3 Madde! Koronavirüsten Korunmak İçin Bağışıklığınızı Güçlendirecek…

Koronavirüs gibi pek çok hastalıkla baş etmenin temel kuralı bağışıklık sistemini güçlendirmekten geçiyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Prof. Dr. Y. Birol Saygı, “Bağışıklık sisteminiz güçlü olursa, virüsler başta olmak üzere bakteri, mantar ve diğer mikroorganizmalar bir hastalığı tetikleyemez; genellikle fark edilmeden vücuttan uzaklaştırılır. Bu nedenle, özellikle kış aylarında; yeterli ve dengeli bir diyet, D3, çinko ve C vitamini gibi hayati biyofaktörlerin yeterli tüketimi gerekli” diyor.

Küresel koronavirüs salgınına karşı korunmak için Sağlık Bakanlığı ve uzmanların önerilerinden biri de bağışıklık sisteminin güçlü tutulması… Vücudumuzun hastalıklara ve mikroorganizmalara karşı kullandığı doğal savunma mekanizması olan bağışıklık sistemini güçlendirmek özellikle kış aylarında hayati önem taşıyor. Beykoz Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Y. Birol Saygı, stres, dengesiz yaşam tarzı ve belirli biyofaktörlerin yetersiz alımının bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olduğunu söylüyor. Bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla kişinin enfeksiyonlara yatkınlığının arttığını belirten Saygı, “Bağışıklık sisteminizin mikroorganizmaları ortadan kaldırması ne kadar uzun olursa; öksürük gibi soğuk algınlığı semptomları, hatta ateş gibi savunma reaksiyonları meydana gelir. Bu reaksiyonlar, vücudun virüsleri ve bakterileri yasaklamak için kullandığı savunma reaksiyonlarıdır. Tüm bunları önlemek için özellikle virüslere karşı bağışıklık sisteminizi ve sağlığınızı aktif olarak desteklemeniz gerekir” diyor.

‘VİRÜSLER KIŞ MEVSİMİNİ SEVER’

Koronavirüsün tüm dünyada yayıldığı bu kış günlerinde vücudun savunma mekanizmasının güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Profesör Saygı, sözlerini şöyle sürdürüyor: “İnsanlar, kışın düşük nemli, ısıtmalı ve kapalı odalarda daha sık kalmaları, kalabalık ortamlarda daha çok zaman geçirmeleri ve bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle hastalanmaya daha yatkındır. Özellikle kışın daha az taze meyve ve sebze tüketilmektedir. Bu nedenle diyetimiz yoluyla doğal vitamin ve minerallerin alımı azalmaktadır. Açık havada daha az zaman harcanması nedeniyle kışın sonuna doğru, D3 vitamini stoklarımız azalmakta. Ayrıca, bağışıklık sistemi doğal olarak soğuğa, kara ve yağmura maruz kalmaktadır. Virüs mevsimlerinin özellikle yılın soğuk döneminde bu kadar yaygın olmasının nedeni budur.” Peki bağışıklık sistemimizi korumak için neler yapmalıyız?

İşte o maddeler:

  1. C vitaminine vücudunuzun ihtiyacı olduğunu unutmayın. C vitamini, mikroorganizmaları yok etmek ile sorumlu beyaz kan hücrelerinin oluşumunu uyarır, böylece vücudun savunma reaksiyonlarını hızlandırır.

2.Güçlü bir bağışıklık sistemi için çinkoya da ihtiyaç var. Yeterli çinko kaynağı bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine yardımcı olur, enfeksiyon riskini azaltır.

3.D vitamini güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak için vazgeçilmez… D vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalıklara karşı vücudu dirençli hale getirir.

‘SAVUNMA MEKANİZMASINI HIZLANDIRIR’

Kışın bağışıklık sistemini güçlendirmek için çinko, C ve D vitamini gibi biyofaktörlere çok iş düşüyor. “İyi ayarlanmış bir biyofaktör dengesi, enfeksiyonlarla savaşmamıza ve iyileşmemize yardımcı olur” diyen Prof. Dr. Yaşar Saygı, öncelikli olarak C vitaminin vücudumuzdaki işlevlerini anlatıyor:

“C vitamini vücudumuzda birçok işlevi yerine getirir. Bunlardan biri, bağışıklık sistemini güçlendirmektir. C vitamini, mikroorganizmaları yok etmek ile sorumlu beyaz kan hücrelerinin oluşumunu uyarır, böylece vücudun savunma reaksiyonlarını hızlandırır.

Ayrıca, C vitamini güçlü bir antioksidan olup metabolizmamızda oksidatif stresi azaltır. Bu ise kandaki zararlı serbest radikalleri bağladığı, vücudun antioksidan etkileri olan kendi maddelerini yeniden ürettiği ve istenmeyen hücre stresini azalttığı anlamına gelir. C vitamini vücudumuzdaki tüm bu reaksiyonlarda kullanılır. Bu yüzden hastalandığımızda C vitamini ihtiyacımız artmaktadır.”

‘SİGARA İÇENLERE DAHA ÇOK C VİTAMİNİ GEREK’

İnsan vücudu kendi C vitaminini üretemediği için ihtiyacın günlük diyetlerden karşılanması gerekiyor. Bilindiği üzere, limon, portakal, greyfurt ve mandalina gibi narenciyeler yüksek miktarda C vitamini kaynakları… Saygı, “Sağlıklı yetişkin erkekler için önerilen günlük C vitamini alımı 110 mg, kadınlar için 95 mg’dır. Sigara içenler için yüzde 40 daha yüksek bir doz (günde 155 mg ve 135 mg) öneriliyor” bilgisini veriyor.

‘ÇİNKO, ENFEKSİYON RİSKİNİ AZALTIR’

Güçlü bir bağışıklık sistemi için çinkoya da ihtiyaç var. Çinko, insan vücudunda en fazla fonksiyona sahip eser elementlerden biri. Aynı zamanda vücutta demirden sonra en yaygın olan bu element, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli rol oynuyor. Vücutta çinko yetersizse T yardımcı hücreleri ve T öldürücü hücreler gibi normal hücreler ve bağışıklık sistemi hücreleri aktive olamıyor. Bu da vücudumuzun savunma mekanizmasını olumsuz etkiliyor.
Çinko’nun virüsler için önleyici olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Birol Saygı, “Çinko, virüslere yapışarak vücuttaki hücrelere girmelerini ve çoğalmalarını önler. Bu nedenle, yeterli çinko kaynağı bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine yardımcı olur, enfeksiyon riskini azaltır. Sonuç olarak kişi enfeksiyon sırasında, iyi işleyen bir bağışıklık sistemi ile virüslerle daha etkili bir şekilde savaşabilir. Enfeksiyonun süresi ve şiddeti, yeterli çinko alınarak azaltılabilir” şeklinde konuşuyor.

‘HAYVANSAL ÇİNKO DAHA YARARLI’

Vücudumuz çinkoyu bir organda depolayamıyor. Bu yüzden birçok farklı doku ve organ hücrelerimizde çinko bulunuyor. Saygı, sağlıklı yetişkinler için günlük 7-10 mg çinko alımını öneriyor. Saygı, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Sığır eti veya peynir gibi hayvansal kaynaklı gıdalar yüksek oranda çinkoya sahip. Bitki bazlı gıdalar daha az çinko içeriyor. Bununla birlikte, bitkisel gıdalardan alınan çinko, hayvansal kaynaklardan elde edilen çinkoya göre kullanılamaz. Çinkonun biyoyararlanımı çeşitli diyet bileşenlerinden etkilenir. Tahıl ve baklagillerde bulunan fitatlar, vücuttaki çinkonun emilimini engeller. Sitrik asit (meyve ve sebzelerin doğal asidi) bitkisel gıdalarda doğal miktarlarda bulunan diyette çinko emilimini arttırır. Özellikle veganlar gibi tek taraflı diyete sahip olanlar, sadece hasta olduklarında değil, çinko dengesine de dikkat etmeli.”

D VİTAMİNİ STOKLARI KIŞIN TÜKENİYOR

D vitamini sadece sağlıklı kemikler için değil güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak için de vazgeçilmez… “D vitamini, vücudu kendi bağışıklık sistemi tarafından yürütülen yanlış yönlendirilmiş saldırılara karşı korur. Böylece otoimmün hastalıklar ve kronik enflamasyon riskini azaltmaya katkıda bulunur” diyen Prof. Dr. Birol Saygı, “D vitamini eksikliğiniz varsa, T hücreleriniz ve diğer antikorlarınız yeterince aktive edilmez ve kanımızdaki mikroorganizmalar çok iyi algılanmaz ve ortadan kaldırılamaz. D vitamini stoklarımız özellikle kışın yavaşça tükendiğinde; bağışıklık sistemini zayıflatır ve vücudu hastalanmaya daha eğilimli hale getirir” diyor.

‘VÜCUT KENDİ D VİTAMİNİNİ ÜRETEBİLİYOR’

Vücudun üretip depolayabileceği nadir biyofaktörlerden birinin D vitamini olduğunu vurgulayan Saygı, değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor: “D vitamini öncüsü, güneş ışığının (veya daha kesin olması için UV-B radyasyonunun) etkisiyle cildimizdeki kolesterolden yapılır. Karaciğerdeki transformasyondan sonra kış aylarında yağ dokusunda depolanabilir. Bağışıklık sistemi tarafından ihtiyaç duyulduğunda, böbrekler yoluyla aktive edilir ve daha sonra bağışıklık sisteminin normal işleyişine katılır. Bununla birlikte, çeşitli koruyucu bariyerler (örneğin gökyüzünde bulutlar veya vücudumuzdaki giysiler), D vitamini sentezini tetiklemek için yeterli UV-B radyasyonunun cilde ulaşmasını önleyebilir. Kış aylarında güneş radyasyonu birkaç ay boyunca çok zayıftır. Böylece, vücudun kendi D vitamini üretimi sonbahar ve ilkbahar arasında neredeyse durmaktadır. Neyse ki, D3 vitamini, yağlı balıklar, balık yağı ve küçük yumurta gibi bazı gıdalardan emilebilmektedir. Bu nedenle, özellikle kış aylarında; yeterli ve dengeli bir diyet, D3, çinko ve C vitamini hayati biyofaktörlerin yeterli tüketimi düşünülmelidir. Bu durumda bağışıklık sisteminiz sizleri ödüllendirecektir.”

Korona Virüsünden Dolayı El Yıkamaktan Çatlamış,Yıpranmış Eller İçin Bakım Kürü

Korona virüsü sebebiyle ne yapsak nereyi ellesek ellerimizi sabunla yıkayıp kolanyalamaktan ellerimiz yıpranıyor, kuruyor, ve çatlıyor.Bunları önlemek ellerimizi onarmak için sizlere bakım kürü paylaşmak istedim.

Yumuşacık olsun diye: Zeytinyağı+şeker

Zeytinyağı sadece cilt için değil aynı zamanda saç için de çok faydalıdır. Besleyici, yumuşatıcı gibi özellikleri olan zeytinyağının yanına bir de şeker eklenip peeling yapılınca eller misler gibi yumuşacık olur.

Malzemeler

– 1 çorba kaşığı zeytinyağı

– 1 çorba kaşığı şeker

Nasıl yapılır?

Avcunuzun içine şekeri koyun ve üstüne zeytinyağı dökün. Zeytinyağı ile ıslanan şekeri tıpkı peeling uygular gibi ellerinizin arasında ovalayın. Araları dahil tüm parmaklarınıza ve ellerinizin üst yüzeyine aynı işlemi uygulayın. 30 saniye uygulama yaptıktan sonra 30 saniye kadar bekleyin ve ellerinizi ılık suyla yıkayın ve yumuşak bir havluyla kurulayın.

Tırnakları da unutmayalım diye: Zeytinyağı + limon yağı

Eller demek aynı zamanda tırnaklar demek. Güzel ellerin şartlarından biri de tırnaklar. O yüzden ihmal etmemeli, tırnaklarımıza da bakım yapmalıyız. Dayanıklı ve güçlü tırnakların formülü ise burada.

Malzemeler

– Bir çay kaşığı zeytinyağı

– Bir çay kaşığı limon yağı yada limon suyu

Nasıl yapılır?

İki malzemeyi karıştırın ve tırnaklarınıza minik bir fırça yardımıyla uygulayın veya karışımın bulunduğu kaseye parmaklarınızı batırın. Biraz bekledikten sonra yıkayın. Tırnaklarınız zeytinyağı ile yumuşak ve canlı, limon yağıyla güçlü olacak.

Sonrası için: Nelere dikkat etmeli?

– Ev işi yaparken eldiven kullanın.

– Gece uyuduğumuz zaman vücut kendini onarır. Gece bakımı işte bu yüzden önemlidir. Ellerinizin her zaman sağlıklı ve bakımlı görünmesi için gece yatmadan ellerinize krem sürün ve gece boyu dinlenmeye ve yenilenmeye bırakın.

– Bakım uygulamalarının ardından hemen sabunla yıkamayın ve direkt güneşe çıkmayın.

– Duş alırken veya suyla uğraşırken suyun çok sıcak ya da çok soğuk olmamasına dikkat edin. Her zaman orta karar ılık su tercih etmeye çalışın. Çünkü sıcak veya soğuk su cilde zarar verebilir.

– Gün içinde bol su için. Vücut için ne kadar önemli olduğunu tahmin bile edemezsiniz.

– Somon, yumurta, fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler, yeşil yapraklı sebzeler ve kahverengi pirinci günlük beslenmenize katın. Doğal ve sağlıklı yağlar size zarar değil yarar sağlar.

Her Sabah Limonlu Su İçmek İçin 8 Sebep

Vücudunuz susuz kaldığında toksin birikimi, stres ve kabızlık gibi sorunlar meydana gelir, bu nedenle günde en az 2 litre su içmek gerekir. Sabah içilen sıcak limonlu su ise vücudu güne hazırlar.

  1. Sabah kahvesi yerine ılık limonlu su içmeyi deneyin. Yakında bunun bir rutine dönüşeceğini fark edeceksiniz…

Artık insanların ikinci evi haline gelen kahve dükkanları sayesinde kahve tüketimi de oldukça artış gösterdi. Sabahları elinize o dükkanlardan kahve almak yerine, evden çıkmadan limon suyu içmeyi deneyin. Hem paranız cebinizde kalır hem de sindirim sisteminiz düzene girer ve enerji alırsınız. Kahveyi iş yerine vardıktan sonra içebilirsiniz.

2. Sıcak bir bardak limon suyu, vücudunuza daha fazla su ekler ve toksinlerinizi dışarı atmanıza yardım eder. Vücudunuza günlük mini bir temizleme yapar.

3. Sabah yataktan kalktığınızda limonlu su içmek, nefesin kötü kokmasını engeller.

4. Fazla şeker tüketimi yüzünden canınız daha fazla şeker ister ve bu yüzden tüketiminiz bu orantıda artar. Bu çok bilindik bir döngüdür. Kan şekeri yükseldiği zaman vücudunuzdaki hormonlar insilün salgılar. Bu ani dalgalanmalar sonucunda metabolizmanız yavaşlar, açlık hissiniz artar ve yorgunluklar çoğalır. Limon, uzun süre sizi enerjik kılar, kan şekerinizi dengede tutar ve açık hissiyle mücadele eder.

5. Limon kokusunun pozitif ve enerjik etkileri var. Limonlu suyun da sinirleri yatıştıran ve depresyonu azaltmaya yardım eden özellikleri mevcut.Sabah bir bardak limonlu su içerek, daha güzel enerjilerle güne devam etmen mümkün.

6. İyi bir C vitamini deposu olan limon, soğuk algınlığı ve griple savaşarak bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine yardım eder ve kan dolaşımı ve demir emilimine yardımcı olur.

7. Kan şekeri seviyesini düzenler, beyin ve sinir fonksiyonlarını uyarır ve kan basıncını kontrol altında tutmaya yardımcı olur.

8. Sabah ılık limonlu su içmek sindirim sisteminiz için faydalı olur.Limon suyu safra üretimini sorunsuz hale getirerek, bağırsak fonksiyonları düzene sokar. Buna bağlı olarak kabızlığı önler.

Evde kolay dezenfektan nasıl yapılır?

Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının tespit edilmesinin ardından kişisel hijyen ve el dezenfektanı gibi virüsü önleyici tedbirler gündeme geldi. Uzmanlar Corona Virüsüne karşı öncelikle ellerin normal sabunla sık sık temizliğini önerdiklerini belirtiyor. İmkan bulunamazsa alkol bazlı el dezenfektanlarını öneren uzmanlar, Corona Virüsü’nğn, virüs olduğu için antibakteriyel ürünlere yanıt vermediğini, sabun veya alkol bazlı dezenfektan bulunamazsa, yerine kolonya da kullanılabileceğini söylüyor. Peki, evde kolay dezenfektan nasıl yapalır bakalım…

Zararsız ama etkili bir temizleyici boraks

– 1 tatlı kaşığı boraks
– 2 çorba kaşığı beyaz sirke
– 2 bardak sıcak su
– ½ çay kaşığı lavanta yağı
– 3 damla çay ağacı yağı

Hepsini bir kaba koyup toz yapıda olanları eriyinceye kadar karıştırın. Püskürtmeli bir şişede uzun süre saklayabilirsiniz. Cam yüzeyler hariç temizlenmek istenen yerlere püskürtülüp arkasından kağıt havluyla kurulamak yeterli. Diğer havlular bakteri üretmesi bakımından virüse yol açabilmektedir

Evde antibakteriyel jel tarifi

– 2 kaşığı doğal aloe vera jel
– 20 damla limon yağı
– 10 damla tarçın yağı 10 damla kekik yağı
– 10 okaliptus yağı
– 10 damla karanfil tomurcuğu yağı

Kapaklı bir şişeye suyu ve aloe vera jeli boşaltın. Üzerlerine tüm yağları damlatın ve şişenin kapağını kapatarak iyice çalkalayın. Çalkalama işlemini uzun süre uygulamak, jelin kıvamı açısından önemli. İşte hepsi bu kadar, antibakteriyel jel kullanıma hazır! Dilerseniz küçük şişelere doldurup yanınızda taşıyabilir veya evde saklayabilirsiniz.

Dezenfektan için gerekli olan malzemeler

– 2/3 fincan yüksek dayanıklı votka
-1/2 su bardağı beyaz damıtılmış sirke
– 3/4 fincan damıtılmış su
– 30-40 damla çay ağacı esans yağı
– 30-40 damla Limon özü yağı
– Sprey şişesi

Şişeye votka, sirke ve suyu dökün. Tüm yağları ekleyin. Tüm maddeleri şişeye yerleştirdikten sonra ağzını kapatın ve iyice çalkalayın. Önce dezenfekte edilecek alanı silin ardından spreyi sıkın ve yeniden silip kurutun. Her kullanımdan önce şişeyi sallamayı unutmayın.

Ellerimizi yıkarken nelere dikkat etmeliyiz?

1- El yıkama öncesinde ellerdeki yüzük-saat gibi aksesuarlar çıkarılır.

2- Akmakta olan su altında eller ıslatılır.

3- Bilekler, avuç içi, ellerin sırt ve parmak araları ile tırnakların kenar ve uçları sabun ile köpürtülerek en az 20 saniye süreyle kuvvetlice ovuşturulur.

4- Eller su altında iyice durulanır.

5- Eller bileklerden başlayarak kağıt havlu ile kurulanır.

6- Aynı kağıt havlu ile musluk kapatılır.

Not: Evde kullanılan havlular bakteri üremesine yol açmaktadır. Kağıt havlu kullanımına özen gösterin.

LİMONUN SAYMAKLA BİTMEYEN FAYDALARI

Limonun bulunan mineraller ve vitamin

Limon iyi bir C ve B6 vitamini ile potasyum kaynağıdır. Büyük kısmı su ve basit şekerlerden oluşan karbonhidratlardan oluşur. Sağlıklı bir diyet lifi olan pektin içerir. Limonda bulunan lifin %50 – 60 kadarı pektinden oluşur. Çok az yağ ve protein vardır. Çeşitli sağlık yararları sağlayan sitrik asit (limon tuzu), hesperidin (P vitamini), diosmin, eriocitrin ve D-limonen gibi antioksidanlar içermektedir.

Limonun sağlığa faydaları

Böbreklere faydası

Böbrek taşları, atıklar böbreklerinizde kristalleştiğinde ve biriktiğinde oluşur. Limonun sitrik asitli yapısı idrar hacmini ve idrar pH’ını artırarak böbrek taşı oluşumunu engelleyebilir. Limonda bulunan hesperidin böbrekleri korur.

İnme riskini düşürebilir

Limon tüketimi özellikle kadınlarda iskemik inme (kan akışını durduran bir kan pıhtısı) riskini azaltabilir. Kandaki düşük C vitamini düzeyleri özellikle fazla kilolu ve yüksek tansiyona sahip kişilerde inme riskinde artışla bağlantılıdır.

Kanserle savaşır

Limonda bulunan hesperidin antioksidan özellikleriyle serbest radikallerle mücadele eder, vücudun savunma sistemini uyarıcı özellikler gösterir. Limonun kabuğunda bulunan d-limonen bileşiğinin tümör küçültücü etkisi olduğu ve hücreleri programlı ölüme (apoptoz) götürebileceği gösterilmiştir. Pankreas, mide, cilt ve akciğer kanserinin büyümesini yavaşlatır. Limondaki lif pektin kolon ve meme kanserinin büyümesini yavaşlatabilir. Ayrıca yüksek miktarda ve düzenli C vitamini tüketimi de oksidatif stresi önlemeye yardımcıdır.

Alerjik astımı önleyebilir

Alerjik hastalıkların gelişimi genellikle vücuttaki aşırı oksidatif stres ile ilişkilidir. Limonda bulunan flavonoidler (hesperidin ve d-limonen) serbest radikalleri temizlemeye yardımcı olur ve alerjik reaksiyonları azaltır. Ayrıca alerjik astım gibi hastalıklara neden olan iltihap oluşumların gelişmesini engeller.

Anemiye iyi gelir

Demir vücutta oksijen iletiminden ve kırmızı kan hücrelerinin yapımından sorumludur. Anemi genellikle demir eksikliğinden kaynaklanır ve menopoz öncesi kadınlarda yaygındır. Limonun C vitamini bakımından güçlü yapısı diyetten demir emiliminin artmasını sağlar.

Bağışıklık sistemini güçlendirir

Limonda bulunan pektin bağışıklık sistemini canlandırıcı etki gösterir. Vücutta üretilmeyen B6 vitamini de bağışıklığın sağlıklı çalışması için gereklidir ve kronik hastalıklara karşı koruma sağlamaktadır. Hesperidin bileşiği merkezi sinir sistemi hastalıklarının doğal tedavisinde kullanılmaktadır.

Sindirim sağlığını korur

Limonda bulunan çözünebilir lif pektin bağırsakları çalıştırır, doğal bir karbonhidrat olarak şeker ve nişastaların sindirimini yavaşlatıp kan şekeri seviyelerinin dengede kalmasını sağlar. Kabızlığı önlemek için limon suyu içilebilir. Güne başlarken sıcak suya sıkılacak yarım limonun suyunu taze nane ile içmek sindirim sistemini rahatlatıp zindelik sağlar.

Kalp sağlığına iyi gelir

Limonda bulunan hesperidin bileşiği diosminle birlikte vasküler (damarsal) koruma sağlar. Diğer antioksidan naringin de ateroskleroz (damar sertliği) hastalığına karşı kullanılabilir. Potasyum minerali kalp hastalıkları ve kötü kolesterol için risk faktörlerini azaltır. Yeterli ve düzenli C vitamini alımıyla kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riski düşer.

Limon ve hipertansiyon

Her sabah, aç karnına ılık bir bardak suyla karıştırılmış limon suyunun kan damarlarını yumuşatarak ve esnek olmalarını sağlayarak hipertansiyonu engellediği düşünülmektedir. Ancak bu konuyla ilgili henüz yeterli çalışma bulunmamaktadır.

Limon ve diyabet

Amerikan Diyabet Birliği limonu ve portakalı diyabete karşı süper gıdalar olarak listelemiştir. Limon ve portakal aynı miktarda karbonhidrat içermekle birlikte limonda şeker oranı daha düşüktür. Ayrıca limonun suyu, yüksek glisemik indeks (GI) içeren bir gıda ile birlikte tüketildiğinde, nişastanın şekere dönüşümünü yavaşlatabilir ve böylece yiyeceklerin GI’sini düşürebilir.

Limon ve kemik erimesi (osteoporoz)

Limon alkalize olmasının yanı sıra, içerdiği C vitamini, kalsiyum, magnezyum ve potasyum sayesinde kemik erimesi için temel gıdalardan biridir. Askorbik asit olarak da bilinen C Vitamini, kemikleri ve kıkırdakları koruyan kolajen üretimi için gereklidir. Limon suyu ayrıca potasyum ve kalsiyumun uygun şekilde emilmesi için gerekli olan magnezyum içerir. Potasyum, metabolik asitleri nötralize ederek kemik sağlığını destekler, böylece vücudun kalsiyum depolarını korur.

Limon ve grip

Limon, bağışıklık sistemini güçlendiren, antiviral ve antibakteriyel özelliklere sahip doğal bir antioksidandır. Bu özellikleriyle soğuk algınlığı veya gripten korunmak için mükemmel bir doğal tedavidir. Balgam, boğaz ağrısı ve öksürük tedavisinde etkilidir. Limonun suyu ve balı karıştırarak tüketmek öksürük ve boğaz ağrısının azalmasına yardımcı olabilir.

İdrar söktürücü olarak limon

Limon ılık ya da sıcak suya katılıp tüketildiğinde idrar çıkışını arttırır. Bu sayede su tutulumu olan kişilere özellikle fayda sağlar. İdrar atımıyla vücuttan toksinlerin ve zararlı bakterilerin atılımı gerçekleşir.

Limon kabuğunun faydaları

Limonun kabuğu, suyundan 5 ila 10 kat daha fazla vitamin barındırır. Limonu yıkayıp kuruladıktan sonra dondurun. Kullanmak istediğinizde rendeleyin ve arzu ettiğiniz bir salataya, yemeğe veya meyve suyuna katarak tüketin. Faydaları şöyle sıralanabilir;

  • Vücudu toksinlerden arındırır. Karaciğeri temizler. Antiseptiktir.
  • Kabızlığı önler, gazı giderir, mideyi rahatlatır.
  • Kronik hemoroit belirtilerini önlemek için kullanılabilir.
  • Ciltte ve dişte oluşan lekeleri önleyebilir.
  • Yaraların iyileşme sürecini hızlandırır.
  • Enfeksiyonlarla mücadele eder, solunum sorunlarına iyi gelir

 

Limon yağının faydaları

Limon yağı limonun kabuğundan çıkarılan esansiyel bir yağdır; kabuğunda birçok aromatik yağ ve uçucu bileşik bulunur. Bu faydaları şöyledir;

  • Ağız ve diş sağlığını korur
  • Üst solunum yollarına iyi gelir.
  • Cilt, saç ve tırnak ile ilgili sorunlarda kullanılabilir
  • Odaklanmayı sağlar.

Limon yağı genellikle aromaterapi ürünlerinde (diğer turunçgillerin yağlarıyla karışım halinde) veya 1 çay kaşığı taşıyıcı yağa 2-3 damla limon yağı eklenerek şampuan ya da vücut temizleyicisi olarak kullanılabilir. Limonyağı, karbonat ve Hindistan cevizi yağıyla karıştırılarak 2 dakika boyunca dişler ovulursa dişlerde beyazlama sağlayabilir. Tırnak mantarında tırnakları limon kabuğu yağı ile ovmak işe yarayabilir.

Limon suyunun faydaları

  • Solunum sorunlarına iyi gelir: Limon suyu zengin bir C vitamini kaynağı olarak uzun süreli solunum bozuklukları ile de başa çıkmada yardımcı olur.
  • Hazımsızlığı önler. Hazımsızlık ve kabızlıkla ilgili sorunların giderilmesine yardımcıdır. Yemeğe biraz limon sıkmak sindirime yardımcı olur.
  • Ateşi azaltır. Limon suyu, nezle, grip veya ateşi olan bir kişinin tedavisinde yardımcı olabilir. Terlemeyi artırarak ateşi kırmaya yardımcı olur.
  • Diş bakımı sağlar. Limon suyu ağrıyı hafifletmeye yardımcı olabilir. Diş etlerine limon suyu ile masaj yapmak, diş eti kanamasını durdurabilir, ayrıca çeşitli diş eti hastalıklarından ve diğer koşullardan gelebilecek kötü kokuları da ortadan kaldırabilir
  • Yanıkları giderir. Limon suyu cilt üzerindeki yanma hissini azaltır ve izlerin solmasına yardımcı olabilir.
  • Küçük kanamaları durdurur. Antiseptik ve pıhtılaşma özelliklerine sahiptir, bir parça pamuk topuna limon suyu uygulayabilir ve burun kanamasını durdurmak için burnun içine yerleştirebilirsiniz.
  • İyi bir temizleyicidir. Limon suyu yağları çözme kabiliyetleri ve ferahlatıcı aroması nedeniyle etkili bir temizlik ürünüdür.
  • Cilt sağlığını korur. Doğal bir antiseptik ilaç olan limonsuyu, güneş yanıklarının ağrılarını azaltmak için uygulanabilir, sivilce ve egzamaya iyi gelir. Yaşlanma karşıtı bir çözüm olarak kırışıklıkları ve siyah noktaları giderebilir.

Şiddetli Öksürük, Ödem ve Hazımsızlığa Birebir Kalorisiz Elma Çayı ve Faydaları…

Sevgili okurlarım Türkiye’de en sevilen ve en çok tercih edilen meyvelerden biri olan elma, meyve olarak tüketilebildiği gibi kabukları kurutularak ya da çay şeklinde de tüketilir. Yazları sıcak, kışları ise soğuk olarak içilen elma çayı zencefil, tarçın, zerdeçal, yeşil çay, karanfil, ıhlamur, hatmi çiçeği gibi şifalı bitkiler ya da ayva, portakal, limon gibi meyveler ile birlikte de tüketilebilir.

İçeriğinde kuersetin ve kateşin gibi antioksidan maddeler bulunan elma çayında ayrıca sodyum, potasyum ve magnezyum gibi mineraller de yer alır. Bunlara ek olarak A, D, E, B6 ve C vitamini içeren elma çayında amino grup asitleri de bolca bulunur. Koyu renkli ve sert, açık renkli ve yumuşak olmak üzere iki çeşit elma çayı vardır.

Elma Çayı Nasıl Yapılır?

Elma çayı ile ilgili olarak en sık karşılaşılan sorulardan biri de “evde elma çayı nasıl yapılır” sorusudur. Taze elma çayı demlemek için elmalar bol su ile yıkanır. Yıkanan elmaların kabukları soyulur ve çekirdekleri çıkartılarak ince ince dilimlenir. Dilimlenen elmalar kabukları ile birlikte demliğe 2 su bardağı su eklenerek atılır. Orta ateşte kaynatılan demliğin altı kaynadıktan sonra kapatılır ve 10 dakika demlemeye bırakılır.

Sade tüketilmek istenmediğinde elma ile birlikte zencefil, zerdeçal, limon, yeşil çay, tarçın, nane, adaçayı, ıhlamur, ayva gibi farklı bitki ve meyveler kullanılabilir. Kurutulmuş elma kabukları ya da elma çayı tozu da aynı şekilde demlenir; ancak daha yoğun bir aromaya sahip olduğu için damak tadına göre miktar belirlenmelidir.

Peki, elma çayı nerede satılır? Elma çayı aktarlarda, büyük alışveriş merkezlerinde, şifalı ürün satışı yapan dükkânlarda ve internetten online satış yapan şifa marketlerde satışa sunulur. Elma çayı fiyatı ürünün markasına, kalitesine ve içeriğine göre farklılık gösterir.

Elma Çayı Faydaları Nelerdir?

  • Antioksidan açısından zengin olan elma çayı bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudu hastalıklara karşı korur.
  • Yüksek oranda A, C, E ve D vitamini içeren elma çayı toksin maddelerin vücuttan atılmasını sağlayarak başta göz sağlığı, dolaşım sistemi ve boşaltım sistemi üzerinde olumlu etkiler yaratır.
  • Ferahlatıcı etkiye sahip olan elma çayı vücudun daha canlı olmasını sağlar ve içeriğindeki özel bileşenler başta baş ağrısı olmak üzere vücut ağrılarının dindirilmesinde faydalıdır.
  • Özellikle tarçın ile birlikte tüketildiğinde içeriğinde yer alan manganezin etkisi ile kolesterolün düzenlenmesinde etkin bir rol oynar. Ayrıca tarçın ile birlikte kan şekerini düzenleyici etkisi de elma çayı faydaları arasındadır.
  • İçeriğinde yer alan B6 vitamini sayesinde oksijenin kanda taşınmasını destekleyen elma çayı, beyaz kan hücresi yapımında önemli rol oynayan lenfleri korur.

Elma Çayı Neye İyi Gelir?

  • Yüksek oranda lif içeriği ile dikkat çeken elma çayı, sindirimin düzenlenmesini sağlayarak hazımsızlık ve kabızlık gibi sindirim sistemi hastalıklarına iyi gelir.
  • İçeriğinde yer alan özel bileşenler sayesinde bağırsak parazitlerinin vücuttan dışarıya atılmasını sağlar ve ayrıca kolon kanserini önleyici özellik gösterir.
  • Limon eklenerek hazırlanan elma limon çayı antioksidan bileşenleri sayesinde prostat başta olmak üzere akciğer, karaciğer, lenf ve mide kanserine karşı vücudu korur.
  • Dolaşım sistemini düzenler ve kalp damar hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefes darlığı ve astım tedavisini destekler.
  • Düzenli olarak tüketilen elma çayı ne işe yarar? Düzenli olarak elma çayı tüketimi cilde iyi gelir ve cildin pürüzsüz olmasını sağlar.
  • Şiddetli öksürük için elma çayı hazırlama sayesinde kısa sürede öksürükten kurtulabilirsiniz. Ayrıca elma çayı balgam söktürücü özelliğe sahiptir.

Peki, hamileler elma çayı içebilir mi? Elma çayının hamilelikte hiçbir yan etkisi yoktur ve güvenle bu dönemde tüketilebilir.

Peki, elma çayı bebeklere verilir mi? Alerjen bir madde içermeyen elma çayı ek besine geçildikten sonra bebeklere güvenle verilebilir.

Elma Çayı Zayıflatır Mı?

Yüksek oranda diyet lifi içeren elma çayı kalori içermez ve bağırsak hareketlerini hızlandırarak kabızlığı önler. Düzenli olarak elma çayı kullananlar bağırsak hareketlerinin düzenlendiğini ve gün boyunca daha dinç olduklarını söyler.

Antioksidan bileşenlere sahip olan elma çayı vücutta biriken fazla suyun ve toksin maddelerin vücuttan atımını sağlayarak metabolizmayı hızlandırır. Toksinler vücutta özellikle yağ hücrelerinin etrafında depolanır. Toksin maddelerin vücuttan atılması yağ hücrelerine ulaşılmasını kolaylaştırır. Özellikle elma kabuğunda yer alan ursolik asit adı verilen madde vücudun kalori yakma isteğini arttırır. Bu maddenin yağ yakımını hızlandırdığı ve kas kütlesini arttırdığına dair araştırmalar bulunmaktadır.

Peki, hazır elma çayı zayıflatır mı? Hazır elma çayları da genel olarak organik olduğu için kilo vermeye yardımcı olabilir. Elma çayı ile zayıflayanlar, çaylarına ekledikleri tarçın, zencefil ve zerdeçal gibi bitkiler sayesinde daha kolay kilo verdiklerini bildirmiştir. Elma çayı ile zayıflama için mutlaka diyete uyulmalı ve fiziksel aktivite arttırılmalıdır.

Meyve Aromalı Sıcacık 11 Farklı Elma Çayı Tarifi

1) Kilo Vermenin En Aromatik Hali: Hızlı Kilo Verdiren Tarçınlı Yeşil Elma Çayı

Yeşil elma, karanfil, tarçın, karabiber, limon ve su kullanılarak hazırlanan elma çayı, toksin maddelerin vücuttan atılmasını kolaylaştırarak zayıflamaya yardımcı olur. İçeriğinde yer alan meyve ve baharatlar nedeniyle muhteşem bir aromaya sahip olan elma çayı, hızlı kilo verdirmesinin yanı sıra lezzeti ile de beğeninizi kazanır.

2) Tarçın ve Karanfilin Yeşil Elma ile Mükemmel Uyumu: Zayıflatan Elma Çayı

Yeşil elma, kabuk tarçın, limon, tane karabiber ve karanfil kullanılarak hazırlanan elma çayı metabolizmayı hızlandırarak zayıflamanıza yardımcı olur. İçeriğinde yer alan bileşenler sayesinde vücudun kalori yakma becerisini arttıran elma çayı detoksu ile ödeminizden de kurtulabilirsiniz.

3) Hem Lezzetli Hem Şifalı: Öksürük İçin Elma Çayı

Elma, kabuk tarçın, karanfil ve zencefil kullanılarak hazırlanan elma çayı öksürük için şifalı etkilere sahiptir. Özellikle kış aylarında vücut direncinin artmasını sağlayan elma çayını hem kendiniz hem de aileniz için güvenle tüketebilirsiniz.

4) Yeşil Elma ve Tarçının Muhteşem Birlikteliği: Zayıflamak İsteyenlere Elma Çayı

Yeşil elma, limon, kabuk tarçın, tane karabiber ve karanfil kullanılarak hazırlanan elma çayı içeriğinde yer alan fenol bileşikler nedeniyle metabolizmayı hızlandırarak kilo vermenize yardımcı olur.

5) Elmadan Gelen Şifa: Öksürük İçin Elma Çayı

Kabuk tarçın, su ve yeşil elma kullanılarak hazırlanan elma tarçın çayı antioksidan etkisi ile toksin maddelerin vücuttan uzaklaşmasını sağlayarak enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Özellikle kronik öksürüğe karşı etkili olan elma çayı şifalı etkisi ile hastalıklardan sizi korur.

6) Şifa Getiren Mükemmel Lezzet: Gribe ve Öksürüğe Karşı Elma Çayı

Elma, tarçın, bal ve su kullanılarak hazırlanan elma çayı yüksek vitamin ve mineral içeriği ile özellikle kış mevsiminde sıklıkla karşılaşılan gribe ve öksürüğe karşı vücudu korur.

7) Bal ve Zerdeçalın Aromatik Dansı: Ballı Zerdeçallı Elma Çayı

Zerdeçal, bal, karanfil ve elma kullanılarak hazırlanan ballı zerdeçallı elma çayı tarifi, detoks etkisi ile toksinlerin ve vücutta fazla biriken suyun atımını kolaylaştırır. Yemeklerden önce aç karnına tüketildiğinde daha etkili olan çayı gün boyu tüketebilirsiniz.

8) Vücudu Güçlendiren İksir: Elma ve Ayvalı Ihlamur Çayı

Ihlamur, ayva, elma, kuşburnu, tarçın ve karanfil kullanılarak hazırlanan alma ve ayvalı ıhlamur çayı, hem metabolizmayı arttıran hem de bağışıklık sistemini güçlendiren mükemmel bir karışımdır. Vücuda faydalarının yanı sıra kendine özgü aroması ve lezzeti ile damaklarda kalıcı bir tat bırakan çayı gün boyu tüketebilirsiniz.

9) Vitamini Kabuğunda: Elma Kabuğu Çayı

Elma kabuğu, karanfil ve bal kullanılarak hazırlanan elma kabuğu çayı içerdiği yüksek vitamin ve minerallerle hastalıklara karşı mücadele eden vücudu destekler.

10) Göz Sağlığını Korumanın En Lezzetli Yolu: Elma Çayı

Elma ve su kullanılarak hazırlanan elma çayı sağlığa faydaları saymakla bitmeyen muhteşem bir içecektir. Yazın soğuk kışın sıcak olarak tüketilebilen elma çayı içeriğinde yer alan kimyasal bileşenleri ile göz sağlığını korumaya da yardımcıdır.

11) İçinizi Isıtan Mükemmel Lezzet: Elma Çayı

Elma, anason, kabuk tarçın, karanfil ve hatmi çiçeği kullanılarak hazırlanan elma çayı, hem içinizi ısıtır hem de mükemmel lezzeti ile vazgeçilmezleriniz arasında yer alır. Kahvaltıda ve ara öğünlerde tüketilebilen elma çayı içerdiği farklı bitkiler nedeniyle oldukça faydalıdır.

Harika Lezzet Portakal Çanağında Kereviz Salatası…

Sevgili okurlarım kereviz kış ayının gelmesiyle birlikte tüm tezgahlarda yer almaya başladı.Saymakla bitmeyecek faydası olan mucizevi sebze kerevizi davet sofralarınızda sevdiklerinize misafirlerinize rahatlıkla yapabileceğiniz harika lezzetinin yanı sıra görselliğiyle gözlere hitap eden lezzetli portakal çanağında kereviz salatası tarifini sizlerle paylaşmak istedim.

Malzemeler;

  • 1 adet orta boy kereviz
  • 1 adet yeşil ekşi elma
  • 5 yemek kaşığı süzme yoğurt
  • 1 yemek kaşığı mayonez (isteğe bağlı, ben koymadım)
  • 1/2 (yarım) çay bardağı su
  • 3 diş sarımsak
  • 3-4 adet ceviz
  • Dilediğiniz miktarda portakal

Üzeri için:

  • Zeytinyağı

Süslemek için:

  • Maydanoz, dereotu ya da kereviz yaprağı

Yapılışı;

Kerevizin kabuklarını derin bir şekilde soyuyoruz ve kararmaması için limonlu suyun içinde bekletiyoruz.

Bu arada geniş bir kabın içinde süzme yoğurdu yarım çay bardağı su ile güzelce çırpıyoruz ve kıvamını açıyoruz. Yoğurda dövülmüş sarımsağı, kabuğu soyulmuş ve rendelenmiş elmayı da katıp tahta kaşıkla karıştırıyoruz. Kerevizi rendelemeye başlıyoruz. Çabuk kararan bir sebze olduğu için rendeledikçe yoğurdun içine ekleyip karıştırıyoruz. Kerevizin tamamını da rendeleyip ekledikten sonra iri dövülmüş cevizlerimizi ilave ediyoruz. Salatamızı 15 dakika buzdolabına kaldırıp kıvam alması için dinlendiriyoruz.

Bu sırada dilediğiniz miktarda portakalı ortadan ikiye bölüp içlerini çıkarıyoruz yada yuvarlak şekilde kesebilirsiz( istege göre). Portakal çanaklarının içine salatadan koyuyoruz. Üzerine biraz zeytinyağı gezdirip dilediğiniz şekilde süsleyebilirsiniz.

Şifa Kaynağı : OSMANLI ŞERBETLERİ NASIL YAPILIR?

(Hibüsküs, kuşburnu, fesleğen, gül, biberiye, vişne, demirhindi çeşitleriyle mutlaka deneyin)

Hibiskus (nar çiçeği) Şerbeti – Malzemeler (8-10 kişlik):
Temel malzemeler:

            -10 bardak iyi su
-4 adet karanfil
-İki parça ufak kabuk tarçın
-4 adet kakule (isteğe bağlı)

-Yarım limon (kabuklarıyla doğranacak) (isteğe bağlı)

-2 kahve fincanı toz şeker

Ana malzeme: -4 yemek kaşığı hibiskus*

NOT: *Aynı malzemelerle hibüsküs yerine; kuşburnu, fesleğen, gül, biberiye, vişne, demirhindi de konup değişik şerbetler yapabilirsiniz. (sadece gül ve fesleğen kaynatılmaz. Şekerle ovulup bir gece sıcak suda bekletilip, ertesi gün kaynamış ve ocağın altı kapatılmış temel malzemelere katılır, sonra süzülür).


Yapılışı:
* Su bir tencereye alınır ve kaynatılır.
* Hibiskus, kakule, limon, tarçın ve karanfil bir süzgece alınarak soğuk su ile hızlıca yıkanıp kaynayan suya atılır, tencerenin kapağı kapatılır.
* Kaynayınca altı kısılarak 15 dak. daha kaynatılır. İndirmeye yakın şekeri ilave edilip karıştırılır, iki dakika daha kaynatılır. Soğuk bir yerde soğumaya alınır.

* Ilınınca çok ince süzgeçten mümkünse tülbentten süzülür (ben 2 hatta 4 kat tülbentte süzüyorum. Osmanlı şerbetlerinin sırrı -demirhindi şerbeti hariç- çok berrak olması lazımdır.
* Ilınınca ağzı kapaklı kavanozlara veya sürahiye alınıp buzdolabına alınır ve iyice soğuması için bekletilir.

NOT:

– Buz dolabında saklanır.

-Şekeri damak tadına göre az veya çok konabilir.

-İsteğe bağlı olarak -servisten önce her bardak için 1/4 şişe maden suyu eklenebilir.

-Soğuk olarak- hatta buzla- servis yapılır. Arzuya göre sıcakta içilebilir.

 

Afiyet olsun…

Sevil KASSEM

Mis Gibi Kokan Bir Lezzet: Portakal Şekerlemeli Kek

Evi saran kokusuyla, mis gibi bir lezzet; tarif etmem imkansız. Portakal şekerlemeli kek hem görüntüsüyle iştah açacak, hem lezzetiyle herkesi büyüleyecek, hem de farklı kek tarifleri arayanları mutlu edecek.

Malzemeler

Kek için:

  • 110 gram tereyağı(Hindistan cevizi yağı veya istenilen herhangi bir yağla da yapılabilir.)
  • 3/4 su bardağı şeker(150 gram)
  • 2 adet yumurta
  • 1 paket vanilya
  • 1 adet portakal kabuğu rendesi
  • 1/2 adet portakalın suyu
  • 2 su bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 tutam tuz
  • 1 su bardağı butter milk(Eğer bulamazsanız 1 su bardağı süte 1 yemek kaşığı limon suyu veya sirke ekleyerek elde edebilirsiniz.)

Portakal şekerlemesi için:

  • 2 adet kan portakalı(veya normal portakal)
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1/2 su bardağı su
  • 1/2 tatlı kaşığı limon suyu

Yapılışı

Portakal şekerlemesi için:

  1. Portakalları ince ince dilimleyin. Derin ve büyük bir tencereye toz şeker ve suyu alın karıştırın. Ocağa alın kaynamaya başlayınca üzerine dilimlenmiş portakalları ekleyin.(Üst üste gelebilir problem değil.)
  2. Ocağı kısık ateşe düşürüp bu şekilde 35-40 dakika kaynatın. Bu sürenin sonunda portakalları tek tek şekerli suları süzdürerek yağlı kağıda dizin ve soğuması için kenara alın.
  3. Tencerede kalan portakallı şerbete limon suyunu ekleyip soğuyan kekin üzerine sürüm.

Kek için:

  1. Bir kapta unu kabartma tozu ve tuz ile çırpın.
  2. Büyük bir kapta oda sıcaklığındaki tereyağıyla toz şekeri karıştırın ve ardından tek tek yumurtaları ilave edin.
  3. Vanilya, portakal kabuğu ve suyunu ilave edin ve iyice birleşinceye kadar karıştırın.
  4. Ardından unlu karışımı ve buttermilk’i (veya süt limon karışımını) tamamen karışıncaya kadar sırayla ekleyin. (Biraz unlu karışım biraz süt şeklinde yani;))
  5. Ardından uygun bir kelepçeli kek kalıbına koyarak 175 derecelik ısıtılmış fırında pişirin.(Yaklaşık 35 dakika pişiyor ama siz yinede kürdan testi yaparak emin olun.)
  6. Fırından çıktıktan sonra soğuyunca üzerine portakal şekerlemesini hazırladığınız tenceredeki kalan portakallı şurubu bir fırça yardımıyla iyice sürün.
  7. Daha sonra 45 dakika beklemiş ve sertleşmiş olan portakal şekerlemelerini önce ikiye sonra dörde olacak olacak şekilde kekinizin üzerine tıpkı fotoğraftaki gibi dizin. İyice soğuyunca dilimleyerek servis yapın.

Servis Önerisi

Keserken zorlanmamak ve kekin şeklini bozmamak için portakallı kısmı yağlı bir makasla kesebilirsiniz.

Kışın Doğal İlacı Zencefilli Ballı Limon Tarifi

Bu zencefilli ballı limon tarifini, soğuk kış günlerinde doğal soğuk algınlığı, grip ilacı olarak kullanabilirsiniz. Üst solunum yollarının açılmasına ve öksürüğün kesilmesine yardımcı olup vücudun direncini arttırıyor. Boğaz ağrısına birebir ayrıca müthiş bir lezzeti ve kokusu var. Haydi bu doğal mucizeyi yapmak için sizi mutfağa alalım!

Malzemeler

  • 1 adet limon
  • 1 adet taze zencefil(limon büyüklüğünde)
  • 1 su bardağı bal
  • 1-2 adet çubuk tarçın

Yapılışı:

  1. Limonun kabuklarını hafif soyuyoruz. Zencefillin kabuklarını da soyup birkaç parçaya bölüp ikisini de rondoya atıp çekiyoruz.
  2. Karışımı kavanoza koyup üzerini bal ile dolduruyoruz. İçine çubuk tarçını atıyoruz. 1 gün buzdolabında bekledikten sonra kullanabilirsiniz. Afiyet olsun.

Servis Önerisi

Dilerseniz bitki çaylarınıza, dilerseniz sıcak suya karıştırıp içebilir veya direkt günde 2-3 tatlı kaşığı tüketebilirsiniz.