Detoks Etkili Zayıflatan Çorba

Su ihtiyacımıza destek olmasının yanı sıra iştah kontrolü ve doygunluk hissi oluşturması ile de kilo kontrolü sağlayan çorbalar, vitamini bol-kalorisi az bir öğün için yaz/kış soframızda yer almalı.

Düşük glisemik indeksli zayıflatan çorba tarifinde yer alan tarhun otu; antioksidan, mineral ve vitamin bakımından oldukça zengindir. Safra üretimini teşvik eder ve mide kramplarını azaltır. Detoks etkili ve antibakteriyeldir.

Malzemeler:

  • 3 adet orta boy kabak
  • 500 gram doğranmış beyaz lahana
  • 6 adet orta boy yeşil sivri biber
  • 1/2 su bardağı haşlanmış nohut
  • 1/4 kase tarhun otu
  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 çay kaşığı kimyon
  • 800 ml. su

Yapılışı:

    1. Bol suda yıkayıp uç kısımlarını kestiğiniz kabakları, kabuklarını soymadan iri parçalar halinde doğrayın.
    2. Ortadan ikiye kesip çekirdeklerini çıkardığınız yeşil sivri biberleri iri parçalar halinde doğrayın.
    3. Bol suda yıkayıp kuruttuğunuz doğranmış beyaz lahanaları tencereye alın.
    4. Tarhun otu, haşlanmış nohut, doğranmış yeşil sivri biber ve kabakları tencereye alın.
    5. Üzerlerine az miktarda zeytinyağı gezdirin, kimyon serpiştirin.
    6. Suyunu eklediğiniz çorbayı, kapağı kapalı tencerede ve kısık ateşte sebzeler yumuşayana kadar pişirin.
    7. Son olarak mutfak robotundan geçirdiğiniz püre çorbayı, sıcak olarak sevdiklerinizle paylaşın.

     Pişirme Önerisi

    Çorbaya karnabahar da ekleyebilirsiniz.

    Püf Noktası

    Sebzeleri bol suda yıkayıp, kuruladıktan sonra çorba yapımında kullanın.

     Servis Önerisi

    Çorbayı incecik kıyılmış maydanoz ilavesiyle servis edebilirsiniz.

3 Madde! Koronavirüsten Korunmak İçin Bağışıklığınızı Güçlendirecek…

Koronavirüs gibi pek çok hastalıkla baş etmenin temel kuralı bağışıklık sistemini güçlendirmekten geçiyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Prof. Dr. Y. Birol Saygı, “Bağışıklık sisteminiz güçlü olursa, virüsler başta olmak üzere bakteri, mantar ve diğer mikroorganizmalar bir hastalığı tetikleyemez; genellikle fark edilmeden vücuttan uzaklaştırılır. Bu nedenle, özellikle kış aylarında; yeterli ve dengeli bir diyet, D3, çinko ve C vitamini gibi hayati biyofaktörlerin yeterli tüketimi gerekli” diyor.

Küresel koronavirüs salgınına karşı korunmak için Sağlık Bakanlığı ve uzmanların önerilerinden biri de bağışıklık sisteminin güçlü tutulması… Vücudumuzun hastalıklara ve mikroorganizmalara karşı kullandığı doğal savunma mekanizması olan bağışıklık sistemini güçlendirmek özellikle kış aylarında hayati önem taşıyor. Beykoz Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Y. Birol Saygı, stres, dengesiz yaşam tarzı ve belirli biyofaktörlerin yetersiz alımının bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olduğunu söylüyor. Bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla kişinin enfeksiyonlara yatkınlığının arttığını belirten Saygı, “Bağışıklık sisteminizin mikroorganizmaları ortadan kaldırması ne kadar uzun olursa; öksürük gibi soğuk algınlığı semptomları, hatta ateş gibi savunma reaksiyonları meydana gelir. Bu reaksiyonlar, vücudun virüsleri ve bakterileri yasaklamak için kullandığı savunma reaksiyonlarıdır. Tüm bunları önlemek için özellikle virüslere karşı bağışıklık sisteminizi ve sağlığınızı aktif olarak desteklemeniz gerekir” diyor.

‘VİRÜSLER KIŞ MEVSİMİNİ SEVER’

Koronavirüsün tüm dünyada yayıldığı bu kış günlerinde vücudun savunma mekanizmasının güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Profesör Saygı, sözlerini şöyle sürdürüyor: “İnsanlar, kışın düşük nemli, ısıtmalı ve kapalı odalarda daha sık kalmaları, kalabalık ortamlarda daha çok zaman geçirmeleri ve bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle hastalanmaya daha yatkındır. Özellikle kışın daha az taze meyve ve sebze tüketilmektedir. Bu nedenle diyetimiz yoluyla doğal vitamin ve minerallerin alımı azalmaktadır. Açık havada daha az zaman harcanması nedeniyle kışın sonuna doğru, D3 vitamini stoklarımız azalmakta. Ayrıca, bağışıklık sistemi doğal olarak soğuğa, kara ve yağmura maruz kalmaktadır. Virüs mevsimlerinin özellikle yılın soğuk döneminde bu kadar yaygın olmasının nedeni budur.” Peki bağışıklık sistemimizi korumak için neler yapmalıyız?

İşte o maddeler:

  1. C vitaminine vücudunuzun ihtiyacı olduğunu unutmayın. C vitamini, mikroorganizmaları yok etmek ile sorumlu beyaz kan hücrelerinin oluşumunu uyarır, böylece vücudun savunma reaksiyonlarını hızlandırır.

2.Güçlü bir bağışıklık sistemi için çinkoya da ihtiyaç var. Yeterli çinko kaynağı bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine yardımcı olur, enfeksiyon riskini azaltır.

3.D vitamini güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak için vazgeçilmez… D vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalıklara karşı vücudu dirençli hale getirir.

‘SAVUNMA MEKANİZMASINI HIZLANDIRIR’

Kışın bağışıklık sistemini güçlendirmek için çinko, C ve D vitamini gibi biyofaktörlere çok iş düşüyor. “İyi ayarlanmış bir biyofaktör dengesi, enfeksiyonlarla savaşmamıza ve iyileşmemize yardımcı olur” diyen Prof. Dr. Yaşar Saygı, öncelikli olarak C vitaminin vücudumuzdaki işlevlerini anlatıyor:

“C vitamini vücudumuzda birçok işlevi yerine getirir. Bunlardan biri, bağışıklık sistemini güçlendirmektir. C vitamini, mikroorganizmaları yok etmek ile sorumlu beyaz kan hücrelerinin oluşumunu uyarır, böylece vücudun savunma reaksiyonlarını hızlandırır.

Ayrıca, C vitamini güçlü bir antioksidan olup metabolizmamızda oksidatif stresi azaltır. Bu ise kandaki zararlı serbest radikalleri bağladığı, vücudun antioksidan etkileri olan kendi maddelerini yeniden ürettiği ve istenmeyen hücre stresini azalttığı anlamına gelir. C vitamini vücudumuzdaki tüm bu reaksiyonlarda kullanılır. Bu yüzden hastalandığımızda C vitamini ihtiyacımız artmaktadır.”

‘SİGARA İÇENLERE DAHA ÇOK C VİTAMİNİ GEREK’

İnsan vücudu kendi C vitaminini üretemediği için ihtiyacın günlük diyetlerden karşılanması gerekiyor. Bilindiği üzere, limon, portakal, greyfurt ve mandalina gibi narenciyeler yüksek miktarda C vitamini kaynakları… Saygı, “Sağlıklı yetişkin erkekler için önerilen günlük C vitamini alımı 110 mg, kadınlar için 95 mg’dır. Sigara içenler için yüzde 40 daha yüksek bir doz (günde 155 mg ve 135 mg) öneriliyor” bilgisini veriyor.

‘ÇİNKO, ENFEKSİYON RİSKİNİ AZALTIR’

Güçlü bir bağışıklık sistemi için çinkoya da ihtiyaç var. Çinko, insan vücudunda en fazla fonksiyona sahip eser elementlerden biri. Aynı zamanda vücutta demirden sonra en yaygın olan bu element, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli rol oynuyor. Vücutta çinko yetersizse T yardımcı hücreleri ve T öldürücü hücreler gibi normal hücreler ve bağışıklık sistemi hücreleri aktive olamıyor. Bu da vücudumuzun savunma mekanizmasını olumsuz etkiliyor.
Çinko’nun virüsler için önleyici olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Birol Saygı, “Çinko, virüslere yapışarak vücuttaki hücrelere girmelerini ve çoğalmalarını önler. Bu nedenle, yeterli çinko kaynağı bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine yardımcı olur, enfeksiyon riskini azaltır. Sonuç olarak kişi enfeksiyon sırasında, iyi işleyen bir bağışıklık sistemi ile virüslerle daha etkili bir şekilde savaşabilir. Enfeksiyonun süresi ve şiddeti, yeterli çinko alınarak azaltılabilir” şeklinde konuşuyor.

‘HAYVANSAL ÇİNKO DAHA YARARLI’

Vücudumuz çinkoyu bir organda depolayamıyor. Bu yüzden birçok farklı doku ve organ hücrelerimizde çinko bulunuyor. Saygı, sağlıklı yetişkinler için günlük 7-10 mg çinko alımını öneriyor. Saygı, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sığır eti veya peynir gibi hayvansal kaynaklı gıdalar yüksek oranda çinkoya sahip. Bitki bazlı gıdalar daha az çinko içeriyor. Bununla birlikte, bitkisel gıdalardan alınan çinko, hayvansal kaynaklardan elde edilen çinkoya göre kullanılamaz. Çinkonun biyoyararlanımı çeşitli diyet bileşenlerinden etkilenir. Tahıl ve baklagillerde bulunan fitatlar, vücuttaki çinkonun emilimini engeller. Sitrik asit (meyve ve sebzelerin doğal asidi) bitkisel gıdalarda doğal miktarlarda bulunan diyette çinko emilimini arttırır. Özellikle veganlar gibi tek taraflı diyete sahip olanlar, sadece hasta olduklarında değil, çinko dengesine de dikkat etmeli.”

D VİTAMİNİ STOKLARI KIŞIN TÜKENİYOR

D vitamini sadece sağlıklı kemikler için değil güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak için de vazgeçilmez… “D vitamini, vücudu kendi bağışıklık sistemi tarafından yürütülen yanlış yönlendirilmiş saldırılara karşı korur. Böylece otoimmün hastalıklar ve kronik enflamasyon riskini azaltmaya katkıda bulunur” diyen Prof. Dr. Birol Saygı, “D vitamini eksikliğiniz varsa, T hücreleriniz ve diğer antikorlarınız yeterince aktive edilmez ve kanımızdaki mikroorganizmalar çok iyi algılanmaz ve ortadan kaldırılamaz. D vitamini stoklarımız özellikle kışın yavaşça tükendiğinde; bağışıklık sistemini zayıflatır ve vücudu hastalanmaya daha eğilimli hale getirir” diyor.

‘VÜCUT KENDİ D VİTAMİNİNİ ÜRETEBİLİYOR’

Vücudun üretip depolayabileceği nadir biyofaktörlerden birinin D vitamini olduğunu vurgulayan Saygı, değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor: “D vitamini öncüsü, güneş ışığının (veya daha kesin olması için UV-B radyasyonunun) etkisiyle cildimizdeki kolesterolden yapılır. Karaciğerdeki transformasyondan sonra kış aylarında yağ dokusunda depolanabilir. Bağışıklık sistemi tarafından ihtiyaç duyulduğunda, böbrekler yoluyla aktive edilir ve daha sonra bağışıklık sisteminin normal işleyişine katılır. Bununla birlikte, çeşitli koruyucu bariyerler (örneğin gökyüzünde bulutlar veya vücudumuzdaki giysiler), D vitamini sentezini tetiklemek için yeterli UV-B radyasyonunun cilde ulaşmasını önleyebilir. Kış aylarında güneş radyasyonu birkaç ay boyunca çok zayıftır. Böylece, vücudun kendi D vitamini üretimi sonbahar ve ilkbahar arasında neredeyse durmaktadır. Neyse ki, D3 vitamini, yağlı balıklar, balık yağı ve küçük yumurta gibi bazı gıdalardan emilebilmektedir. Bu nedenle, özellikle kış aylarında; yeterli ve dengeli bir diyet, D3, çinko ve C vitamini hayati biyofaktörlerin yeterli tüketimi düşünülmelidir. Bu durumda bağışıklık sisteminiz sizleri ödüllendirecektir.”

Sızır Şelale’sinde -20 Derecede Oluşan Buz Sarkıtları Büyüledi

     Sivas‘ın Gemerek ilçesine bağlı Sızır beldesinde doğal güzelliğiyle dört mevsim görenleri kendine hayran bırakan Sızır Şelalesi, havanın soğumasıyla birlikte buz tuttu.
Bölgede hissedilen hava sıcaklığının -20 dereceye kadar düşmesi üzerine belde turizminde önemli yere sahip olan Sızır Şelalesi’nde uzun sarkıtlar oluştu. Boyu 3 metreyi bulan buz sarkıtları, şelalede kartpostallık görüntüler oluşturdu.
    Sızır Şelalesi’nin yer yer buz tutmuş hali ise drone ile havadan görüntülendi. Şelaleyi görmek için gelen turistler bol bol fotoğraf çekmekten kendilerini alamadılar.

Kış Aylarında Sağlıklı Bir Cilt için Cilt Bakımı Tavsiyeleri

Kış aylarında soğuyan havaya karşın, deri, vücut ısısının azalmaması için kan dolaşımını azaltır, ter ve yağ bezlerimiz daha yavaş çalışır. Kan dolaşımı yavaşladığında, cildin gereksinim duyduğu antioksidanları ve besleyici maddeleri alması zorlaşır ve  başlar. Cildin hassaslaşmasına, dış etkilere karşı kendisini koruyamamasına yol açar. Lipid bariyeri dediğimiz koruyucu tabaka incelir. Cildin esnekliği azalır. Çatlamalar, pullanmalar görülür. Belirtilen etkileri gösteren cildin erken yaşlanmaması için hiç bir sebep kalmamıştır. Bu yüzden cildimiz kış aylarında ekstra bakıma ihtiyacı duyar.

İyi temizleyin ve nemlendirin: Her zaman olduğu gibi kış aylarındada cilt bakımında temel kural cildin iyi temizlenmesi ve nemlendirilmesidir. Herkes mutlaka cilt yapısına uygun nemlendirici kullanmaya özen göstermelidir. Kışın cildimiz daha çok kuruduğu için nemlendirici ihtiyacı daha da önem kazanacaktır. Yüz ve vücut deri tipine uygun nemlendiriciler her banyodan sonra uygulanmalı ve kuruluğa engel olacak şekilde daha sık kullanılmalıdır.

Kış güneşinden korunun: Güneşten korunmak yazın olduğu gibi kış mevsimde de önemli. Maalesef kışın da güneş ışınlarının olumsuz etkilerine maruz kalıyoruz. Özellikle kardan yansıyan ışıklar cildimizde hoş olmayan sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kış mevsiminde dışarı çıkmadan önce güneş koruyucu kullanın.

Vitaminlere Önem Verin: Vücut direncimizi artıracak vitamin ve minerallere en fazla ihtiyaç duyduğumuz dönem kış ayları. Bu dönemde çinko, selenyum ve E, C, A vitaminlerine bolca takviye yapmamız gerekiyor.

Peeling Yapın: Kış ayları cilt bakımı yapmanın en makul olduğu zamanlardır. Sağlıklı ve diri bir cilde sahip olmak için ölü hücrelerinizden kurtulmanız gerekiyor. Cildinize uygun peeling yöntemlerini belirleyerek kış aylarında iyi bir cilt bakımı yapabilir veya yaptırabilirsiniz. Kış mevsimi, cilt bakımı ve kimyasal soyucu tedaviler için en uygun zamandır. Leke, sivilce izi gibi sorunlarınız için geç kalmadan cildinize uygun protokollere başlamanız zaman kaybınızı önleyecektir.

Bol su tüketimine özen gösterin: Vücudumuz ve cildimiz için su tüketiminin çok büyük faydaları var. Cildinizin temizliğini yapıp nemlendirici kremlerle nemlendirdikten sonra eğer yeterli miktarda su tüketilmezse yeterli fayda sağlanamaz. Zira yeterli miktarda su tüketilmediği takdirde cildiniz solgun ve mat görünecektir. Günde en az 2 litre su tüketimi cildinizin soğuk kış günlerinde bakımına destek olacak, parlaklığını arttıracak ve nem dengesini sağlayacaktır.

Kışın Doğal İlacı Zencefilli Ballı Limon Tarifi

Bu zencefilli ballı limon tarifini, soğuk kış günlerinde doğal soğuk algınlığı, grip ilacı olarak kullanabilirsiniz. Üst solunum yollarının açılmasına ve öksürüğün kesilmesine yardımcı olup vücudun direncini arttırıyor. Boğaz ağrısına birebir ayrıca müthiş bir lezzeti ve kokusu var. Haydi bu doğal mucizeyi yapmak için sizi mutfağa alalım!

Malzemeler

  • 1 adet limon
  • 1 adet taze zencefil(limon büyüklüğünde)
  • 1 su bardağı bal
  • 1-2 adet çubuk tarçın

Yapılışı:

  1. Limonun kabuklarını hafif soyuyoruz. Zencefillin kabuklarını da soyup birkaç parçaya bölüp ikisini de rondoya atıp çekiyoruz.
  2. Karışımı kavanoza koyup üzerini bal ile dolduruyoruz. İçine çubuk tarçını atıyoruz. 1 gün buzdolabında bekledikten sonra kullanabilirsiniz. Afiyet olsun.

Servis Önerisi

Dilerseniz bitki çaylarınıza, dilerseniz sıcak suya karıştırıp içebilir veya direkt günde 2-3 tatlı kaşığı tüketebilirsiniz.

“Kış aylarında cildimize dikkat”

Cilt bakımı kış aylarında nasıl olmalı, nelere dikkat edilmelidir? Polat kışın cilt bakımıyla ilgili şu bilgileri aktardı;

Kış aylarında soğuyan havaya karşın, deri, vücut ısısının azalmaması için kan dolaşımını azaltır, ter ve yağ bezlerimiz daha yavaş çalışır. Kan dolaşımı yavaşladığında, cildin gereksinim duyduğu antioksidanları ve besleyici maddeleri alması zorlaşır. Bu da yetmez, cilt kuruluğu başlar. O da yetmez, cilt yağ kaybetmeye başlar. Cildin hassaslaşmasına, dış etkilere karşı kendisini koruyamamasına yol açar ve kaşınmaya, kızarmaya, renk değiştirmeye başlar. Lipid bariyeri dediğimiz koruyucu tabaka incelir. Cildin esnekliği azalır. Çatlamalar, pullanmalar görülür Belirtilen etkileri gösteren cildin erken yaşlanmaması için hiç bir sebep kalmamıştır.

Sık sık duş alın

Kışın cilt bakımı yapmak istiyorsanız vücudunuzun kuru olmadığından emin olmalısınız. Eğer kuru bir cildiniz varsa tonik ve alkol içeren diğer ürünlerden kaçınmalısınız. Sıcak su ile sık sık duş almalısınız ve duştan sonra da nemlendirici kullanmalısınız. Ayrıca kış aylarında duş jeli yerine duş yağı kullanabilirsiniz.

Vitaminlere önem verin

Vücut direncimizi artıracak vitamin ve minerallere en fazla ihtiyaç duyduğumuz dönem kış ayları. Bu dönemde çinko, selenyum ve E, C, A vitaminlerine bolca takviye yapmamız gerekiyor.

Nemlendirici krem kullanın

Soğuk havalarda cildiniz kuruyabilir, doğru kullanılan bir nemlendirici cildi bu etkilerden korur.

Kış aylarında da güneş koruyucu kullanın:

Soğuk cildi kurutur, nemini alır, elastik liflerin kaybına kadar giden zararları vardır. Lekelerden ve yaşlanmadan korunmak için güneş koruyucuları sadece yazın değil kışın da kullanılmalı. Bunları seçerken kimyasal filtrelere ilave olarak fiziksel filtre de olmasına dikkat edilmelidir.

Peeling yapın

Kış aylarında cilt bakımı yapmanın zamanlama olarak oldukça makul olduğunu bilmekteyiz. Sağlıklı ve diri bir cilde sahip olmak için ölü hücrelerinizden kurtulmanız gerekiyor. Cildinize uygun peeling yöntemlerini belirleyerek kış aylarında iyi bir cilt bakımı yapabilir veya yaptırabilirsiniz. Kış mevsimi, cilt bakımı ve kimyasal soyucu tedaviler için en uygun zamandır. Leke, sivilce izi gibi sorunlarınız için geç kalmadan cildinize uygun protokollere başlamanız zaman kaybınızı önleyecektir. Kozmetik amaçlı anti-aging (yaşlanma karşıtı) tedaviler için tam zamanı ‘şeklinde konuştu’.

Teflon Tavada Kestane Nasıl Pişirilir?

Kış akşamlarının vazgeçilmezi kestaneyi bir de teflon tavada pişirmeyi deneyin. Hiç zorlanmadan dağıtmadan, sanki sobalı evlerde pişen kestaneler gibi leziz mi leziz olacak. Ne duruyoruz kestaneler bizi bekler.

Malzemeler

  • 1 kilogram kestane
  • 1 litre su (üstünü geçecek kadar)

Yapılışı:

  1. Öncelikle kestaneleri bir kaba alıp üstünü geçecek kadar su ekliyoruz ve en az 4 saat bu suda bekletiyoruz. Eğer daha çabuk yapmak gerekirse 1 saat kadar kaynar su ekleyerek bekletiyoruz. Böylece kabuklarını çizmesi daha kolay oluyor.
  2. Suda beklemiş ve kabukları yumuşamış kestaneleri maket bıçağının ucunu çok az açarak artı şeklinde çiziyoruz ve çizdiğimiz yerler üste olacak şekilde teflon tavaya dizerek kapağını kapatıyoruz. Tavayı ocağın orta gözüne  alıyoruz ve ocağı yarıdan biraz daha fazla açarak pişmeye bırakıyoruz.
  3. 20 dakika sonra kestaneleri ters çevirerek 10 dakika da öyle pişiriyoruz.

5.Kestanelerin kabukları karardı kestaneler yandı diye telaş etmeyin iyice kuruyolar. Kolay soyulan kestanelerimiz servise hazırdır, afiyet olsun.

 Püf Noktası

Kestanelerin yeterince suda beklemesi çok önemli böylelikle çok kısa sürede içine su değmeden çok rahat pişiyorlar.

Kış Hastalıklarına Doğal Çözüm: Kolay ve Lezzetli Vitamin Şurubu Nasıl Yapılır?

Son zamanlarda soğuk havaların da etkisiyle adını daha sık duymaya başladığımız, ofiste ya da dost sohbetlerinde en çok önerilenler arasında bol bol kendisine yer verilen o vitamin şurupları var ya… İşte bugünkü konumuz onlar! Ama hazırları değil, evde, ellerinizle hazırlayabileceğiniz hallerinden söz ediyoruz tabii ki.

Doğal malzemelerden destek alarak, tahmin ettiğinizden çok daha kolayca hazırlanan vitamin şurubu tarifi nasıl yapılır öğrenince siz de hemen denemek isteyeceksiniz, eminiz. Üstelik bu vitamin şurubu faydaları ile de sizi çok şaşırtacak ve mutlu edecek.

Bitti mi, tabii ki hayır. Bu şurup çok da lezzetli! 

Vitamin şurubunu hazırlamak için kullanacağınız birbirinden faydalı malzemeleri bir araya getirerek işe başlamalısınız tabii ki. Biz malzemeleri küçük boy kavanoz için bu miktarlarda belirledik ama siz daha büyük bir kavanozda yapacaksanız limon ve portakal sayısı başta olmak üzere baskın olmasını istediğiniz tada göre malzeme miktarlarını artırabilirsiniz, baştan söylemiş olalım.

Malzemeler:

  • 1 adet limon
  • 1 adet küçük boy portakal
  • 1 parça taze zencefil (baş parmak büyüklüğünü geçmemeli)
  • 2-3 adet çubuk tarçın
  • 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal (Arzuya göre)
  • 1 küçük kavanoz bal (Yapacağınız kavanozun içine aldığı kadar ilave etmek için)

Vitamin şurubu tarifi nasıl yapılır?

Malzemeleri bir araya getirdiysek geçelim vitamin şurubu nasıl yapılır sorusunun yanıtına. O kadar kolay ki eminiz görünce siz de hemen denemek isteyeceksiniz.

  • Limon, portakal ve taze zencefili güzelce yıkayın ve zencefilin kabuklarını soyun.
  • Kabuksuz haldeki taze zencefili ufak küpler halinde doğrayın ve cam bir kavanoza aktarın.
  • Limon ve portakalı kabuklarıyla birlikte küp küp doğrayıp kavanozaki zencefillerin üzerine ilave edin.
  • Çubuk tarçınları ve arzuya göre toz zerdeçalı da kavanoza yerleştirin.
  • Son olarak kavanozdaki tüm malzemelerin üzerini örtecek kadar bal ilave edin.
  • Cam kavanozun kapağını kapatın ve bu şekilde buzdolabında 1 gün bekletin. Ara ara kavanozu ters yüz ederek malzemelerin güzelce karışmasını sağlayın.
  • 1 gün sonra buzdolabından çıkarıp serin bir yerde saklayabilirsiniz, afiyet, şifa olsun.

Vitamin şurubu nasıl tüketilir?

Hazırladığınız bu ev yapımı vitamin şurubundan her sabah 1 tatlı kaşığı kadar tüketmeniz yeterli. Bu şekilde tüketmek istemezseniz ılık bi suyun ya da sevdiğiniz bitki çaylarının içine 1 yemek kaşığı kadar ilave ederek de tüketebilirsiniz. Tercih tamamen damak tadınıza kalmış.

Vitamin şurubunun faydaları nelerdir?

Her biri şifa dolu malzemelerle hazırlanan bu doğal ve ev yapımı vitamin şurubunun faydaları da bir hayli fazla tahmin edebileceğiniz gibi. En çok faydalanılan özelliklerini şöyle sıralamış olalım:

  • Bağışıklık sistemini güçlendirmeye destek oluyor, vücudu kış hastalıklarından koruyor.
  • Güçlü antioksidan özellikler gösterdiğinden halihazırda var olan hastalıkların iyileşme sürecini hızlandırıyor.
  • Özellikle bir türlü bitmek bilmeyen öksürük krizleri çekenleri bu dertten kurtarıyor.
  • Balgam söktürücü bir etki gösteriyor.
  • Kış hastalıkları konusundaki başarısını zayıflamak isteyenlere destek olma konusunda da gösteriyor.
  • Özellikle sabahları aç karnına ılık suyun içine karıştırılarak içildiğinde hem vücudu temizleyici bir etki oluşturuyor hem de daha uzun süren bir tokluk sağlıyor.
  • Sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına destek oluyor.
  • Kabızlık gibi boşaltım sistemi sorunu çekenlere de ılık su ile karıştırılarak içildiğinde yardımcı oluyor.

Vitamin şurubu yaparken ve kullanırken nelere dikkat edilir?

Vitamin şurubunun nasıl yapıldığını adım adım anlattık ve faydalarını hep birlikte öğrendik. Ancak aşağıdaki noktalara dikkat etmekte de fayda var:

  • Vitamin şurubunu hazırlamaya karar verenler, eğer malzeme listesinde kendisine alerji yapan bir madde varsa bu maddeyi kullanmadan hazırlamalı.
  • Her şeye rağmen ciddi alerjik reaksiyonlar gösteren bir bünyesi olanlar, düzenli olarak ilaç kullanması ya da özel bir perhize uyması gerekenler, ciddi ve kronik bir rahatsızlığı bulunanlar ise bu şurubu kullanmadan önce mutlaka doktorlarına danışmalı.
  • Bunun dışında damak tadınıza göre vitamin şurubunu hazırlarken içine biberiye, karanfil gibi faydalı farklı malzemeler de ekleyebilir, ancak dikkat malzeme çeşitliliği konusunda aşırıya kaçılmamalıdır.
  • Bu vitamin şurubu için limon ve portakalı birlikte kullanmak yerine sadece limon ya da portakal kullanarak da hazırlayabilirsiniz.
  • Çubuk tarçın yerine 2 tatlı kaşığını aşmayacak şekilde toz tarçın da kullanabilirsiniz.
Şimdiden deneyen herkesin ellerine sağlık, şifa olsun!

2 Basit Malzemeyle Pratik ve Doğal Oda Parfümü

Kış gelince kendine has dertleri de beraberinde getiriyor, insan soğuklardan cam-kapı açamaz hale geliyor. E tabii bu durum da bize evin içinde oluşan basık bir hava olarak geri dönüyor.

Nemdi, küftü, rutubetti derken işler iyice içinden çıkılmaz bir hale geliyor, insan evinde otururken kendini zaman zaman havasızlıktan boğulacakmış gibi hissedebiliyor.

Aspiratör gibi çeşit çeşit önleme rağmen oluşan yemek kokularından söz etmiyoruz bile…

E peki kış geldi diye sürekli basık, havasız ortamlarda mı oturalım? Olur mu hiç öyle?

Evde, kendi ellerimizle, sadece 2 basit malzemeyle nefis bir hava temizleyicisi, doğal bir oda parfümü yapalım.

Evinizin havasının bir anda ferah bir hal aldığını görünce bu uygulamayı sürekli yapmak isteyeceksiniz, eminiz.

Önce gerekli olan 2 malzemeyi tanıyalım: Portakal kabuğu ve kaya tuzu

Hazırlayacağınız ev yapımı doğal oda parfümü için sadece 2 malzemeye ihtiyacınız var aslında: Portakal kabuğu ve kaya tuzuna.

Portakalın faydalarını say say bitiremediğimiz gibi aslında portakalın sadece kabuğunda bile çeşit çeşit mucizenin saklı olduğunu öğrenmenin vakti geldi. Çünkü hiç bilinmese de portakalın sadece kabuğunda bolca mineral, flavonoidler, asitler ve esansiyel yağlar bulunuyor.

Özellikle içerdiği esansiyel, uçucu yağlar sayesinde havayı temizleme konusunda da kendisi bir uzman syılıyor. Hani portakal soyarken ortaya çıkan o mis gibi koku var ya, işte tam da o kokuyu evinizin her köşesine yaymak isterseniz portakal kabuğunu kaya tuzu ile bir araya getirmeniz yetiyor.

Peki neden kaya tuzu?

Aslında kaya tuzundan yapılan doğal tuz lambalarını mutlaka duymuşsunuzdur, kaya tuzu tek başına da havayı sağlığımıza daha uygun bir hale getirebilecek güçte. Ama onu yalnız bırakmak, evi hoş kokulardan mahrum etmek olmayacağından portakal kabuğuyla buluşturmak çok daha doğru bir alternatif oluyor. Kaya tuzu, içerdiği negatif iyonlarla havada bulunan pozitif iyonları nötrleştirebiliyor. Bakmayın negatif dendiğinde, bu yaptığıyla aslında bizi evdeki o stres, uykusuzluk, baş ağrısı yaratan atmosferden kurtarıyor.

Bununla da almayan kaya tuzu, aynı zamanda grip, nezle, astım, migren gibi birçok rahatsızlığın etkilerini de en aza indiriyor, özellikle kış aylarında evde oluşan o basık, havasız atmosferden etkilenmemizi önlüyor. Aynı zamanda nemi hapsederek küflenmelerin, rutubetlerin, tüm eve yayılan yemek kokularının da önüne geçmesini biliyor.

Portakal kabuğunun hoş kokusu ve kaya tuzunun havayı temizleyen etkileri bir araya gelince de ortaya evlere şenlik, mis kokulu nefis ve doğal bir oda parfümü çıkmış oluyor.

“Bu hava temizleyici nasıl yapılır?” diyenlere: Pratik ve doğal oda parfümü tarifi

Malzemeler:

  • Büyükçe bir portakal
  • Kaya tuzu

Yapılışı:

Büyükçe bir portakal alıyor, keskin bir bıçak yardımıyla ortadan ikiye ayırıyorsunuz. Ardından bir yarısını alıp içindeki kısmını kabuğuna zarar vermeyecek şekilde güzelce çıkarıyorsunuz. Bu işlemi bir kaşık yardımıyla portakal kabuğuyla içindeki sulu kısmın birleştiği kısımdan sıyırarak yaparsanız kolayca ayırabilirsiniz.

Ardından içi boş kalan kabuğu ağzına kadar bolca kaya tuzu ile dolduruyorsunuz. Hazırladığını doğal oda parfümünüzü bir çay tabağının ya da cam farklı bir kasenin içine yerleştiriyor ve evde havasını değiştirmek istediğiniz yere koyuyorsunuz. Dilerseniz bu doğal oda parfümünden her oda için bir tane yapabilir, banyo dahil her yere ayrı ayrı koyabilirsiniz. Bu şekilde 2-3 hafta kadar gönül rahatlığıyla kullanabilir, portakal kabuğu bozulmaya başlayıp formunu kaybettiğinde tekrar yenisini yapabilirsiniz. İşte bu kadar!

Unutmadan, portakalın kaşıkla çıkardığınız meyve kısmını afiyetle yemeyi de ihmal etmiyorsunuz.

Kıtır Kıtır Pancar Turşusu…

Sevgili okurlarım artık kış kapıya dayandı işte şimdi turşu zamanı! Turşu deyince bizde akan sular duruyor özellikle de pancar, en hızlı, en keyifli ayrıca da en lezzetli olanı. Baskın sarımsak tadı istemeyenler sarımsakları ezmek yerine bütün ya da 2 parçaya ayırarak kullanabilirler.

Pancarları iyice yıkadıktan hatta fırçaladıktan sonra kabuklarıyla haşlarsanız rengi koyu olacaktır. Soyup pişirdiğinizde de bu koyu mor rengi elde etmeniz oldukça zor.

Suyunu ayarlarken dikkat etmeniz gereken haşlama suyunu dökmemek. Böylece hem lezzeti hem de rengini koruyabilirsiniz.

Malzemeler:

  • 2 kg  kırmızı pancar
  • 6-7 diş sarımsak
  • 1 su bardağı sirke (üzüm sirkesi)
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1,5 – 2 yemek kaşığı tuz (tuz oranını damak tadınıza göre ayarlayabilirsiniz)
  • pancarların üzerini 2 parmak geçecek kadar su

Yapılışı:

Pancarların köklerini yapraklarını kesin. İsterseniz yapraklarını ve saplarını atmayın turşunun içine konulduğunda lezzetli oluyor.Pancarların üzerini 2 parmak geçecek kadar su içinde haşlayın.Haşlanan pancarları daha sıcakken sudan çıkarıp kabuklarını çok ince soyun ya da havlu kağıt yardımıyla ovarak soyun. Pancarların büyüklüğüne göre dörde veya altıya bölün.Temiz bir kavanoza yerleştirin. Kabuklarını soyduğunuz sarımsakları tuz içinde hafifçe dövün ya da 2 parçaya bölün .Pancarları haşladığınız suyun kavanoza döküp ne kadar su aldığına bakın. (Artan suyu dökebilirsiniz)Kavanozdaki suyu tencereye geri boşaltın içine 1 su bardağı sirkeyle birlikte şekerini ve tuzun atarak karıştırın.Tuz eridikten sonra suyu kavanoza ilave edin ve ağzını sıkıca kapatın.Oda sıcaklığında 2 gün bekletin. İkinci günün sonunda turşunuz ikrama hazır.