarak diyabet gelişimini önleyebilir ve insanların durumu yönetmesine yardımcı olabilir.

Güçlü kemikler

Nohutun, demir, fosfor, magnezyum, bakır ve çinko yönünden zengin olması kemik sağlığı için son derece önemlidir. Bu minerallerin çoğu kemik mineral yoğunluğunu iyileştirmek ve osteoporoz gibi yaşa bağlı koşulları önlemek için gereklidir.

Kanser

Mineral selenyum meyve ve sebzelerin çoğunda bulunmamakla birlikte, nohutlarda bulunur. Karaciğer enzimlerinin düzgün çalışmasına ve vücutta kansere neden olan bazı bileşiklerin detoksifikasyonuna yardımcı olur. Ek olarak, selenyum iltihabı önler ve tümör büyüme oranlarını azaltır. Nohut ayrıca DNA sentezi ve onarımında rol oynayan folat içerir, böylece DNA’da kanser hücrelerinin oluşumunun önlenmesine yardımcı olur. Nohutta bulunan fitokimyasallar olan saponinler, kanser hücrelerinin vücutta çoğalarak yayılmasını önler. Nohut ve diğer baklagillerden, tam tahıllardan, meyvelerden ve sebzelerden yüksek lif alımı, kolorektal kanser riskini azaltır.

Hamileler için oldukça önemli

Folat, özellikle kadınlar için birçok farklı sebepten dolayı önemli bir B vitaminidir. Düşük folat seviyeleri, nöral tüp defektleri ve çocukların doğumundaki diğer komplikasyonlarla yakından ilişkilidir. Hamilelikte beslenmeye folat bakımından zengin nohutun eklenmesi, bebeğin sağlıklı doğumunu sağlamak için lezzetli bir yoldur.

Kalp sağlığı

Nohuttaki yüksek lif, potasyum, C vitamini ve B-6 vitamini içeriği kalp sağlığını destekler. Nohut, kandaki toplam kolesterol miktarını düşürmeye yardımcı olan önemli miktarlarda lif içerir ve böylece kalp hastalığı riskini azaltır. Bir çalışmada, günde 4.069 miligram potasyum tüketenler, iskemik kalp hastalıklarından; daha az potasyum tüketenlere (günde yaklaşık 1.000 mg) kıyasla % 49 daha düşük ölüm riski taşıyorlardı.

İltihapla savaşır

Nohuttaki kolin, vücudun kronik iltihapla savaşma yeteneğinde hayati bir rol oynayan bir makro besindir. Aynı zamanda uyku döngüsünü düzenler, kaslardaki hareket aralığını arttırır, ayrıca öğrenmeyi ve hafızayı artırır.

Saç dökülmesine karşı etkili

Yüksek protein ve demir içeriği nedeniyle nohut saç dökülmesi yaşayanlar için harika bir doğal takviye görevi görebilir. Nohut ayrıca A, B ve E vitaminleri kaynağı olup, hepsi kafa derisi sağlığını iyileştiren ve kan dolaşımını artıran omega 6 yağ asitleri açısından oldukça zengindir.

Göz sağlığını artırır

Nohut, daha iyi bir görüşe yardımcı olan A, C ve E vitaminleri gibi iyi bir çinko ve vitamin kaynağıdır. Düzenli olarak nohut alımı görme yeteneğinizi artırabilir.

Cilt bakımı

Nohuttaki manganezin varlığı cilt sağlığını arttırır, kırışıklıkların ve ince çizgilerin oluşumunu önler. Temel olarak, manganez, serbest radikallerin zararlı etkilerini tersine çevirerek kırışıklıkları önler.

Kaynak: Sozcu

Sarımsak Tozu Nasıl Yapılır? Nerelerde Kullanılır? Faydaları Nelerdir?

Zahmetsiz Sarımsak Lezzeti: Sarımsak Tozu

Sevgili okurlarım köklü geçmişi ve faydalarının yanı sıra kendine has lezzeti ile Türk mutfağının vazgeçilmez ögelerinden biri olan sarımsak, soğanlı yapıya sahip bitkisel bir besindir. Vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan antibiyotik özelliği ile ön plana çıkan besin, Orta Asya asıllıdır.

Birçok kültürde ve uygarlıkta ilaç olarak kullanılan sarımsak, 18. yüzyılda Fransa’da yaşanan veba hastalığını önlemek amacıyla şarap ile birlikte kullanıldı. Birinci Dünya Savaşı’nda ise kangren olasılığını önlemek amacıyla askerlere verildi.

Salatalara, çorbalara, yemeklere, mezelere katılan sarımsak taze olarak tüketilebildiği gibi tozu, yağı ve turşusu kurularak da kullanılabilir. Taze olarak günde 2 diş, sarımsak tozu olarak günde 1200 miligram ve yağ şeklinde ise 0,12 mililitrenin üzerinde kullanılması önerilir. Aşırı tüketimi mide sorunlarına yol açabilir.

Taze sarımsağın kurutulup toz haline getirilmesi ile meydana getirilen sarımsak tozu oldukça lezzetlidir. Taze sarımsak normalde %80 oranında su içerir. Kurutulma işlemine tabi tutulan sarımsakta su oranı oldukça düşer. 5 kilogram taze sarımsaktan yaklaşık 1 kilogram sarımsak tozu elde edilir. İşlem sırasında su buharlaşır ve sadece sarımsak özü kalır. Bu nedenle sarımsak tozu aroma, yağ, protein, vitamin, karbonhidrat ve kalori açısından çok zengindir.

Sarımsak Tozu Nasıl Yapılır?

Evde sarımsak tozu yapımı oldukça kolay ve pratiktir. Gerekli olduğu kadar, kullanıcının istediği kadar sarımsak tozu yapılabilir:

  • İstenilen miktardaki sarımsağın kabukları soyulur ve baş kısımlarında yer alan tepecikler temizlenir.
  • Tepecikler alınırsa sarımsak tozunun rengi daha beyaz olur.
  • Kabukları soyulan ve temizlenen sarımsaklar yuvarlak yuvarlak dilimlenir.
  • Doğranan sarımsaklar fırın tepsisi üzerine serilen yağlı kağıt üzerine alınır.
  • Sarımsakları fırın tepsisine sererken dikkat edilmesi gereken nokta üst üste gelmemelerini sağlamaktır. Üst üste gelen sarımsaklar iyice pişmeyebilir.

  • 200 dereceye getirilen fırına atılan sarımsaklar iyice kuruyuncaya kadar kavrulur.
  • Sarımsaklar ele alındığında sertleşmişse ve rengi değişmişse iyice kavrulmuş anlamına gelir.
  • Kavrulan sarımsaklar fırın tepsisinden alınarak temiz bir bez ya da ince bir tülbent üzerine yerleştirilir.
  • Sarımsaklar iyice soğuduktan sonra içinde bulunduğu tülbent bohça halinde toplanarak havan içine yerleştirilir ve un haline gelinceye kadar dövülür.
  • Havanda dövmek yerine sarımsaklar blenderdan da geçirilebilir.
  • Un haline getirilen sarımsaklar yaklaşık 30 dakika oda sıcaklığında dinlendirilir.
  • Dinlendirdikten sonra sarımsak tozu karıştırılır ve cam bir kavanoz içine koyularak kapağı sıkıca kapatılır.
  • Işık almayan karanlık bir alanda nemden koruyarak sarımsakların muhafaza edilmesi gerekir.

Sarımsak Tozu Nerelerde Kullanılır?

  • Yoğun aromaya sahip olan sarımsak tozu, hazır gıda sektöründe yaygın olarak kullanılır.
  • Hazır çorbalar, şarküteri ürünleri, hazır soslar, hazır yemekler, fast food yemeklerinde kullanım kolaylığı nedeniyle sarımsak tozu tercih edilir.
  • Evde hazırlanan yemeklerde ve çorbalarda kullanılır.

  • Sarımsağın kullanıldığı tüm alanlarda sarımsak tozu da kullanılabilir.
  • Bulgur pilavı, makarna ve salata soslarına sarımsak sosu eklenerek muhteşem lezzetler elde edilebilir.
  • Aroma arttırıcı özelliğinin yanı sıra kıvam sağlayıcı özelliğe de sahip olan sarımsak tozu özelikle sulu yemeklerde tercih edilir.
  • Balık, tavuk ve et yemeklerinde ve çiğ köfte harçlarında sevilerek tüketilen ürün, sulu köfte ve mangal için hazırlanan soslarda da kullanılır.
  • Endüstriyel yemek üretimi yapan büyük firmalarda kek, kraker, bisküvi yapımında kıvam ve aroma arttırıcı olarak kullanılmasının yanı sıra evcil hayvan yemlerinin içinde de yer alır.

Sarımsak Tozu Faydaları Nelerdir?

  • İyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterolünü artıran sarımsak tozu, kötü kolesterol LDL’yi düşürür ve total kolesterolün dengelenmesine yardımcı olur.
  • Doğal bir ürün olan sarımsak tozu kan şekerini düzenleyici etkiye sahiptir. İnsülin salgılanmasını düzene sokarak direnç oluşmasını engellemeye yardımcı olur.
  • Kan akışını hızlandırıcı etkiye sahip olan sarımsak tozu kan basıncını düzenleyerek tansiyonun dengelenmesini sağlamaya yardımcı olur.
  • Kalp damar hastalıklarına yakalanma ve kalp krizi riskini minimuma indirger.
  • İltihap sökücü etkiye sahip olan sarımsak tozu vücudun iltihabi enfeksiyonlarla mücadelesini destekler ve alerjik rinit, bronşit gibi hastalıkların tedavisine yardımcı olur.
  • İçeriğinde yer alan sülfürlü bileşikler ve antioksidan vitamin ve mineraller sayesinde vücudun bağışıklık sistemini destekleyerek hastalıklara karşı mücadelesine yardımcı olur. Kanser hücrelerinin oluşumunu engeller ve oluşan hücrelerin çoğalmasını önler.

  • Vücutta metabolik olaylar sonucu oluşan serbest radikallerin ve toksin maddelerin atılmasına yardımcı olur. Toksin maddelerin vücuttan atılması metabolizma hızını arttırır. Ayrıca vücutta biriken fazla suyun atılmasını sağlar ve ödem atmaya yardımcı olur ve idrar söktürücü özelliğe sahiptir.
  • Peki, sarımsak tozu zayıflatır mı? Metabolizmayı hızlandırıcı etkiye sahip olan sarımsak tozu, sağlıklı bir diyet ve egzersize ek olarak kullanıldığında zayıflamaya yardımcı olabilir.

Sarımsak Tozu Zararları Nelerdir?

  • Midenin asit oranını arttıran sarımsak tozu aşırı tüketildiğinde sindirim sistemi sorunlarına neden olabilir.
  • Mide ve bağırsaklarda şişkinlik ve gaz oluşturabilen sarımsak tozu ağızda koku da yapar.
  • Bunlara ek olarak önerilenin üzerinde sarımsak tozu kullanımı, baş dönmesi, yorgunluk, iştah azalması ve baş ağrısına neden olur.
  • Kan inceltici özelliği ile ön plana çıkan sarımsak tozu kanın pıhtılaşmasını engeller.
  • Ameliyat öncesinde bu özelliğinden dolayı kullanılması önerilmez.
  • Kronik hastalıklar için kullanılan ilaçlarla birlikte alındığında ilaçların etkisini azaltabilir ya da arttırabilir.
  • Özellikle kan inceltici ilaçlarla birlikte sarımsak tozu kullanılmamalıdır.

Sarımsak Tozu Kokar Mı?

  • Antibiyotik özellikleri nedeniyle şifa kaynağı olarak görülen sarımsak tozu, binlerce yıldır tüm dünyanın ortak kullandığı besinlerden biridir. Sarımsak tozu içeriğinde yer alan alisin maddesi sarımsağın kendine özgü aromasını veren maddedir.
  • Taze sarımsaktan daha yoğun bir aromaya sahip olan sarımsak tozu kullanıldığında ağızda kokuya neden olur. Bu nedenle sarımsak tozunu kullanmak istemeyenler olabilir.
  • Tüketimini bırakmak yerini kullandıktan sonra kokuyu gideren yöntemleri uygulamak daha uygundur.
  • Sarımsak kokusunu önleyen doğal yöntemler arasında karbonat gelmektedir. Sarımsak tozu kullandıktan sonra dişler fırçalanır ve karbonatlı su kullanılarak ağız çalkalanır.

Ağızdaki Sarımsak Kokusunu Gideren Gargara

Malzemeler:

  • İçme suyu
  • Tuz
  • Karbonat

Uygulanışı:

  • 1 su bardağı ılık su içerisine eklenen 1 çay kaşığı tuz ve 1 tatlı kaşığı karbonat iyice karıştırılır.
  • Hazırlanan karışım ağızda gargara yapılarak tükürülür.
  • Bu karışım aynı zamanda diş çürüklerinin, ağızda bulunan patojen bakterilerin ve boğaz enfeksiyonlarının önlenmesinde de etkindir.

Ayrıca:

  • Taze Nane: Sarımsak kokusunu gideren bir diğer yöntem de taze nanedir. Taze nane içinde bulunan klorofil kendine has aroması ile ağızdaki sarımsak kokusunu bastırıcı özelliğe sahiptir. Sarımsaklı bir yiyecekten sonra bir miktar taze nane çiğnenmesi ya da taze nane çayı tüketilmesi ağız kokusunu giderebilir.
  • Elma: Sarımsak kokusunu gidermeye yarayan bir diğer yöntem ise elma yemektir. Elmanın içeriğinde yer alan fenol bileşikler ve enzimler sarımsağın ağızda bıraktığı aromatik etkiyi gidermeye yardımcıdır.

Sarımsak Tozu Nerede Satılır? Fiyatı Ne Kadar?

  • En az taze sarımsak kadar vücuda yararlı etkilere sahip olan sarımsak tozu, kemik ve diş sağlığın korunmasından menopoz döneminde görülen rahatsızlıkların önlenmesine kadar tüm vücut sağlığını koruyucu etki gösterir.
  • Taze sarımsak hazırlanırken ellerde bıraktığı kokusu ve zahmetli kullanımı nedeniyle bazen tercih edilmeyebilir.
  • Daha pratik ve kolay kullanıma sahip olan sarımsak tozu taze sarımsak tüketmek istemeyenler tarafından tercih edilir.
  • Hazır gıda sektörü için endüstriyel olarak sarımsak tozu üretimi yapılır.
  • Ayrıca sarımsak tozu evde doğal yöntemlerle hazırlanabildiği gibi satın alarak da kullanılabilir.
  • Büyük alışveriş merkezlerinde, organik ürün satışı yapan dükkanlarda, aktarlarda ve internet üzerinden bitkisel ürün satışı yapan firmalardan online sarımsak tozu satın alınabilir.
  • Sarımsak tozu fiyat olarak uygundur.
  • Sarımsak tozu fiyatları ürünün markasına, kalitesine ve miktarına göre farklılık gösterir.

Koenzim Q10 Nedir? Sizi Canlandıracak  Faydaları Nelerdir?

Enerji ve Gençlik İksiri: Koenzim Q10

Sevgili okurlarım özellikle son yıllarda adını sıkça duyduğumuz koenzim q10, ülkemizde yaygın olarak görülen kalp yetmezliği ve yüksek tansiyon başta olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Uzun yaşamın sırrı olarak gösterilen bu maddenin asıl görevi hücrelerin enerji üretimine yardımcı olmaktır.

Kanserle savaşan, kalbi ve beyni koruyan ve cildi gençleştiren koenzim q10 ile ilgili merak edilen her şey bu yazıda. İşte, koenzim q10 faydaları ve kaynakları!

 

Koenzim Q10 Nedir?

  • Son dönemde gerek reklamlar gerekse uzmanların basına yaptığı açıklamalar aracılığıyla adını sık sık duyduğumuz koenzim q10, vücudumuzda doğal olarak bulunan bir moleküldür.
  • İlk kez 1957 yılında keşfedilen koenzim q10 bileşeni, o dönemde sadece q10 olarak adlandırılmış.
  • Temel görevi ise gıdaların enerjiye dönüştürülmesini sağlamaktır. CoQ10 olarak da bilinir.
  • Görevlerini yaparken daha fazla enerjiye ihtiyaç duyan kalp, karaciğer, pankreas, böbrekler gibi organlar başta olmak üzere her hücrede bulunur.
  • Güçlü bir antioksidan olan koenzim q10, hücreleri oksidatif hasardan ve hastalığa neden olan bakterilerden veya virüslerden korur.
  • Koenzim q10 vücutta doğal olarak üretilse de, yaşın ilerlemesiyle birlikte üretim azalır.
  • Bazı gıdalarda da bulunan bu molekül, günümüzde laboratuvar ortamında üretilebiliyor.
  • Koenzim q10 eksikliği durumunda bu maddeyi içeren gıdaların alımı arttırılabilir ya da doktora danışarak takviye alınabilir.

Koenzim Q10 Faydaları – Sizi Canlandıracak 12 Özelliği

1) Güçlü Antioksidandır

  • Antioksidan özelliğiyle ön plana çıkan koenzim q10, serbest radikallerle savaşarak hücrelerde meydana gelebilecek olası oksidanları önler.
  • Dolayısıyla vücudu hastalıklardan korur.

antioksidan

2) Bağışıklık Sistemini Destekler

  • Bağışıklık sistemi dengesiz ve yetersiz beslenme başta olmak üzere çeşitli nedenlerle zayıflayabilir.
  • Yapılan araştırmalarda koenzim q10 eksikliğinin de bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olduğu ortaya konmuştur.
  • Bununla birlikte koenzim q10 molekülünün bağışıklık sisteminin dengeli çalışmasında ve zayıflayan bağışıklık sisteminin tekrar güçlendirilmesinde etkili olduğu kanıtlanmıştır.

 

3) Kalp Yetmezliği Tedavisine Yardımcı Olur

  • Koroner kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve kalp yetmezliği başta olmak üzere tüm kalp rahatsızlıkları oksidatif hasar artışıyla damar ve arterlerin inflamasyonuna neden olabilir.
  • Diğer yandan kalp yetmezliğine yönelik bazı tedaviler de koenzim q10 seviyesini düşürebilir.
  • Yapılan araştırmalarda koenzim q10 takviyesinin bu hastalardaki serbest radikaller ile savaştığı, egzersiz kapasitesini ve kalp fonksiyonlarını arttırdığı gözlenmiştir.
  • Ayrıca koenzim q10 damarları genişleterek kalp krizi geçirme riskini azaltır.
  • Kalp krizi geçiren kişilerin ikinci bir kalp krizi geçirme riskini % 50 oranında düşürür.
  • İsveç’te yapılan bir araştırmada, selenyum ile koenzim q10’in birlikte alınmasının kardiyovasküler rahatsızlıklara bağlı ölüm oranını azalttığı kanıtlanmıştır.

kalp hastalığı

4) Yüksek Tansiyonun Düşmesinde Etkilidir

  • Koenzim q10 düzenli bir beslenme programı ve kontrollü sodyum (tuz) tüketimiyle birlikte hipertansiyon hastalarında tansiyonun düşürülmesine olumlu yönde katkı sağlar.

tansiyon

5) Kan Şekeri Kontrolünü Sağlar

  • Sağlıksız beslenme, stres gibi faktörler pankreas hücrelerine hasar vererek şeker hastalığının oluşumuna neden olur ve hastalığın ilerlemesini hızlandırır.
  • Koenzim q10 bu hastalarda hasar oluşumuna neden olan bileşikleri yok eder ve kan şekerini düzenler.
  • Yağları enerjiye dönüştürerek yağ hücrelerinin birikimini azaltır. Böylelikle şeker hastalığının başlıca risk faktörü olan obeziteyi önler.

diyabet

6) Kolesterol İlacının Yan Etkilerini Azaltabilir

  • Vücuttaki koenzim q10 sentezi kolesterolün üretimi ile uyumlu olarak gerçekleşir. Ancak kolesterolü düşüren ilaçların en önemli yan etkilerinden biri koenzim q10 üretiminin baskılamasıdır.
  • Bu durumda yorgunluk ve kas ağrısı gibi etkiler görülebilir.  Ancak koenzim q10 takviyesiyle kolesterol ilacı kullanan kişilerin enerjilerini yeniden artırmak mümkündür.

 

7) Doğurganlığı Olumlu Yönde Etkiler

  • Mevcut yumurtaların sayısındaki ve kalitesindeki düşüş nedeniyle yaşla birlikte kadın doğurganlığı azalabilir.
  • Yaş ilerledikçe vücuttaki koenzim q10 üretimi azalır, vücut yumurtayı oksidatif hasara karşı korumak için daha az etki gösterir.
  • Koenzim q10 içeren besinler ya da takviyesi süreci tersine çevirerek kadın doğurganlığına olumlu yönde etki eder.
  • Diğer yandan erkeklerde de oksidatif hasar sperm sayısını azaltarak kısırlığa neden olabilir.
  • Yapılan araştırmalarda koenzim q10 takviyesinin antioksidan etkisiyle sperm kalitesini, aktivitesini ve konsantrasyonunu arttırdığı gözlemlenmiştir.

hamile

8) Cildi Besler

  • Koenzim q10 cilde faydaları ile oldukça merak edilen bir madde. Güçlü antioksidan etkisiyle serbest radikallerin cilt yüzeyindeki etkilerini azaltır.
  • Hatta bu özelliği sayesinde koenzim q10 günümüzde birçok cilt kreminin içerisinde kullanılan bir bileşendir.
  • Koenzim q10 içeren besinleri düzenli olarak tüketmek ya da bu bileşeni takviye olarak almak cildi besler ve gençleştirir.
  • Yaşlanma belirtilerini yavaşlatır.
  • Cilt üzerindeki etkileri başta olmak üzere koenzim q10 faydaları Osman Müftüoğlu tarafından da sıklıkla dile getirilmektedir.

cilt bakımı

9) Beyin Sağlığını Korur

  • Mitokondriler beyin hücrelerimizin enerji üretim merkezleridir. Ancak yaşla birlikte mitokondriler hem tembelleşir hem de sayıları azalır.
  • Koenzim q10 içeren yiyecekleri düzenli olarak tüketmek ya da takviyesini almak mitokondride oluşabilecek fonksiyon kaybının önüne geçer ve enerji üretimini destekler.
  • Ayrıca alzheimer ve parkinson gibi ileri yaş hastalıklarının ilerlemesini yavaşlatır.

beyin sağlığı

10) Vücudu Kanserden Korur

  • Serbest radikaller vücutta hücre hasarına neden olarak hücrelerin görevlerini yerine getirmesini engeller.
  • Vücutta serbest radikaller arttıkça kansere yakalanma riski de artar.
  • Serbest radikallerle mücadele eden koenzim q10, sağlıklı hücrelerdeki enerji üretimini arttırarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Böylelikle vücudu kanserden korur.

kanser

11) Yaşa Bağlı Görme Kaybını Azaltır

  • Koenzim Q10, acetyl-L-carnitine ve omega-3’ün birlikte alımı yaşa bağlı görme kaybını azaltır.

görme

12) Fibromiyalji Şikayetlerini Azaltır

  • Fibromiyalji hastalığının en sık görülen belirtileri eklem ve kas ağrıları, yorgunluk, sabah yorgunluğu ve tetik noktalarındaki rahatsızlıklardır.
  • Koenzim q10 takviyesi alan hastalarda tüm bu şikayetlerin büyük oranda azaldığı kanıtlanmıştır.

 

Koenzim Q10 Eksikliği Belirtileri Nelerdir, Nasıl Anlaşılır?

Koenzim q10 eksikliğinin başlıca nedenleri şunlardır:

  • B6 vitamini eksikliği,
  • Koenzim q10 sentezindeki genetik bozukluklar,
  • Çeşitli rahatsızlıklar neticesinde oluşan artan doku talepleri,
  • Mitokondriyal hastalıklar,
  • Yaşlanmaya bağlı meydana gelen oksidatif stres,
  • Yetersiz ve dengesiz beslenme,
  • Statin tedavisinin olası yan etkileri.

Püf Noktası

  • Sağlıklı beslenen ve herhangi bir hastalığı olmayan kişilerde koenzim q10 eksikliği görülmez. Ancak kalp yetmezliği, kolesterol, kalp ritm bozukluğu, kalp krizi, kardiyovasküler hastalıklar, kemik hastalıkları, alzheimer, parkinson, dejeneratif kas hastalıkları, diyabet, kanser ve Otizm Spektrum Bozuklukları (OSB) gibi hastalıklara koenzim q10 eksikliği eşlik edebilir. Bu gibi durumlarda koenzim q10 ölçümü yapılmalıdır.
  • Koenzim q10 eksikliği nasıl giderilir diye merak edenler için hemen açıklayalım: Düzenli ve dengeli beslenerek doğal yollarla koenzim q10 eksikliğini giderebilirsiniz.
  • Dilerseniz eczane, aktar ve internet siteleri aracılığıyla kolaylıkla temin edebileceğiniz tablet şeklindeki koenzim q10 takviyelerinden kullanabilirsiniz.

 

Koenzim Q10 Hangi Besinlerde Bulunur?

Doğal yollarla koenzim q10 takviyesi almak isteyen kişilerin aklında “koenzim q10 nelerde var” sorusu dönüp duruyor. İşte koenzim q10 içeren yiyecekler:

Kırmızı Et

  • Koenzim q10 açısından en zengin besin grubu kırmızı ettir.
  • 58 gr pişirilmiş dana eti ortalama 2.6 mg koenzim q10 içerir.
  • Aynı miktardaki tavuk etinde ise koenzim q10 miktarı 1.2 mg’dır.

kırmızı et

Yağlar

  • Soya fasulyesi, kanola ve susam yağı gibi bazı doğal yağlar koenzim q10 açısından zengindir.
  • Yağın nasıl işlendiğine bağlı olarak değişse de, 1 yemek kaşığı soya fasulyesi yağında 1.3 mg, 1 yemek kaşığı kanola yağında ise 1 mg koenzim q10 bulunur.

soya yağı

Kuru Yemiş ve Yağlı Tohumlar

  • Sağlığımız için faydalı bir başka besin grubu olan kuru yemiş ve tohumlar, koenzim q10 açısından da zengindir.
  • 30 gram yer fıstığında 0.8 mg, susamda 0.7 mg ve şam fıstığında 0.6 mg oranında koenzim q10 bulunur.

kuru yemişler

Sebze ve Meyveler

  • Ispanak, brokoli, karnabahar, portakal, çilek ve Antep fıstığı en fazla koenzim q10 içeren bitkisel kaynaklardır.
  • Bir kase haşlanmış brokoli veya karnabahar yaklaşık 1 mg koenzim q10 içerir.

 

Balıklar

  • Koenzim q10 bakımından en zengin balık türleri yağlı soğuk deniz balıkları olan somon ve ringa balıklarıdır.

Koenzim Q10 Zararları ve Yan Etkileri

  • Yapılan araştırmalar sonucunda, yüksek dozlarda alınmadığı sürece, koenzim q10 güvenli olarak kabul edilir.
  • Koenzim q10 takviyesi alırken dikkat edilmesi gereken nokta kullanılan diğer ilaçlarla olan etkileşimidir.
  • Düzenli olarak kullandığınız ilaçlar varsa, doktorunuza danışarak koenzim q10 takviyesi almanızı öneririz.
  • Çocuklara, hamilelere ve emziren annelere önerilmez.
  • Vücudun doğal koenzim q10 ihtiyacı yaşa ve hastalıklara bağlı olarak değişkenlik gösterir. Yapılan araştırmalarda sağlıklı bireylerin vücutları yeterli oranda koenzim q10 üretebildiğinden, bu kişilerin koenzim q10 takviyesi alması önerilmez.

 

Koenzim Q10 Takviyesi Nasıl Kullanılır?

  • Koenzim q10 kullanmaya başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışmanızı öneririz.
  • Doktorunuz aksini söylemediği sürece, yetişkinler için günde 1 kapsül koenzim q10 tableti tüketilmesi tavsiye edilir.
  • Koenzim q10 yağda erir. Bu nedenle koenzim q10 takviyesinin yağlı besinlerle alımı önerilir. Dolayısıyla fındık, ceviz, badem gibi kuru yemişlerle veya akşam yemekleriyle birlikte alınabilir.

koenzim q10 takviyesi

Koenzim Q10 Kilo Aldırır Mı?

  • Yapılan araştırmalar koenzim q10’in tek başına kilo alma sebebi olmadığını ortaya koymuştur.
  • Ancak yüksek dozlarda koenzim q10’i sadece besinlerle almaya çalışmak, fazla kalori alımı nedeniyle kilo artışına sebep olabilir.

Meme kanserinden koruyan besinler

Meme kanserinden koruyan besinler neler ceviz tüketin!
Meme kanseri kadınlar için en tehlikeli kanser türlerinin başında geliyor.

Meme kanserini yediğimiz besinlerle önlememiz mümkün. İşte kanseri önleyen besinler..

Meme kanseri kadınlar arasında en yaygın kanser türlerinden biri. Gündelik yaşantımızda yapacağımız ufak değişikliklerle meme kanserinin önüne geçmemiz mümkün. Sağlıklı beslenerek ve doğal gıdalardan faydalanarak meme kanseri riskini azaltabiliriz. Meme kanseri riskini azaltan ve sofralarınızdan eksik etmemeniz gereken besinleri sizler için sıraladık. İşte meme kanseri riskini azaltan besinler!

Yeşil çay

Yeşil çay, sağlık açısından pek çok yararı bulunan polifenoller bakımından oldukça zengindir. İçeriğindeki antioksidanlar sayesinde hücreleri oksidatif hasara karşı koruyarak kanserli hücre oluşumunu dolaylı olarak azaltıyor.

Ceviz

Düzenli ve doğru miktarda tüketeceğiniz ceviz sayesinde meme kanseri riskini azaltabilirsiniz. Ceviz, kanserli hücrelerin hayatta kalmalarını sağlayan enzimlerin aktivasyonunu engelleyen ‘gama tokoferol’ adında bir bileşen içermektedir. Meme kanserinden korunmak için her gün mutlaka 2-3 tam ceviz tüketmeye gayret edin.

Nar

Yapılan bir araştırmaya göre narda bulunan ellagic asit, östrojen üretimini baskı altına alarak ve kanser hücrelerinin büyümesini önlüyor, meme kanserinden karşı korunmaya yardımcı olabiliyor.

Sebze

Koyu yeşil yapraklı sebzeler, lutein, zeaksantin gibi antioksidanlardan bakımından oldukça zengindir. Düzenli olarak sebze tükettiğinizde meme kanseri riskini yüzde 16 oranına düşürebilirsiniz.

Balık

Balık, meme kanserinin yayılmasını önler. Somon, ton, uskumru ve sardalya gibi balıklar Omega 3 yağ asidi içerir. Omega 3 yağ asidi ve EPA tümör oluşumu riskini azaltır. Haftada 2 defa deniz balığı tüketmenizde fayda var.

Domates

Yemeklere sos olmanın dışında, pişmiş domates meme kanseri riskini azaltmaya da yardımcı oluyor. Domates piştikçe etkinliği artan antikanserojen özelliği olan karotenoidlere sahip. Yapılan araştırmalarda ise yüksek karotenoid düzeyine sahip olan kadınların meme kanserine yakalanma riskinin yüzde 19-22 oranında daha düşük olduğu kanıtlandı.

Lenfoma Kanseri Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Lenfoma nedir?

Neden boyunda ağrısız şişliğe sebep oluyor!
Lenfoma, boyunda ağrısız şişlik, ele gelen kitle ve karın ağrısı şikayetleriyle kendini gösteren bir kanser türü. Lenfoma hakkında merak edilenler haberimizde..

Genellikle boyundaki ağrısız şişlik, ele gelen kitle ya da karın ağrısıyla belirtisini gösteren lenfoma, çağın önemli hastalıklarından biri. Lenfoma bağışıklık sistemindeki ur olarak biliniyor. Lenfomalar, lösemi ile yakından ilgilidirler; bir kişide iki durum birlikte de görülebilir, ya da öbürü olmadan yalnız biri de olabilir. Lenfomaların çok türü bulunmaktadır, ve lösemilerle birlikte tümü kan kanserleri adı altında toplanmakta. Lenfoma hakkında bilinmesi gereken tüm bilgiler haberimizde…

Lenfoma nedir?

Lenfoma lenfositlerin oluşturduğu bir kanser tipidir. Lenf dokusunun habis tümörüne verilen genel bir adlandırmadır. Kanser ya normal hücrelerin hızla çoğalması veya normal lenfositlere göre daha uzun süre yaşamaları ile oluşur. Malign lenfoid hücreler de normal lenfositler gibi lenf düğümü, dalak, kemik iliği, kan ve diğer organlarda çoğalır. Lenfoma; Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfoma adı altında iki büyük gruba ayrılıyor.

İlk kez tanımı yapılan lenfoma: Hodgkin

1832 yılında Thomas Hodgkin, lenfomanın ilk tanımını yapıp, kendi adını verdiği Hodgkin lenfoması hastalığını açıklamıştır. Hodgkin lenfoması dışında da birçok türde lenfoma günümüze değin tanımlandığı için, 1982 yılında yetkeler, lenfomaları Hodgkin lenfoması ve Hodgkin dışı lenfoma olarak ikiye ayırmıştır. Hodgkin dışı lenfoma çatısı altında 16 değişik lenfoma bulunmaktadır. Ancak bu 16 tür lenfoma kendi aralarında da büyük ayrılıklar gösterdiği için, Hodgkin dışı lenfoma tanımı pek doğru bir yaklaşım olmaktan çıkmış, bunun yerine yalnızca genel bir ad niteliğinde kalmıştır.

Burkitt lenfoması hızlı ilerleyen türden

Lenfomaların kimi türleri süreğen olup, en az belirtiyle ilerleyebilir (örneğin, küçük lenfositik lenfoma), ve yaşam süresinin kısalmasına neden olmaz. Ancak, bu yelpazenin öbür ucunda, çok çabuk gelişen ve hızlı ilerleyen lenfomalar da bulunmaktadır (Burkitt lenfoması). Bu sebepten, hastalığın patologlarca doğru tanısının konulması çok önemli olup, sağaltım yöntemini ve beklenen gidişi etkilemektedir.

Tedavide eşgüdümlü çalışan doktorlar önemli

Lenfomalı olan hastalar üzerinde patolog, onkolog, ve ışınlamadan sorumlu doktorlardan oluşan bir takımın çok öğretili bir biçimde çalışması, ve bunu eş güdümlü yapması çok önemlidir.

Lenfomanın belirtileri

Lenfoma hastalığında ilk şikayet çoğu kez boyunda ortaya çıkan ağrısız bir şişliğin fark edilmesi olacaktır. Hodgkin lenfomada bu şişlik özellikle solda köprücük kemiği üzerinde yerleşimlidir. Koltuk altı ve kasıktaki lenf düğümü bölgelerinde de büyüme olabilir. Az sayıda hastada ise lenf düğümü büyümesinin yaygın olduğu görülür.

Göğüs kafesinde ya da karın boşluğundaki lenflerde büyüme

Göğüs kafesi içinde ya da karın boşluğu içindeki lenf düğümlerinde de büyüme olabilir. Bunlar bası nedeni olacak büyük kitleler oluşturuyorsa nefes darlığı, yüzde ve boyunda şişme ya da karında şişlik, ele gelen kitle, karın ağrısı olması gibi şikayetlere yol açarlar.

Hastalık lenfler dışındaki dokuları da etkileyebiliyor

Hastalık lenf düğümü dışındaki dokuları da tutabilir. Akciğer, karaciğer, kemik, kemik iliği tutulumu en sık lenf düğümü dışı tutulum yerleridir. Lenf düğümü dışı tutulum olması ekstranodal hastalık olarak adlandırılır. Başlangıçta vakaların % 5- 10 unda ekstranodal tutulum olabilir. Hastaların bir kısmında lenfomaya bağlı olarak ortaya çıkan ve sistemik semptomlar olarak değerlendirilen bulgular olabilir. Bunlar ateş, gece terlemesi, son 6 ayda vücut ağırlığının % 10 undan fazla kilo kaybı olmasıdır. Ateşin nedeni bir infeksiyon değildir. Sistemik semptomlar bu hastalıklara özgü değildir.

Kaşıntı da belirtilerinden

Hodgkin lenfomada kaşıntı da olabilir. Hodgkin lenfomada hasta alkol alınınca büyümüş lenf düğümlerinde ağrı olduğunun ifade edebilir. Bademciklerin tutulumu Hodgkin dışı lenfomada daha sık olmaktadır. Lenfomalı hastaların az bir kısmında fizik muayenede büyümüş bir lenfadenomegali bulunmaz.

Bal Karışımı Yapılarak Sağlığa Katkı Yapılabilecek Maddeler

Kahvaltı menülerinin vazgeçilmezleri arasından bulunan bal, öksürük, kabızlık ve nezle gibi hastalıkların tedavisinde doğal ilaç olarak kullanılıyor. İçerisindeki mineral, vitamin ve aminoasitler ile çocukların gelişiminde yararlı olan bal, kanseri önleyerek vücuttaki zararları mikropları kırıyor.

Arıların çiçeklerden, meyve tomurcuklarından, yuttukları nektarın, invertaz enzimi sayesinde değişime uğramasıyla oluşan bal, mide bağırsak gazlarını yok ediyor. Gargara yapıldığı zaman diş etlerini de kuvvetlendiren bal, vücuttaki halsizliği atıyor. Bin derde derman olarak bilinen bal, vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor.

Barsaklardaki, damarlardaki ve diğer organlardaki pislikleri temizliyor. Soğuk algınlığını önlüyor. Besleyici, tabiatı yumuşatıcı, içine atılan maddelerin özelliğini koruyucudur. Yenmesi ve haricen sürülmesi, vücut salgılarını düzenler. İhtiyarlara ve balgamlılara faydalıdır.

Göğsü ve ciğerleri temizler, idrarı artırır, balgamın doğurduğu öksürüğe iyi gelir. Bulundurduğu enzimler sayesinde bağırsaktaki mantarları ve zararlı bakterileri yok eder. Kalp, çapıntı ve yüksek tansiyondan şikayet edenler için çok faydalı bir besin maddesidir.

Sabah ve akşamları aç karnına yenilecek bir çorba kaşığı bal, beynin daha iyi çalışmasını sağlıyor. Beynin mükemmel çalışması için sabahları ve akşamları aç karnına bir çorba kaşığı bal yemek ve beyin ısısını vücut ısısından 1 derece üstünde tutmak gerekiyor. Balın gerçekten de bir mucizevi olduğunu yanına ufak baharat, meyve, vs. ekleyerek görebilirsiniz…

SOĞUK SU İLE BAL KARIŞIMI

Karıştırılıp içildiğinde ishal kesici, ılık su ile karıştırılıp içildiğinde ise müshil etkisi yapabilir.

SÜT İLE BAL KARIŞIMI

Bu karışım beraber içildiğinde sinir sisteminde yatıştırıcı etkisi vardır.

KARABİBER İLE BAL KARIŞIMI

Bu karışım merhem şeklinde sırta sürülürse sırt ağrılarına iyi gelir. Bağırsak yaralarını iyileştirir, mide ağrılarını keser.

BAL İLE TURUÇGİL KARIŞIMI

Boğaz ağrıları ve grip için birebir bir karışım içine biraz da zencefil atarsanız boğazınızı rahatladığını ve balın da bakterilerin yok olmasına yardımcı olması nedeniyle hızlıca iyileştiğinizi göreceksiniz. Kış gelirken aklınızda bulunsun.

BAL İLE LİMON KARIŞIMI

Yüksek ateşin ve soğuk algınlığının semptomlarının iyileştirilmesinde bundan daha iyi bir karışım bulamazsınız. Balın içine kestiğiniz limon dilimlerini atın, bekletip tüketin.

BAL VE TARÇIN

Tarçın ve bal karışımı bağışıklık sisteminizi destekleyecektir, bunu yaparken aynı zamanda yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlıkları ile mücadele eden vücudunuza yardımcı da olacaktır.

BAL VE ZENCEFİL

Zencefil, steroid olmayan anti enflamatuar ilaçlar gibi çalışarak enfeksiyonların rahatlatılmasında yardımcıdır, ayrıca dolaşıma da yardımcı olduğu bilinmektedir. Balla bir araya geldiğinde mide rahatsızlıklarına karşı harika bir ilaçtır.

BAL VE ELMA SİRKESİ

Sirkenin sindirimi ve mineral emilimini artıran etkisiyle birlikte bu karışım reflüsü olanlar için harika bir ilaçtır. Rahatlamak için bu karışımı her gün tüketebilirsiniz.

BAL VE KARANFİL

Bu tarifin özünü karanfilin içinde bulunan çok güçlü bir anestetik olan Eugenol oluşturur. Eugenol aynı zamanda bal gibi güçlü bir antiseptiktir ki bu da enfeksiyonlarla mücadelede harika iş çıkarır. Karanfil, diğer eugenol kaynaklarından 20 kat daha fazla eugenol içerir, bu da diş ağrılarınızın geçirilmesinde bir numara iş görür.

BAL VE NEMLENDİRİCİ KREM

Vücudunuzdaki çatlakları, salt kreme göre çok daha iyi onaracak ve hızla iyileştirecektir.

BAL VE KAHVERENGİ ŞEKER

Kurumuş cildinizi nemlendirmek ve ölü deriden kurtulmak için güzellik salonlarına para saçmanıza gerek yok. Bu karışım istediğinizi fazlasıyla verecektir.

BAL VE YOĞURT

Probiyotikler bakımından son derece zengin olan yoğurt hem enflamasyonu azaltacak hem de cildin doğal pH dengesini tesis edecektir. Balla karıştırarak elde ettiğiniz karışım ise sivilcelerle mücadelede muhteşem bir maske olacaktır.

BAL VE HİNDİSTAN CEVİZİ SUYU

Hindistan cevizi suyu çok fazla elektrolit içerir, bu da kas ağrılarına sebep olan dehidrasyonu ortadan kaldırmanın en iyi yoludur. Enerji de versin istiyorsanız karışıma turunçgil de ekleyebilirsiniz.

BAL VE ZERDEÇAL

Bal ve zerdeçal karışımını günde üç defa uygulamanız halinde ağız içi yaralarının çok daha hızlı iyileştiğini göreceksiniz.

BAL VE PORTAKAL SUYU

Araştırmalar portakalın yatıştırıcı bir etkisinin olduğunu ve yorgunluğun, bitkinliğin ve kaygıların giderilmesinde yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. Balla karıştırdığınızda anksiyete ile mücadelede güçlü bir yardımcı elde etmiş olursunuz. Turunçgil yapının ayrıca konsantrasyonu artırdığı da bilinen bir gerçektir.

BAL VE ANANAS

Sigaranın yol açtığı zararlı etkilerin aza indirilmesinde bu karışımın son derece faydalı olduğunu göreceksiniz.

BAL VE HİNTYAĞI

Şaşırtıcı ama bu karışım hıçkırığınızı şıp diye kesecektir.

BAL, TARÇIN, LİMON SUYU VE KARBONAT

Ağız kokularının giderilmesinde bundan daha etkili bir ağız gargarası bulmanız imkan dahilinde değil.

BAL VE YUMURTA AKI

Bal ve zengin protein kaynağı yumurta akıyla hazırlayacağınız bir maske saçlarını besleyecek ve onları yenileyecektir.