Küçük Prens – Kitap İncelemesi

Kucuk Prens Kitabı

Küçük Prens, çoğumuzun bildiği bir kitap… Daha çocukluğumuzda okumuşuzdur belki de birçoğumuz. Yapıca çok ince ve renkli resimlerle dolu oluşu sayesinde bir çırpıda da bitirivermişizdir. Küçük Prens çocuklara önerilen bir kitap ancak küçüklerden daha ziyade büyükler için yazılmış olduğunu düşünenlerin sayısı da az değil. Neden mi? Gelin, Küçük Prens kitabına biraz daha yakından bakıp inceleyelim.

Küçük Prens kitabını kaleme alarak adını dünyaya duyuran Fransız Antoine de Saint-Exupéry,  pilot ve yazardır.

KİTAP İNCELEMESİ

Yayım tarihi: Kitap 1943 yılında yayımlanmış.

Yazıldığı bağlam: 2. Dünya Savaşı sonlarında yazılmış.

Yayım kapsamı: 200’den fazla dile çevirisi yapılmış.

Yayımın türü: Masalsı bir hikayedir, türler üstü de denilebilir.

Kitabı farklı kılan özelliği: İki yönlü anlatımı ve çok geniş kitleye hitap edebilme yeteneği eseri farklılaştırmış. İki yönlü anlatımda, küçük prens hem anlatıcı hem de yazarın kendisi olan pilottur.

Hitap genişliği: Küçük Prens, herkes için yazılmış bir kitap. Hedef kitlesi hem çocuklar hem de yetişkinler. Kitap hem çok sempatik bir çocuk kitabı hem de etkili bir toplum eleştirisi içerir.

Anlatım türü: Kitabın anlatımında sembolizm kullanılmış. Sembolik akım soyut anlatımlar içerir, iç dünyayı ele almayı amaçlar. Bu eserde sembolizm daha çok eleştirel amaçla kullanılmış. Anlatımlardaki sembollerin gerçek hayatta okuyuculara göre farklılaşan karşılıkları olabilir.

Kitapta sembolize edilen yerler

Çöl: Kitaptaki çöl geçiş yerini temsil ediyor olabilir, orada ölüm ve bilinçlenme gibi geçişler yaşanıyor.

Gezegenler: Kitaptaki gezegenler içe bakışı ya da kötü huyları temsil ediyor olabilir. 2. Dünya Savaşı sonrasında yazıldığı düşünüldüğünde, savaşa giren ülkelerin yöneticilerini temsil ettiği bile düşünülebilir.

Kuyu: Kitaptaki kuyu derinlerden yüzeye çıkışı simgeliyor. Kuyudan çıkarılan su ise can buluş ya da canlanma gibi yorumlanabilir.

Kitapta sembolize edilen insan karakterleri

Kitapta sembolize edilen kişiler, modern dönem toplum bireyleridir.

Küçük Prens: Saf ve sempatik bir karakter. Yazarın içinde kaybolmayan saf çocukluğunu sembolize ediyor. Sorduğu sorulara cevap almakta ısrarcı oluşu, yazarın içindeki çocukla yüzleşmesini sağlıyor. Sorulan sorulara cevap vermemesi ise belki de küçükken olduğu gibi anlaşılmayacağını düşündüğü içindir.

Pilot: Yetişkinliği temsil eden bir karakter. Çocukluğunda büyükler tarafından anlaşılamayan, kalıplar arasına sıkıştırılan, bu yüzden çok keyif aldığı resimden uzaklaşan ve belki de resimlerini özgürce gökyüzüne çizebilmek için pilot olan bir kişi.

Kral: Her şeye hükmettiğini sanan yüksek egolu bir karakter. Aslında sahip olduğu bir gücü yok ama her yere nüfus etmiş. Tek yaptığı bilinçsiz bir şekilde hükmetmek. Kralın bulunduğu gezegende, kendini yargılamanın başkalarını yargılamaya göre daha zor olduğunun mesajı veriliyor.

Alkış arsızı olan karakter: Övgü dışında her şeye karşı duyarsız, her yaptığı şey karşılığında yüceltilmek isteyen biri.

Sarhoş olan karakter: Kısır bir döngüde sürekli alkol tüketen bir kişi. Mutsuz ve umutsuz bir adamı temsil ediyor.

İş adamı olan kişi: Kendisine fayda sağlamayan servetten başka bir şeyle uğraşmayan biri. Sürekli hesap kitapla uğraşan, sahip olma hırsı olan bir karakter. Çocuk gözüyle tipik bir yetişkin.

Gece bekçisi olan karakter: Bir otomat gibi anlamsızca ne ile uğraştığının farkına varmadan sürekli çalışan bir kişi. Marks’ın ifadesiyle işine yabancılaşmış bu adam emeğini de değersizleştiriyor. Ayrıca, dar kalıplar içinde yaşayan dış dünyaya ve gelişmeye kapalı biri.

Coğrafyacı olan karakter: Kendi bulunduğu gezegeni bile gezmemiş, başkalarının bilgileriyle genel-geçer bilgiler üretmeye çalışan biri. Sahadan uzak, teoride yaşayan bir bilim insanı. Güzelliği geçici bir şey olarak görmesi dikkat çekiyor.

Demiryolu makasçısı ve hap satıcısı tüccar olan karakterler: Bu kişiler nereye gittiğinin farkında olmayan, zamanı gerçek ihtiyaçlar dışında tüketen kişilere hizmet ediyorlar.

Türk Astronot: İlk olarak dış görünüşü yüzünden dikkate alınmayan daha sonra Avrupai görünümüyle dikkate alınan kişi. Bu karakter ile de modern zamanda şekilciliğe verilen önem yansıtılıyor.

Kitapta sembolize edilen doğa karakterleri

Bu karakterler daha çok sorumluluk kavramını akla getiriyor.

Gül: Ansızın, bilinmeyen bir yerden gelmiş. Kaprisli, ilgi görmeye ve korunmaya ihtiyacı var. Bu özellikleriyle nazlı bir sevgiliye benziyor.

Volkanlar: Küçük prensin günlük hayatta kullandığı eşyalar gibi anlatılmış. Hiçbir gün onları temizlemeyi ihmal etmiyor. Günlük hayattaki sorumluluklarını şikayet etmeden yerine getiriyor diye düşünülebilir.

Baobablar: Bunlar kötülükler gibi düşünülebilir. Farkında olmadan hızlıca büyüyen ve küçükken görmezden gelinip yok edilmediğinde bir anda çok tehlikeli durumlara sebep verebilecek özellikteki istenmeyen şeyler. Küçük Prens, hiç ihmal etmeden baobabları temizleyerek yaşadığı gezegenin zarar görmesini engelliyor.

Kitapta sembolize edilen hayvan karakterleri

Koyun: Koruyucu gibi görülen aynı zamanda riskli de bir karakter. Her şeye karşı temkinli olmayı akla getiriyor. Bazen çözüm olarak düşündüğümüz şeyler tehlikenin tam kendisi de olabilir.

Tilki: Bu karakter dostluğu simgeliyor. Tilki karakteri bir anlatıda karşımıza çıktığında kurnaz bir hile yapacağını düşünürüz. Hatta tilkinin olduğu anlatılar bitene kadar bu önyargımız sürer. Tilkinin küçük prense bir kötülük yapacağından emin oluruz ama aksi oldu. Tilki, Küçük Prens’e çok değerli öğretiler kazandırdı. Kalben yakınlaşma ve dostluk bağları kurma, sevgi için emek vermek gibi. Kısacık bir anlatım, nasıl da edinilmiş önyargılara sahip olduğumuzu yüzüme vuruyor. 

Yılan: Yılan da tilki gibi normalde önyargılarımızda kötülük beklediğimiz bir hayvan. Bu karakter, Küçük Prens’in kendine ait olan yere ulaşmada araç olduğu için dönüşü sembolize ediyor olabilir. Yılan aracılığıyla Küçük prens kendi dünyasına, pilotta hesaplaşmasını bitirmiş bir şekilde kendine dönmüş oldu.

Son olarak;

Kitapta öz olarak çocuklukta sahip olduğumuz, yetişkinliğe geçtiğimizde –belki de yetişkinler eliyle- kaybettiğimiz saflığımız anlatılıyor. İnsanlar özlerindeki saflık ve güzellikten uzaklaştığında, farkına bile varmadan sahip oldukları değerleri değersizleştirir, kendilerine ve yaşadıkları dünyaya yabancı hale gelirler. Bu hem kendi yaşamlarını hem de tüm dünyanın yaşamını mahvetmek için yeterlidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir