Gündemdeki Olaylar Çocuğa Nasıl Anlatılmalı?

Read Time:3 Minute, 14 Second

“Çocuklarla gündem konuları nasıl konuşmalı?” Deprem gibi doğal afetler, kazalar, savaş söylentileri, ekonomi konuları..Çocuklar neyin, ne kadarını bilmeli?”  Uzmanlar bu konuda ne diyorlar?İşte detaylar..

çocukla iletişim ile ilgili görsel sonucu

Yaşananlarla ilgili anne babanın yaşadığı kaygı derecesi çocuğun da kaygılanma düzeyini etkilidir. Bizim yapabileceğimiz çocuklarımıza tüm bu olumsuzlukların yanında güvenli alanlar oluşturmaktır. Bu da ilişki kurmakla, ilişki deneyimini artırmakla mümkün…

Çocuk ailesiyle vakit geçirdiğinde ilgi ve değer gördüğünü hisseder, kendini ifade etme olanağı bulur.Ailede ilişkinin zengin, kişiler arası bağların güçlü olması çocuğu hayatın olumsuz koşullarına karşı daha dayanıklı kılar. Tabi burada ebeveynler olarak kendimize bakabiliyor olmamız önemli, daha biz kaygı sorunlarımızı halledemiyorsak, halledemediğimiz psikolojik problemlerimiz varsa çocuklarımıza da etkili yetişkin rol modeller olmamız zorlaşıyor.

Bazı çocuklar neyden ne kadar etkilendiklerini hemen belli ederler. Bazıları ise içlerinde yaşamayı tercih ederler. Burada özellikle dikkat edeceğimiz belli bir yaşa kadar onları bu anlam veremedikleri kaygı verici bilgilerden uzak tutabilmek. Bu da ortalama 8-9 yaş civarıdır. Bir örnek vermek gerekirse, Avustralya’daki orman yangını ve çaresizlik içinde ölen hayvanlar hepimizi çok üzdü. Ama çocuğumuzun yaşı henüz iklim felaketlerinden bahsetmek için erken olabilir. Eğer çocuğunuz 9 yaşından küçükse ve bu konuda bir habere tanık olduysa burada işleyeceğimiz konular; yaşadığımız üzüntü, hayvanları ne kadar sevdiğimiz ve kurtarılan hayvanlarla ilgili yeni haberler paylaşmak olabilir. Alternatif olarak, çevreyi korumak için nasıl bireysel sorumluluk alacağımız, tüketim alışkanlıkları gibi konular konuşulabilir.

çocukla iletişim ile ilgili görsel sonucu

Okul öncesi dönemdeki çocuk bireysel hareket etme yetisine sahip olmadığı için birlikte olduğu yetişkinlerin sorumluluğundadır. Çocuğu henüz yaşamadığı ve yaşayıp yaşamayacağı belli olmayan bir şeye hazırlamaya çalışmak gereksizdir. Onun bu konuda duymak isteyeceği şey, evinin ve okulunun güvenli olduğu, bir sorun çıktığında etrafındaki yetişkinlerin onu ve diğer çocukları korumak için elinden geleni yapacağı olmalıdır.

Okul öncesi dönemde çocuğa,deprem olduğunda,yangın çıkarsa bunları yapmalısın gibi yönlendirmeler yapılmamalıdır. Bu konularda soru sormadan bilgi vermeye gerek yoktur. Gerekli eylem planlarını bizim kendi içimizde yapmamız yeterli olacaktır. Sorduğunda ise kısa ve güven veren yanıtlar verebiliriz. “Baban ve ben bunun için gerekli önlemleri aldık” gibi…

Okul çağıyla birlikte çocuk fantazi dünyasından gerçeklik dünyasına adım atar. Bu sebeple ufak ufak doğal/çevresel olaylarla ilgili bilgi sahibi olabilir. Tatbikatlar da bunun parçasıdır. Burada çocuklardan çok, bazı eğitimcilerin yeterince bilgi sahibi olmadığı ve süreci iyi yönetemediği durumlarla karşılaşıyoruz. Çocuk etrafındaki yetişkinin ne kadar soğukkanlı ve olaya ne kadar hakim olduğunu görme ihtiyacı duyar.

Kaygı ortamında çocuk yetiştirmek

Ergenlik süreci çocuğa daha fazla alan açtığımız ama hala ebeveyn olarak hayatıyla ilgili takipte olduğumuz bir dönem olmalı. Bu takibi ergenin denetleme gibi algılamaması için onunla gerçekten vakit geçiriyor olmak, iyi ilişkiler kuruyor olmak önemli. İyi ilişki içinde olmak kişiye önemsendiğini hissettirir ve diğeriyle işbirliği yapma isteğini artırır. İyi ilişki içinde olduğumuzda ergen uyarımızı denetleme olarak değil, ilgilenme olarak algılayacak, böylece yetişkinin yönlendirmesine daha kolay uyum sağlayacaktır.

Kaygıyı aşmanın yolu kontrol hissine sahip olmak, bu da bilgi sahibi olmak ve eylemden geçiyor. Çevre duyarlılığı ya da doğal afetler konusunda biz bilinçli olduğumuzda, elimizden geldiğince çeşitli yardımlar yaptığımızda, çevre duyarlılığı içinde olduğumuzda gençler de bu bilinçle büyüdüğünde kontrol duygusu içinde olacaklar ve kaygıları daha yönetilebilir bir düzeye gelecektir.

çocukla iletişim ile ilgili görsel sonucu

Kaygının yükselmesi güvenlik ve kontrol duygusunun zedelenmesiyle alakalıdır. Bizde kaygı uyandıran konularda bilgi sahibi olmak, kendimizi rahatlatabileceğimiz alanlarımız olması çok önemli. Tekrar hatırlamakta fayda var, çocuklukta kaygı düzeyi, içinde büyüdüğü ailedeki kişilerin duygu durum düzeyi ile doğru orantılıdır. Ebeveynler olarak bizler kendimizi güvende hissettiğimizde ya da bunu sağlayacak çalışmalar yaptığımızda çocuklarımız da kaygıyla daha rahat baş edeceklerdir.

çocukla iletişim ile ilgili görsel sonucu

Kaygılı ortamı rahatlatmanın bir yolu da rutinler ve ritüellerdir. Aile alışkanlıklarımız, tekrar eden yaşantılarımız (pazar kahvaltıları, oyun zamanları, tatil ritüelleri vs) çocuklara her şeyin yolunda olduğu mesajını veren önemli unsurlardır.

Genel olarak söylemek gerekirse, gidişatın değiştiği/bozulduğu durumlar kriz dönemleridir ve her kriz dönemi üyelerini sarsar. Toparlanma süreci de aileden aileye değişiklik gösterir. Çocukların bu tarz kriz durumlarındaki temel endişesi kendi güvenliğine ve sürekliliğine ilişkindir. Dolayısıyla ilk şok atlatıldıktan sonra çocuğa kaybettiği güvenlik ihtiyacını geri kazandırmak için olabildiği kadarıyla rutin hayata dönülmesi her şeyin yolunda olduğuna dair önemli bir mesaj verir.

 

 

0 0

About Post Author

Yeşim Erdem

Yazar,İstanbul'da doğdu. İ.İ.B.F'den mezun oldu. Profesyonel iş hayatında, 15 yıl bankacılık sektöründe çeşitli görevlerde çalıştı. Sanata olan merakı nedeniyle çini ve seramik sanatı üzerine eğitimler aldı. Teknolojixhaber.com ve LaFLaF.net de yazmaktadır.
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleppy
Sleppy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir