Uzm. Dyt. Tuğba Öz İle Pandemi Süreci Ve Sağlıklı Beslenme Üzerine Konuştuk

Read Time:8 Minute, 31 Second

Tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs pandemisinden dolayı bir çoğumuz evde kaldı. Bu süreçte kısıtlı hareket alanı ve dengesiz beslenme durumu birçok kişide istenmeyen kilolara sebep oldu. Biz de bu sıcak yaz günlerinde ve geçirdiğimiz pandemi sürecinde alınan kilolara karşı yapılabilecekleri Uzm. Dyt. Tuğba Öz ile konuştuk. Sizin için röportaj olarak derledik; 

Öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz Tuğba Hanım? 

Tabi ki, Antalya / Manavgatlıyım öncelikle.  2014 yılında İstanbul Haliç Üniversitesi’nden mezun oldum. Mezun olduğum seneyi takiben İstanbul Okan Üniversitesi’nde yüksek lisansa başladım ve uzmanlığımı aldım. Uzmanlığımı Ortoreksiya Nervoza (Sağlıklı beslenme takıntısı) üzerine yaptım. Lisansta da yine psikoloji üzerine hazırlamıştım tezimi. Uzmanlığımı alırken bir yandan İstanbul’da özel bir hastanede çalıştım. Daha sonra Antalya’ya dönüş yaptım. Yine burada ilk olarak bir sağlık ve güzellik merkezi, ardından özel bir hastanede hizmet verdikten sonra, 2 senedir kendi ofisimde danışmanlık hizmeti veriyorum.  

Peki uzman diyetisyenin normal diyetisyenden farkı nedir? 

Uzmanlık boyutu şöyle; tıpta olduğu gibi branşlaşma henüz beslenme ve diyetetik master programlarında yok. Umuyorum ki ilerde olacak. Hali hazırda sadece pediatri, diyabet, böbrek, bariatrik cerrahi, toplu beslenme, spor diyetisyenliği gibi alanlarda çalışan meslektaşlarımız da var elbette. Zannedilmesin ki hepimiz sadece kilo kontrolü üzerinde çalışıyoruz. Görüldüğü üzere bizim alanımız çok fazla. Besin sözünün geçtiği her alanda diyetisyen olmalı zaten.  Bu arada şu konuya da değinecek olursak; biz doktor değiliz öncelikle bunu belirtmeliyim. Biz tıp fakültesi bitirmiyoruz, 4 senelik sağlık bilimleri fakültesi/yüksekokuldan mezun oluyoruz. Doktor zannediliyoruz ama öyle bir şey yok; ben doktor değilim, ben diyetisyenim. Tabi, doktora programını tamamlayıp, doktor diyetisyen ünvanı alabilirsiniz, o ayrı. 

Diyetlerde sıklıkla yapılan hatalar nedir? 

Bana diyorlar ki “Tuğba Hanım öyle bir şey söyleyin ki, onu yiyelim ve bizi zayıflatsın!”  Zayıflamak isterken bile bir şey yemeyi hayal ediyoruz bir kere bu mantıktan çıkacağız 🙂 Porsiyon kontrolü yapacaksınız, bu kadar basit. Ama insanlar neyi, ne kadar yediğinin ve hangi saatte yediğinin farkında değil. Aslında ne yediğinin de farkında değil. Mesela insanlar “ben kahvesiz yapamam” deyip 2’si bir arada, 3’ü bir arada tüketiyorlar. İyi de o kahve değil ki J Lütfen arkasını çevirip kahve oranına bir bakın, HEMEN ŞİMDİ!

Ayrıca, bazı alışkanlıklar o kadar normalleşmiş ki, mesela akşam yemeğinden sonraki meyveler, mısırlar, fındık-fıstık gibi kuruyemişler çok abartılıyor. Sadece akşam yediklerini bile hafifletse insanlar, inanın çok fark eder. Hep söylerim “KAHVALTINIZ ZENGİN İŞİ, AKŞAM YEMEĞİNİZ FAKİR İŞİ OLSUN!” Benim insanlara ilk önerim: Besin Günlüğü. Yani yedikleri her şeyi not etsinler. A’dan Z’ye kadar. “Aa meğer ben neler yiyormuşum” cümlesini kuracaktır çoğu insan. 

Beslenme aşamasında çok belli başlı şeyler var zaten; 

  • Porsiyonlarımızı azaltıyoruz. (Zayıflama diyetinden bahsediyorsak!) 
  • Öyle “ekmeği kestim”lerle olmaz bu iş, kontrollü ilerliyoruz, ekmek yiyerek de zayıflayabiliriz. 
  • Vücudun ihtiyacı olan suyu ona vermeliyiz. Su, bu işin demirbaşıdır. Yetişkin bir insan vücudunun yüzde altmışı sudur. Biz neredeyse tamamen su ile çalışıyoruz. Arabaya yakıtını koymuyorum, sonra araba niye gitmiyor? Gitmez tabi! Suyu çok eksik tüketiyoruz. Özellikle artan sıcaklıklardan dolayı terle birlikte çok su kaybediyoruz, aman dikkat! 
  • Hareketsizliğin önüne geçmeliyiz. Pandemi ile daha da artan hareketsizlik, masa başı işler, online alışverişler, homeoffice’ler… aslında çok küçük ve basit hareketlerle fiziksel aktiviteyi arttırabiliriz; asansör yerine merdiven kullanmak, taşıt kullanımını azaltmak (markete giderken vs), yolu uzatarak yürümek gibi. Çünkü insan vücudu hareketsizliğe alışık değil. Danışanlardan şunu çok sık duyarız; “Ee ben evde hiç boş durmuyorum ki, neden zayıflamıyorum!?” Eğer amacınız zayıflamaksa, yetmez. Çünkü o sizin rutininiz haline gelmiş. Vücut, kilo verebilmek için daha fazlasını ister. Onun üzerine koymanız gerekir. 
  • Bir de insan fizyolojisi ani değişimlere adapte olamaz. İnsanlar her ay 5-10 kg vermek istiyor ama bu fizyolojimize uygun değil bir kere! Siz olması gerektiği gibi beslenin, bırakın cevabı vücudunuz versin, onu hırpalamaya yormaya ne gerek var. Biz, geçmişinde zayıflama hapları kullanan, çok sık diyet yapıp çok sık kilo alıp veren ve dolayısıyla metabolizmalarını bozan danışanlar görüyoruz. Ve inanın ne kadar sağlıklı beslenirse beslensin cevap alması çok çok daha zor oluyor bu danışanların. “Ama ben ilk diyet yaptığımda hızlı gitmişti şimdi niye gitmiyor?” GİTMEZ İŞTE! Hiçbir şey eskisi gibi değil hayatınızda çünkü. Mesela evlenmeden önce herkes 45 kilo idi, bilirsiniz J 10 sene önceki metabolizmanız ile kıyaslayamazsınız bir kere. Yaşantınız, hastalıklarınız, stres düzeyiniz, kullandığınız ilaçlar iğneler, uyku düzeni.. Hepsi bir etken. O yüzden, şu an ki beslenme alışkanlıklarınıza lütfen çok dikkat edin, ilerde isteseniz de sadece sporla ya da diyetle kilo veremeyebilirsiniz 

Peki sizin diyetlere olan bakış açınız nedir? Herkes her diyeti uygulayabilir mi? 

Ben danışanlarıma şunu öneririm; dört dörtlük diyet yapmayın, kaçamak yapın yahu! Diyetin şanındandır. Biz sağlıklı beslenme derken sadece beden sağlığı değil insanın ruh sağlığını da kastediyoruz. Ben danışanın psikolojik durumunu es geçemem!  Danışanın kafasını rahatlatması lazım, rahat bir program uygulaması lazım. Bir kere şunu bilecek; “Bir şeyi çok istersem, kontrollü ve dengeli bir şekilde yiyebilirim.” 

Ödül-ceza sistemini pek tavsiye etmiyorum. Hem zaten şekerli bir şey olsa olsa ceza olur! 🙂  Ödül diye düşünmek değil de izin vermek demek daha iyi. Haftada 1-2 defa kendinize izin verin. Böylece çok daha motive olacaksınız, diyete uyumunuz ve devamlılığınız sağlanacaktır. 

Diyette ya siyah ya beyaz yoktur; “diyetteyim ve her şeyi kısıtlamalı, ekmeği kesmeliyim” ya da “amaaan nasıl olsa ipin ucu kaçtı, ye gitsin!” mantığı olmamalı. Bu ikisi çok sakıncalı uçlardır. Ortada olmak lazım. Canımız bir şey istediğinde yiyelim ama bir sınırımız olsun. Bir kez kaçırdınız diye niye kaldığınız yerden devam etmeyesiniz ki? 

Pandemi sürecinde danışanlarınızdan çok kilo alan ya da aşırı kilo veren oldu mu?  

Danışanlarımın çoğunluğuyla pandemide online diyet olarak devam ettim, online devam etmediklerimi ise pandeminin başında arayıp bilgilendirdim. Evin içerisinde hareketsiziz; YouTube’dan  egzersiz videoları gibi önerilerde bulundum. O yüzden danışanlardan çok da fazla kilo alıp gelen olmadı. 

Ama genel olarak baktığımızda afaki derecede kilo alan birçok insan var. Çünkü bu stres, insanları yemeğe teşvik etti. Ekmeğimi kendim yapayım, kurabiyemi kendim yapayım derken; karbonhidrat tüketimi çok arttı. İnsanlar sıkıldıkça yemeğe verdiler kendilerini. Tüketim çok fazla ama hareket yok. Dolayısıyla kilo artışları başladı. Ama alınan kilolar çok taze olduğu için benim tavsiyem hemen o kiloları vermeleridir. Çünkü yerleşen kiloları vermek çok daha zordur. Bir danışanın 10 senede aldığı kiloları vermesi çok zorken; son 1 yılda alınan kiloları vermesi çok daha kolaydır. O yüzden ne kadar erken, o kadar iyi! 

Sıcak havalarda neler tavsiye edersiniz?  

Yazın bizim en çok istediğimiz şey; SU SU SU! Şöyle söyleyeyim; 100 kilo olan bir insanla 50 kilo olan bir insanın su ihtiyacı aynı olamaz. “2 litre su için” diye bir genelleme olamaz, ortalama olur. 50 kilo olan bir insanın ihtiyacı minimum 1,5 litre iken 100 kilo olan bir insanın ihtiyacı minimum 3 litredir. Bu durum çiçeklerde bile böyledir; kocaman ağacın su ihtiyacı ile masadaki küçücük bitkinin su ihtiyacı ile aynı olabilir mi? Siz diyebilir misiniz ki; çiçeklerin su ihtiyacı şu kadardır? Hangi çiçeklerin ama? Tabi ki bu durum mevcut koşullara göre farklılık gösterebilir. 80 kg ağırlığında bir inşaat işçisi ile yine 80 kg ağırlığında klima karşısında oturan birinin su ihtiyacı aynı olamaz. Kişiye göre değişir. Beslenmede her şey kişiye özeldir, genelleme yapılamaz. Bakın bu çok önemli, BESLENME KİŞİYE ÖZELDİR! 

Belki de baş ağrılarınızın, baş dönmelerinizin, yorgunluk/ halsizliklerinizin, cilt, sindirim problemlerinizin, kemik eklem problemlerinizin sebebi YETERSİZ SU TÜKETİMİDİR!  Ayrıca lütfen suyu içmeyip içmeyip bir anda hızlı tüketmeyin. Yavaş yavaş ve yudum yudum lütfen 

Çay ve kahve içtiğimizde su ihtiyacımızı karşılamaz mıyız? Su dışında başka ne tür içecekler tüketebiliriz?  

Çay ve kahveyi çok sık tüketen bir toplumuz ama onlar su yerine geçmez. Ne kadar çok çay-kahve içerseniz o kadar çok su içmeniz gerekir. Çünkü çay-kahvede kafein bulunuyor. Kafein de diüretik olduğu için vücutta olan suyu uzaklaştırır. Mesela Türk Kahvesi’nin yanına su ikram ederiz. Bu çok güzel bir kültürdür.  

Sonra, maden suyu içilebilir mesela. Ve bunda da böbrek hastaları ile tansiyon hastaları dikkat etmelidir. Ülke olarak tuz alım oranımız çok yüksek olduğu için sodyum (Na) oranı düşük olan maden suları kullanılmalıdır. Çok iyi diyerek tüketilen bazı markaların tuz oranları gerçekten bir hayli YÜKSEK!  

Hareketsiz kaldığımız dönemler için illaki spor salonuna mı gitmeliyiz? Ayrıca kilo kontrolü için nelere dikkat etmeliyiz? 

Hayır, hiçbir zaman illaki spor salonu demiyoruz. Açık havada bir yürüyüş çok daha kıymetlidir. Zamanınız ve imkânınız varsa deniz kenarı, ırmak kenarı gibi yerleri değerlendirin. Tedirgin olan danışanlarım da var; onlara da evde yapabilecekleri egzersiz videoları tavsiye ediyorum. 

Düzenli uyku çok önemli. O hafta danışan her şeyi dört dörtlük yapıyor ama çok geç yatıyorsa, uykusu çok düzensizse kilo veremeyebiliyor.  

Stres faktörü çok önemli. “Stresi hayatınızdan uzaklaştırın” demek çok gerçekçi bir yaklaşım değil. Hepimizin stres seviyesi farklı sebeplerden dolayı yüksek olabiliyor.   

Yani her şey diyet listesinin yazılı olduğu A4 kağıdından ibaret değil :)! 

Peki ne yapabiliriz;  

  • Rahatlatıcı çaylar içilebilir; papatya, melisa, passifloralı çaylar gibi 
  • Spor ve düzenli uykuya burada da değinmek istiyorum. Bu ikisi gerçekten iyi işler başarıyor. 
  • Bazı stres seviyeleri öyle çayla sporla düzene girmiyor, profesyonel bi destek öneriyorum herkese.  

Vücuttan bir şeyi atmak için vücuda bir şey almak zorunda mıyız? Detoks hakkında ne düşünüyorsunuz?  

Günümüzde detoks kelimesi gerçek anlamından uzak kullanılıyor.  Estetik kaygı ile bağdaştı maalesef. Bakın, insan vücudu çok muntazam bir sisteme sahip. Bizim karaciğer gibi muhteşem bir organımız var. 500’ün üzerinde görevi olduğu biliniyor ama en bilineni en basit haliyle zararlı maddeleri zararsız hale getirmesidir. Yani karaciğer bizim detoks organımızdır. Fakat onun da bir kapasitesi var elbette. İlaç, alkol, sigara, stres , aşırı karbonhidrat tüketimi, katkı maddeleri, tarımsal ilaç kalıntıları gibi çevresel faktörlerle  karaciğerin iş yükünü arttırıyoruz. Detoks sularına, sebze sularına sarılmaktansa, vücuda paketli işlenmiş ürünleri sokmayalım ve olabildiğince temiz beslenerek detoks işini karaciğere bırakalım. Bırakalım da vücut olması gerektiği gibi işini yapsın. Sadece onu yormayalım. Unutmayalım ki EN GÜZEL TEMİZLİK, KİRLETMEMEKTİR! 

Sizin eklemek istediğiniz şeyler nelerdir Tuğba Hanım? 

Ruh ve beden sağlığını ayrı ayrı ele alamayız, bunlar bir bütündür. Danışanlarımızın azımsanmayacak bir kısmının insanlara “hayır” diyemediğini, aşırı fedakar olduğunu gözlemliyoruz. Tabi ki beslenmesini de etkileyen durumlar bunlar.  Bunların dışında duygusal yeme alışkanlıları çok çok büyük bir yer kaplıyor.  Yani demem o ki, kilo veremiyor ya da bunu başaramıyor olduğunuzu düşünüyorsanız, yemeklerle duygusal bir bağ kurmuşsanız -yiyerek mutlu olmak, sinirlenince yemek gibi- mutlaka bir psikolog desteği ile birlikte yürütün diyetinizi. Ayrıca nasıl ki 40 beden bir insana 36 beden dar gelir ve 48 beden bol gelirse; beslenme programı da tıpkı bunun gibidir. Siz 40 beden iken 36 beden bir kıyafet giyemezsiniz! Lütfen bir dahiliye ya da endokrinoloji bölümüne başvurup önce detaylı bir tahlil yaptırın -belki de çoğu rahatsızlığınız bazı vitamin mineral eksikliklerine bağlıdır- daha sonra mevcut alışkanlıklarınıza, sağlık durumunuza, çalışma şartlarınıza, cebinize, kültürünüze vs. uygun bir program oluşturun diyetisyeniniz ile. KOMŞUNUZUN DİYET LİSTESİ İLE DEĞİL 🙂  

3 0
Happy
Happy
100 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleppy
Sleppy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir