KENTSEL DÖNÜŞÜMLER

sahil kamp
Read Time:7 Minute, 0 Second

sahil kamp

Yüksek sesle okunan bir şiir miydi Dünya ?

*Ahmet Telli

Merhaba sayın okurum, sizin bir şiiriniz var mı Dünya’da? Ya şiirinizde bir dünya? Yahut şiiriniz ne Dünya’da?  Üzerine düşünüyorum…  Köklerime iniyorum. Köklerim evvelce zedelenmişti bulunduğu toprakta, onları var eden, büyüten toprakta. İncindiğim yerde  birkaç şiir arayacak oldum; baktım hepsi okunmuş. Hiç mi yok? Hiç mi kalmamış? Kalmamış. Hiç . Sizde durumlar ne, biraz kalmış mı ? Artık düşmüş  bulunduk şiir furyasına kaçış yok. Size benden on beş saniye. Buyurun hesaplaşın şiiriniz/şiirsizliğinizle.

Kalmamış mı ? Hiç mi yazmamışsınız? Başkası sizden önce mi okumuş? Yetişememiş misiniz bir dizesine bile? Canınız sağ olsun. Size şiir mi yok ! Varın gelin düşelim yola da birkaç şiirlik Dünya kuralım. Adına daa …? Ne desek ? Sağlıklı olsun da elbet bir adı olur.  Size sorular sorarken biraz daha düşünmeye fırsat buldum. Bir şey diyeyim mi şiiri yazmamış, yazamamışsak bence manzaramız şiire elverişli değilmiş. Bütün mesele budur belki de. 

Şimdi size uğruna yollara düşülecek ve dizeler yazılacak birkaç yer tanıtacak, onlara ait birkaç manzarayı  paylaşacak ve oralarda kamplar yapacağız. Pekiyi siz yola çıkınca neler hissediyorsunuz ? Ben ne zaman çadırımı alıp yola koyulsam Yörük halkı düşünüyorum. Bu ne güzel bir hissiyattır böyle. Keşke kopmasaydık yörüklükten. Şehrin size dayattığı her yığını bırakıp sadece evinizi alıyor ve hareket ediyorsunuz. Eviniz sizinle harekette. Fazla olan hiçbir yük yok. Alarm kurmak yok, geç kalma telaşı yok, trafik yok, gürültü yok… Doğayı dolu dolu yaşamak ve bütünüyle hissederek onun  bir parçası olmak var.Ben çantamın altında ter dökerken bile bunun mutluluğunu yaşıyorum. Fakat  peşinen de söyleyeyim ben kesinlikle kış kampçısı değilim (ama Yörük kalmış olsam kışın da kamp yapmayı severdim kesin). O yüzden aktaracağım ufak kamp tecrübelerimi siz kendi mevsiminize uyarlayın. Zaten herkesin mevsimi kendine değil midir -ne edebiyat yaptın be sayın yazar- ?

         İlk durak :  Madam Marta Koyu

madam marta

Bir önceki Aklım Gidemediklerimde  yazımda da buradan bahsetmiştim fakat kamp ile ilgili bilgiye değinmemiştim. Madam Marta Koyu Burgazada’da bulunan sakinliğiyle ve manzarasıyla insanı dinlendiren bir koydu. 2017 senesinde çadır kurmaya gittiğimizde yetkililer gelip çadırları toplatmıştı.Gündüz buna izin vermemişlerdi ama akşam kimse gelip kontrol etmediğinden çadırını alan gelmişti ve mükemmel bir ortam oluşturup konaklamıştık. Müzik yapanlar, markete giderken etrafa bir şey isteyip istemediklerini soranlar, yan tarafa gelen komşulara çadır kurmada yardımcı olanlar, yaktığı ateşi paylaşanlar, şaraplarını bölüşenler… Çok güzeldi be! O zaman henüz bir işletmenin de elinde değildi yani ücretsizdi. Ama 2020 yılında bir işletmenin eline geçtiğini duydum. İstanbul’a da yakın olduğu için 2020 Temmuz ayında çadırımı aldım yola koyuldum. İşletmenin burayı alması ne katmış, diye sorarasanız hiçbir şey! Sadece sizden kişi başı 50 lira almak zorbalığı katmış.

madam marta

Artık doğada bize ait, gönlümüzce ve parasız kullanabileceğimiz bir yerler de kalmalı diye düşünüyorum. Keza doğayı tapulamalar yahut kiralamalar devam ettikçe daha da sıkışıp kalacağız bu griye boyanmış şehirlerde. Yani işletme burayı almış da ne yapmış? Sinekten duramıyorsunuz. Çünkü sözde doğacılar etrafı bir güzel çöpe boğmuşlar. Sevgili işletmeciler de çöplere bakakalmış. Ya sen değil misin durduk yere benden 50 lira alan? E buyur bari çöpleri temizle de ben çöp batağında bulunmayayım. Ama neredee! Çöpü olduğu yerde bırakmakla yetinmemiş sevgili işletmeciler. Bir de geçerken selam veren, kamp yapmakla ilgisi olmayan herkesi buyur etmişler. Deniz de çok kirli ve yosunlu. Pek girilecek gibi değildi ama sıcağa dayanamayıp serinlemek için bir kez girdim. Hal böyle olunca da ne sinekten ne gürültüden ne de garip diyaloglardan uyuyamıyorsunuz. Açıkçası tipler de pek güvenli değildi. O yüzden sadece bir gece konakladım. Bence siz de merak edip gitmek isterseniz bir gece yeterli olacaktır. Ulaşımına gelince , ben Kabataş’tan ada vapuruna binip gittim. İndiğinizde sağa dönüp ilerleyin. Göreceğiniz tepelikten yukarı doğru çıkın. 15-20 dakika kadar zamanınızı alacaktır. Ve o garip işletmeden de bir şeyler almanızı tavsiye etmem. Zira denize düşsseniz bile sarılacağınız yer orası olmasın. Çünkü hem gereksiz pahalı hem de yemek  için patates ve köfteden başka seçeneğiniz yok. İkisi de soğuk ve lezzetsizdi. Suyunuzu bile çarşıdaki marketten alıp devam etmenizi öneririm. Aa bu arada alışverişi de Ada Market’ten değil sol tarafındaki diğer marketten yapmanızı öneririm.Çünkü ada küçük olduğu için büyük marketler yok ve bu iki market arasında da  fiyat farkı var.

İkinci durak: Sahil Kamp

sahil kamp

Şu fotoğrafı yüklediğimde çadırımın yan tarafında uzandım birkaç dakikalığına. Siz de fotoğrafa bakıp biraz buyurmaz mısınız? Kahveler benden.

  sahil kamp

Fotoğraf sanki birkaç saat önce çekilmiş gibi hissediyorum ama bayağı Temmuz ayından. Neyse kahveyi de koydum.  Değmeyin keyfime. Burası İstanbul’un Şile ilçesindeki Sahilköy’e bağlı Sahil Kamp yeri. Başlı başına büyükçe bir kamp alanı. Çadırınız ile gelip kalmak isterseniz bir gecelik konaklamanız kişi başı 50 lira. Ama alanda işletmeye ait çadırlarda yahut alanın diğer kısımlarında kalan bungalov evlerde konaklamak isterseniz fiyatlar değişiyor. İşletmenin instagram hesabından bu bilgilere ulaşabilirsiniz çünkü ben çadırımla konakladım. Alana ait ilk fotoğrafta da görebileceğiniz gibi çadırlar için platformlar var. Uyurken toprak ile temas etmiyor olmak  ve düz bir zeminde uyumak bedeni yormuyor. Güvenli ve birçok kamp alanına göre ileri seviyede temiz. İşletmenin çadır alanında kendisine ait bir kantini var. Fiyatları da gayet uygun. Gelen kişiler için de dışarıdan getirdikleri yemeklerini muhafaza edebilecekleri buzdolapları var.  Çadır alanını geçtikten sonra yine alana ait bir kafe var. Manzarası gerçekten çok güzel. Kamp yapmayacaksanız kafeye sadece kahvaltı yapmak yahut kahve içmek için bile gidilebilirsiniz.

sahil kamp

Kamp alanının aşağısında da kumsal var. Şile’nin denizi dalgalarıyla dövse de sakin bir iki saniyesini yakaladığımda girdim. Fakat dalgalar gerçekten tokatlıyor aman dikkat. Akşam da içeceğimi ve müziğimi kapıp sahile indim. Güneşin batışı, dalga sesleri ve fonda istediğiniz müzik var. Kurulan hayaller de cabası. Ziyafet diye buna derim ! Tabii ben yine dayanamayıp bir Mihriban türküsüne düştüm. Ya neye düşecektim sayın okur ? Benimki de soru işte peh!  

Ulaşım: Üsküdar vapur iskelesine sırtınızı dönünce sağ taraftan ilerleyin ve metro durağını geçtikten sonra karşı tarafa geçin. İlk otobüs durağında bekleyin. Belediyenin gelen ilk 139S otobüsüne binin. Kamp alanının kapısında inersiniz. Ama benim düştüğüm hatayı da paylaşmak isterim. Ben İETT yerine orada duran beyaz Şile otobüslerine bindim. Beni o kadar ters bir yerde bıraktılar ki yollarda kimseler yoktu. Bir köy yolu bulup ilerledim. Yoldaki armut ağaçlarına dadandım. Birkaç yol ustası ağabeye selam verdim ve yarım saat kadar yürüdükten sonra binecek bir dolmuş buldum. Yani demem o ki İETT’ye kurban ya.

 

     Üçüncü durak: Giritli Çiftliği

giritli

Giritli Çiftliği’ne kaç kez gittiğimi bilmiyorum. Gerçekten kendimi evimde gibi hissettiğim bir yer. Nasıl hissetmeyeyim şu güzelliğe bakın . Burayı sanırım ilk 2017 yılında tesadüfen internetten bulup kamp yapmaya gitmiştik. Dünyalar iyisi bir işletmecisi var, Ali ağabey. O gündür bu gündür ne zaman doğayı özlersem Ali ağabeyi arar, haber verir giderim. Şimdi buraya yazdığımı da henüz bilmiyor. Kendisine sürpriz olsun.

giritli

 İstanbul Sarıyer tarafında bir çiftlik. İstanbul’da böyle yakın ve güzel bir yer bulunca insan kopamıyor.Bulunduğu yol boyunca sağlı sollu bir sürü incir ağacı ve böğürtlen var. Dönerken otobüs saatine bakıyorum ve durağa yürüme mesafesi en fazla 20 dakika iken ben 45 dakika kadar öncesinden çıkıyorum. Çünkü yolda meyve ağaçlarına musallat olmaktan sürekli otobüse koşuşturmak zorunda kalıyorum. Çiftliğin biraz aşağısında da bir halk plajı var ama bu seneki (2020) gidişimde pandemiden dolayı plaj kapalıydı. O yüzden bilgi geçemiyorum.

İlk fotoğraftaki gibi iki tane bungalov yer var.  Çadırsız gelip kalmak isterseniz buraları kiralayabilirsiniz.  Ali ağabey çadırını içeri kur istersen, dedi. Durur muyum ? Hemen atladım bu teklife.  Burada konaklama dışında da zaman geçirebileceğiniz seçenekler var. Hafta sonu herkes akın akın Ali ağabeyin  o mükemmel kahvaltısına geliyor. Masalar bu güzelim yeşilliğin içinde ve her masanın yanında da bir hamak var. Ortada herkesin rahatlıkla gidip  çay alabileceği bir çay semaveri var. Kahvaltı yaparken üstünüzdeki gölgeliğin sahipleri dut ve incir ağaçları var. Kahvaltıda yediğiniz çoğu lezzetin elde edildiği bir de bostan var. Sağ olsun Ali ağabey her gittiğimde bostandan bana da pay ayırır.  Ama tabii ki sadece kahvaltıyla yetinmeyin. Gitmişken bir de mangal yapın. Mangal için isterseniz dışarıdan yiyecek içecek alıp gelebilirsiniz. Kişi başı sadece mangala cüzi bir miktar para veriyorsunuz ya da her şeyi bizim ağabeye bırakıyorsunuz o hallediyor.

Ayrıca şunu da demeliyim ki çiftliğin alanı o kadar güzel ki istediğiniz herhangi bir etkinliği  de burada gerçekleştirebilirsiniz. E daha ne olsun ? Aşağıya hemen ulaşım bilgisi bırakıyorum. Giderseniz lütfen benden de çokça selam söyleyin.

giritli

Ulaşım: Hepsinden anlayacağınız gibi arabam yok. Eğer siz de benim gibiyseniz rotayı veriyorum: Herhangi bir metro durağından binip Hacıosman durağında inin. İETT otobüsleri çıkışından çıkın ve 150 numaralı otobüse binin. Onun da son durağında inin. Oradan yolu bulamazsanız Ali ağabeyi arayın. 

 

Not: Diyorum ki ben alıştım ya böyle şiirli girişlere. Belki siz de bana şiir gönderirsiniz de sizin şiirinizle giriş yaparım. Ha ne dersiniz ? İlla kendiniz yazın demiyorum canım. Sevdiğiniz bir şairin de şiiri olur. Hepsine talibim. Güzel kalın.

 

*Ayrıca tüm bu gezilerde bana yuva olan canım çadırım Koza’ya da teşekkürü borç bilirim.

5 0

About Post Author

Hediye Acay

Ankara Üniversitesi Dilbilim mezunuyum. 4 yıldır İngilizce öğretmenliği yapmaktayım. Dil öğrenmek ve yeni olanı keşfetmekle ilgiliyim. *yersizyerli
Happy
Happy
100 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleppy
Sleppy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

1 thought on “KENTSEL DÖNÜŞÜMLER

  1. Eskiden Yörüklerin bol bulunduğu bir bölgede yaşıyorum , Toroslarda hala yaşayanları görünce ben de senin gibi düşünüyorum zor ama o şekilde doğup büyüseydik zor gelmezdi 🤗 su gibi bir yazı olmuş , tavsiyeler atıldı hafızaya teşekkürler 😊

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir