Görüntüsüyle İştahınızın Artacağı Enfes Tarif: Peynirli Yaprak Patates

Her evde bulunan, çocuktan tutun yaşlısına kadar hem çok sevilen hem de çok fazla tüketilen bir sebze patates. Akla gelen her çeşit yemeği de yapabilir üstelik. Bugün de masamıza peynirli yaprak patates tarifinde misafir oluyor. Haydi sizi bu enfes tarifi için mutfağa alalım!

 Malzemeler

  • 2 adet patates
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 diş sarımsak
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1/2 tatlı kaşığı karabiber
  • 10 ince dilim kaşar peyniri
  • 4-5 dal maydanoz(veya frenk soğanı)

Yapılışı:

  1. Patatesleri iyice yıkayınız. Daha sonra çok derine inmeden sık aralıklarla ince ince kesiniz ve tuzla ovunuz.
  2. Bir cezvede tereyağını eritip içerisine sarımsak, tuz ve karabiberi ekleyip karıştırınız ve karışımı patateslerin üzerine, dilimlerin arasına sürünüz.
  3. Önceden ısıtılmış 230 derecelik fırında alüminyum folyoya sarılı patatesleri 35 dakika kontrol ederek pişiriniz.
  4. Pişen patateslerin arasına ve üzerine kaşar peynirini ekleyip eriyene denk fırında tutunuz.
  5. Hazır olan patatesleri fırından çıkartıp servis tabağına alınız. Üzerine ister maydanoz ister Frenk soğanı ekleyerek servis ediniz. Afiyet olsun.

Püf Noktası

Peynir olarak cheddar, mozzarella, çeçil de kullanabilirsiniz.

 

Evde Mis Kokulu Ekmek Yapmak İsteyenler İçin Püf Noktalarıyla Ekmek Tarifi

Kim ne derse desin, seviyoruz efendim biz ekmeği. Çok seviyoruz. Nasıl sevmeyelim? Yumuşacık, sıcacık oluşuna dahi yüzlerce methiye dizilebilir, her diliminde mutluluğun tarifini yeniden yazabiliriz. Soframızın baş tacı çünkü ekmek. Her öğünde ekmek, peynir, zeytin olsa oturup keyifli yiyebilme potansiyeline de sahibiz üstelik. Her şey bir yana ekmek bir yana bizim için. Hele evde yapılanı, emekle yoğrulanları yok mu? Nefis oluyor, nefis!

Duyduk ki  korona virüsü sebebiyle evde kaldığımız şu günlerde  kendi ekmeğini evde kendisi  yapmak isteyenleriniz varmış. Bu isteği içinde olup eli bir türlü ekmek yapmaya gitmeyenler, yapmaktan korkanlarınız da varmış. Korkmayın, üşenmeyin! Bu pratik bilgiler ve püf noktalarını bildikten sonra gerisi şıp diye gelecek. Ekmek yapma ustasına dönüşmenizin yolu bu başlangıçlardan geçiyor.

Buyursunlar, ekmeklerinizle nam salmaya hazır olun!

Mayaları iyi tanıyın

Ekmek yapmaya karar veren herkesin ilk aşamada bilmesi gereken en önemli konuların başında mayalar geliyor. Maya, ekmeğinizin kabarmasını sağlayacak, pofuduk görüntüyü ona verecek en önemli malzeme. Kısaca mayanın ne olduğundan bahsedecek olursak; maya, tek hücreli bir organizma. Hamuru nasıl kabarttığı ise tamamen kimya. Mayalar, glikozla tepkimeye girdiğinde glikozu parçalıyor ve karbondioksit açığa çıkıyor. Hamurun içine dağılan gaz, hamurun kabarmasını sağlıyor.

Dört çeşit mayadan bahsetmek mümkün. Yaş maya, instant maya, kuru maya ve ekşi maya. Ekmek yapmaya yeni başlayanlardansanız ekşi mayayı bir sonraki aşamaya bırakın. Kuru, instant ya da yaş maya ile ekmeklerinizi yapmaya başlayın.

Kuru ve yaş maya ekmek hamurunda aynı işlevi görüyor. Yaş maya marketlerde küpler halinde satılıyor. Kuru maya ise paketlerin içinde toz halde bulunabiliyor. Uygun koşullarda sakladığı takdirde yaş mayanın raf ömrü daha kısa, kuru mayanın ömrü daha uzun. Her ikisini de buzdolabında hava almayacak şekilde saklamanız gerekiyor. Ekmek yaparken her ikisini de kullanabilirsiniz.

Püf noktalarına gelecek olursak; 100 gram yaş maya = 40 gram kuru maya. 1 küçük paket yaş maya 42 gram olduğuna göre; 42 gram yaş maya = 17 gram kuru maya.
Mayalarınızı bu formüle uygun olarak modifiye edip kullanabilirsiniz.

Mayalarınızı kullanmadan önce sıvıların içinde aktive etmeyi de ihmal etmeyin. Ama bu durum instant maya için geçerli, onu bu şekilde aktive etmenize gerek yok. Özellikle yaş mayayı sıvıların içinde eriterek kullanın. Mayaları da bir nebze olsun tanıdıysak gelelim unlara.

Un tercihinizde dikkatli olun

Ekmeğin en önemli ikinci malzemesi ise un. Un tercihiniz ekmeğinizin her şeyini etkileyecektir, unutmayın. Ekmek yapmayı hiç bilmeyen ve yeni başlayanlardasınız önerimiz beyaz unla başlamanızdan yana. Çok amaçlı olarak nitelendirilen bu unlar, her türlü hamur işi yapımına uygun olduğu gibi ekmek yapımına da gayet uygun.

Beyaz unun yanında, tam buğday unu da kullanabilirsiniz. Ancak eliniz belli bir süre tam tahıllı, çavdar unu, karabuğday unu gibi diğer unlara lütfen gitmesin. Zenginleştirilmiş hamurlar diye tabir edilen, birden fazla unu karıştırarak yapacağınız hamurlardan ilk aşamada uzak durun. Önce beyaz un ve tam buğday unuyla şahane ekmekler yapmayı öğrenin. Sabırlı olun.

İçindeki kepeğinden arındırıldığı için pürüzsüz bir dokuya sahiptir. Bu nedenle beyaz un, ekmeğinize yumuşacık bir doku kazandırır. Dilerseniz onu tam buğday unuyla harmanlayarak da ekmeğinizi yapabilirsiniz.

Kullanacağınız unu havalandırmak amacıyla mutlaka birkaç kez eleyin, farkı göreceksiniz.

Tarifin adımlarına birebir uyun

Bu aşama çok çok önemli. Tarifte yazan oranlara bağlı kalmaya özen gösterin. Ekmek yapmaya hatta yemek yapmaya yeni başlayanların düştüğü en büyük hatalardan biri bu. Verilen ölçülere uymadan tarif yapmaya çalışırsanız sonuçları çok da düşündüğünüz gibi olmayabilir.

Bu nedenle mutlaka minik dahi olsa bir mutfak tartısı edinin ve adımları söylendiği şekilde uygulayın. Kısacası tarifleri okumayı bilin.

Büyük miktarlarla değil, küçük ekmekler pişirin

Ekmek yapmaya henüz başladıysanız öyle çok büyük boyutlarda ekmek pişirmemeye özen gösterin. Minik boyutlarda ekmek pişirin. Daha küçük miktarlardaki malzemeleri yoğurmak size büyük kolaylık sağlayacaktır.

Önce minik ekmekleri halledin, ardından 1 kiloluk ekmekleri nefis bir biçimde pişireceğinize eminiz.

Yoğururken çok fazla un kullanmayın

Tarifte belirtilen miktardan daha fazla un eklememeye özen gösterin. Hamurunuzu yoğururken çok fazla unlamayın. Un ilave ettikçe hamurunuzun kıvamı sertleşecektir, unutmayın.

Mayalanması için ekmeğe zaman verinMayalanmamış bir hamuru fırına atarsanız dilediğiniz sonucu elde edemezsiniz. Bu nedenle hamura mayalanması için vakit verin ve sabırlı olun. Hamurları hava almayacak bir biçimde oda sıcaklığında en az 1 saat, ekmek pişirme kabının içinde de en az yarım saat dinlendirin.

Mayalandıkça kıvamı güzelleşecektir. Oda sıcaklıkları kış aylarında düşer. Eğer kış aylarında ekmek mayalandırıyorsanız fırınınızı 60 derecede 10 dakika ısıtıp, 5 dakika dinlendirdikten sonra hamurunuzu yine ağzı kapalı bir biçimde fırının içinde mayalandırmaya bırakabilirsiniz. Böylelikle mayalandırma işlemini de hızlandırmış olursunuz.

Size en uygun, pratik ve kolay tarifle başlayın

İlk aşamada kocaman köy ekmekleri pişirmeye, ekşi mayalı ekmekler yapmaya çalışmayın. Komplike tarifler gözünüzü korkutur, sonuçları sizi tatmin etmeyebilir. Bu nedenle klasik ekmeklerle başlayın. Özellikle kuru mayaların ve beyaz unların kullanıldığı tariflere yönelin.

Bizim önerimize gelecek olursak; size klasik bir ekmek yapımının tarifini verelim. Ardından diğer aşamalarında dikkat etmeniz gerekenleri anlatalım.

Yeni başlayanlar için ideal ekmek tarifini veriyoruz

Malzemelerimizi sayarak başlayalım:

1 su bardağı ılık süt, 1,5 yemek kaşığı kuru maya, 1/3 su bardağı ılık su, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 çay kaşığı şeker, 3 su bardağı un.

Yapılışına gelecek olursak; ılık süt, su, şeker ve mayayı bir kabın içine aktarın ve bir kaşık yardımıyla güzelce karıştırın. Ardından içine tuzu ve unu azar azar ilave ederek karıştırın. Yoğurmaya başlayın. İyice yoğurduktan sonra hafif un serpilmiş bir başka kabın içine ekmek hamurunu aktarın.

Üzerini streç film ile hava almayacak şekilde örtün. Oda sıcaklığında yaklaşık 1 saat kadar mayalandırın. Hamurun iki katına çıktığını göreceksiniz. Bu aşamada hamurunuzu hafif un serpilmiş tezgaha alın, 1 dakika kadar yeniden yoğurun. Şekil verin ve pişirme kabının içine aktarın. Üzerini kapatarak kabın içinde 30-40 dakika daha mayalanmaya bırakın.

180 derecede önceden ısıtılmış fırında 30-35 dakika kadar pişirin. Pişirmeden önce ekmeğin üzerini suyla hafifçe ıslatın. Pişirdikten sonra çıkarın, oda sıcaklığında soğutun ve afiyetle tüketin.

Pişirirken bunlara dikkat edin

Pişirirken fırının içerisine içi su dolu minik bir kap koyun. Özellikle ince kabuklu ekmekler için ekmeğinizi bir fıs fıs yardımıyla hafifçe ıslatın. Bu şekilde dokusu daha güzel bir ekmek elde edeceksiniz. Pişirme aşamasında fırının kapağını sürekli açmayın. Bırakın fırın ısısını kaybetmeden ağır ağır pişsin.

Fırınınızı önden mutlaka tarifte söylendiği ısıda ısıtın. Isıyla oynamayın, yükseltip düşürmeyin.

Pişirdikten sonra hemen kesmeyin

Ekmeğinizi pişirdikten sonra hemen kesmeye kalkışmayın. Hemen keserseniz içi hamur, hafif ıslak bir ekmekle karşılacaksınız. Tüm aşamalarda gösterdiğiniz sabrı piştikten sonra da gösterin. Ekmeğinizi oda sıcaklığında 30 dakika kadar mutlaka dinlendirin. Dinlendikten ve ilk ısısını attıktan sonra dilimleyerek afiyetle tüketin.

Hazırladığınız ekmeğin yiyemediğiniz kısmını dilimleyip buzdolabı poşetinin içine aktarın ve dolaba kaldırın. Dilediğiniz zaman çıkarıp, ısıtarak keyifle tüketin.

Ekmek yapmak sabır işi, sabırlı olun

En önemlisi de ekmek çok kıymetli bir ürün. Sabır ve emek gerektiriyor ama sonuçlarına da tamamen değiyor. Bahsettiğimiz noktalarda dikkatli olduğunuz takdirde mis gibi ekmekler yapmanız çok da zor değil.

Fırından çıkan koku ve yerken damağınızda hissedeceğiniz lezzet tüm emeklerinizin ve sabrınızın ürünü olacak. Küçük adımlarla başlayın, ileride daha muhteşem ekmekler pişireceğinize eminiz.

#evdekal#solukal…

#evdekal#sağlıklıkal

Miraç Kandiline Özel!! Kandil Simidi Tarifi

Sevgili okurlarım, Bugun mübarek Miraç Kandili; bugune özel kandil simiti tarifi sizlerle….

Pastane simidinin daha gevrek halidir kandil simidi. Tarifinde yer alan mahlep mis gibi kokmasını, üzüm sirkesi daha gevrek olmasını sağlar. Üzerinde yer alan sayısız susam tanesi tadına tat katar. Küçük halde hazırlanması porsiyon olarak ikram edilmesini kolaylaştırır.

 Malzemeler

  • 1 adet yumurta sarısı
  • 100 gram tereyağı(oda sıcaklığında)
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 yemek kaşığı üzüm sirkesi
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1 yemek kaşığı mahlep
  • 5 yemek kaşığı ayçiçek yağı
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 3 su bardağı un

Üzeri için:

  • 1 adet yumurta akı
  • 4 yemek kaşığı susam

 Yapılışı:

  1. Yumurta sarısı, yoğurt, ayçiçek yağı ve oda sıcaklığında bekletilmiş tereyağını derin bir karıştırma kabına alın.
  2. Üzüm sirkesi, tuz ve toz şeker ekledikten sonra bir kaşık yardımıyla tüm malzemeyi karıştırın.
  3. Azar azar eklediğiniz un üzerine elenmiş kabartma tozu ve simitlere aroma verecek mahlebi katın.
  4. Tüm malzemeyi özleşene kadar yoğurup simit hamurunu hazırlayın.
  5. Hamuru küçük bezeler haline getirin. Hafifçe yağlanmış bir mutfak tezgahı üzerinde avuç içinizle bastırarak rulo şeklinde açın.
  6. Uç kısımlarını birleştirdiğiniz hamurlara halka şeklini verin. Üst kısımlarını öncelikle çırpılmış yumurta akına sonrasında susama batırın.
  7. Fırın tepsisine aralıklı olarak dizdiğiniz kandil simitlerini, önceden ısıtılmış 170 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Ilık olarak servis edin.

Püf Noktası

Kullandığınız tüm malzemelerin oda sıcaklığında bekletilmiş olmasına dikkat edin.Hazırladığınız simitlerin büyüklüğüne göre adet sayısı değişiklik gösterebilir.

 Pişirme Önerisi

Dilerseniz fırını fansız programda çalıştırarak kandil simitlerinin eşit ve sabit bir ısıda pişmesini sağlayabilirsiniz.

 Servis Önerisi

Hazırladığınız kandil simitlerini arzuya göre çörek otuna da batırabilirsiniz.

Kuru Fasulyeden Pirince, Bakliyatlar Nasıl Saklanır?

Barbunyadan mercimeğe, kuru fasulyeden pirince, bulgura… Çeşitlerini saymakla bitiremeyeceğimiz bakliyatları nasıl saklayacağımızı ne kadar biliyoruz dersiniz?

Kabul, belki onları plastik poşetlerin içinde saklamıyor, alır almaz cam kavanozlara aktarıyorsunuz ama… Bu kadarı yeterli ya da doğru mu dersiniz? Malumunuz, bakliyatlar doğru şekilde saklanmadığında ortamın sıcaklığından, neminden zarar görüyor, hatta böcekleniyor ya da güveleniyor. Peki bunun bir çözümü yok mu?

Uzun süre sapasağlam kalmaları, evde hep bulunmaları için bugün bakliyatlar nasıl saklanır, nasıl saklanmalı anlatıyoruz, toplanın!

Bakliyatları saklamadan önce hepsine göz atmalı, bozuk taneleri ayıklamalısınız

Evinize bol bol bakliyat alıyor ve uzun süre nem almadan, böceklenmeden, sağlıkla kalsın istiyorsanız onları doğruca cam kavanozlara doldurmanız aslında pek de doğru bir çözüm değil. İlk adım olarak saklayacağınız bakliyatın tamamını genişçe bir tepsiye döküp hepsine şöylece bir göz atmanız gerekiyor.

İçlerinden çıkabilecek minik taşları ve yabancı maddeleri ayıklamanız, bakliyat taneleri içinde formu ya da rengi bozulmuş olanları da çıkarmanız gerekiyor. Aksi halde içindeki bu bozuk taneler ya da yabancı maddeler tüm bakliyatlarınızın daha hızlı bir şekilde bozulmasına neden olabiliyor, aklınızda bulunsun.

Bakliyatları bez torbalarda saklamalı, bez torbanız yoksa cam kavanozları tercih etmelisiniz

Başında da söylediğimiz gibi aslında birçoğumuz zaten bakliyatları cam kavanozlara koyuveriyoruz. Ama bundan daha doğru olan aslında bakliyatları pamuklu bez torbalarda saklamak. Çünkü bez torbalar hem onların ışık almamasını sağlıyor hem de oluşabilecek nem sorununun dengelenmesine yardımcı oluyor.

Ancak elinizde yeterince bez torba yoksa elbette onları ağzı vakumlu kapaklarla kapanan cam kavanozlarda saklayabilirsiniz. Bu, plastik poşetlerin ya da kapların içinde saklamaktan çok daha doğru bir tercih olacaktır.

Bakliyatları saklarken içine kurutulmuş defne yaprağı ya da sarımsak koymalısınız

Bakliyatları saklarken en çok karşılaşılan sorunlardan olan böceklenme, güvelenme ya da kurtlanma problemlerini yaşamamak adına bakliyatları sakladığınız torba ya da kavanozun içine kurutulmuş defne yaprağı veya kabuklu halde sarımsak koyabilirsiniz. Yaklaşık 1 kilogram bakliyat için 1-2 adet defne yaprağı ya da birkaç diş sarımsak koymanız yeterli olacaktır. Sarımsakları soymadan, kabuklarıyla birlikte koymalısınız, aman diyelim.

Bakliyatları nemden korumak adına üstlerine bir miktar uz ilave etmelisiniz

Bakliyatların nemlenmesini önlemek ve daha uzun süre sağlıkla kalmalarını sağlamak için tuzdan destek almayı da ihmal etmemelisiniz. 1 kilogram kadar bakliyatın içine ekleyeceğiniz 1 yemek kaşığı tuz size yardımcı olacaktır. Eğer sofra tuzu kullanmak istemezseniz daha iri taneli kaya tuzunu da tercih edebilirsiniz.

Bakliyatları serin ve karanlık ortamlarda saklamalısınız

Bakliyatları korumanın ve bozulmamalarını sağlamanın en önemli yolu tabii ki onları uygun sıcaklık ve nem şartlarında, yani serin ve karanlık ortamlarda tutmaktan geçiyor. Anlayacağınız onları kavanozlara koyup renk renk, adeta bir mutfak dekoru olarak kullanmak hiç de iyi bir fikir değil aslında.

Bakliyatlarla dolu o kavanozları ya da bez torbaları mümkünse sıcaklığı 0 ila 5 derece arasında, bu mümkün değilse en fazla 15-18 derece arasında olan ortamlarda ve karanlıkta, güneş ışığından uzak alanlarda saklamalısınız. Rutubetsiz bir dolap, bunun için uygun olacaktır.

Tüm bu adımları uyguladığınızda bakliyatlarınızın 1, hatta 2 yıla kadar dayanabildiğini göreceksiniz. Şimdiden emeklerinize sağlık.

KIBRIS KÖFTESİ

6 Kişilik

MALZEMELER

  1. 250 gram kıyma
  2. 1/2 demet maydanoz (kıyılmış)
  3. 1 kilogram patates (rendelenmiş)
  4. 1 adet yumurta
  5. 1 adet soğan (rendelenmiş)
  6. 1 çay kaşığı tuz
  7. 1 çay kaşığı kimyon
  8. 1 çay kaşığı nane
  9. 2 dilim bayat ekmek kırıntısı

 

YAPILIŞI

  1. Derin bir kaseye aktardığınız rendelenmiş ve suyu iyice sıkılmış patateslerin üzerine kıyma, bayat ekmek kırıntısı, doğranmış maydanoz, rendelenmiş soğan, tuz, kimyon ve naneyi ekleyin ve tüm malzemeler birbirine karışana dek yoğurun.
  2. Ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, elinizde şekil verin.
  3. Tavada kızdırdığınız derin yağda köfteleri altın sarısı rengini alana kadar kızartın ve sıcak olarak servis edin.

Renk Cümbüşü Brokoli Salatası…

Küçük yeşil ağaçlara benzeyen kış mevsiminin en güzellerinden olan brokoliyi sevmeyen varsa eğer bu tarifle, ,iddia ediyoruz ki bayılacak. İçindeki her malzemesi ayrı güzel olan bu enfes salatayı, ana yemek niyetine bile yiyebilirsiniz. En sevdiğiniz yemeklere yancı olacak, en güzel misafirleriniz ona bayılacaklar. Çok lezzetli, çok taze, çok ferah bir salata bu turşu tadında brokoli salatası. Size bir salatadan istediğiniz ne varsa hepsini bir tabakta sunan,ayrıca saymakla bitmeyen faydası olan enfes renk cümbüşü ile iştah açan ve tadına doyum olmayan bir güzellik. Hadi şimdiden ellerinize sağlık olsun. Afiyetler olsun.

Malzemeler;

  • 500 gram brokoli
  • 4 adet salatalık turşusu
  • 1 adet mısır konservesi(küçük boy)
  • 2 adet közlenmiş kırmızı biber
  • 3 diş sarımsak
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 1 adet limon suyu
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 2 yemek kaşığı balzamik sirke

Yapılışı;

Brokolileri çiçeklerine ayırın, güzelce yıkayın ve kaynar suda 4 dakika kadar haşlayın.Süzün ve soğuk sudan geçirdikten sonra bir kenarda soğumaya bırakın.Biberleri közleyin, kabuklarını soyun ve dilimleyip bir derin kaseye alın.Üstüne soğumuş brokolileri, mısırı, doğranmış turşuyu ve rendelenmiş sarımsağı ekleyip karıştırın.Yağ, balzamik ve limon suyunu da ekledikten sonra güzelce harmanlayın ve servis edin. Afiyetler olsun!

Enfes Etsiz Çiğ Köfte Tarifi…

Sevgili okurlarım çiğ köfte tarifini biz hep uzun uzun yoğrulan, maharet isteyen, herkesin kolaylıkla yapamayacağı bir tarif olarak biliyoruz. Urfa başta olmak üzere Güney Doğu’nun en sevilen tariflerinden biri olan çiğ köfte orijinalinde etli çiğ köfte olarak yapılıp sunulan bir tarif. Ancak evde daha ekonomik bir şekilde yapılmak istendiğinde elimiz hep etsiz çiğ köfte tarifine gidiyor. Onun da yoğrulması bir hayli zaman alıyor. Gelin, şu işi daha kolaylaştıralım. Karşınızda, en kolay ve lezzetlisinden: Etsiz çiğ köfte tarifi!

Bu çiğ köfte tarifi yoğrulmadan, robotta tüm malzemelerin çekilmesiyle hazırlanıyor. Bu şekilde hem zamanda kazanılıyor hem de yoğurmadan en enfes çiğ köfte hazırlanmış oluyor. Hadi o zaman şimdiden ellerinize sağlık diyor, bu pratik meze tariflerinden biri olan etsiz çiğ köfte tarifine buyur ediyoruz sizleri. ”Çiğ köfte nasıl yapılır?” sorunuzun cevabı tarifimizde saklı!

Malzemeler;

  • 2,5 su bardağı ince bulgur
  • 1,5 su bardağı sıcak su
  • 1 çay bardağı isot
  • 1 çay bardağı zeytinyağı
  • 3 yemek kaşığı acı toz kırmızı biber
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 2 yemek kaşığı biber salçası
  • 4 yemek kaşığı nar ekşisi
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 adet rendelenmiş soğan
  • 1 adet limon suyu

 Yapılışı;

Bulguru bir kaba alın ve üzerine sıcak su dökerek suyunu çekip şişene kadar bekletin.Rendelenmiş soğanı bir tülbentin üzerine alın fazla suyu sıkın.Mutfak robotunuzun içerisine tüm çiğ köfte malzemelerini koyun ve azar azar çekmeye başlayın. Arada bir açıp spatulayla yapışan malzemeleri içe doğru iterek daha hızlı çalışmasına yardımcı olun.Tüm malzemeler güzelce harmanladığından harcı bir kabın içerisine aktarın. Çiğ köfte harcınızdan elinizle ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp şekillendirin.Ardından yeşilliklerle servis edin. Afiyetler olsun!

 Püf Noktası;

Robottan geçirirken tüm malzemelerin birbiriyle harmanlanması için robotunuzu ara ara durdurup bıçaklara yapışan malzemeleri temizleyerek çalıştırmaya devam edin. Kıvamı çok koyu olursa zeytinyağı ilave edebilirsiniz. Acılık ve ekşilik seviyesini de damak zevkine göre ayarlayabilirsiniz. İçine koyacağınız soğanın suyu mutlaka öncesinde sıkın.

Servis Önerisi;

Yanında marul, maydanoz gibi yeşillikler, söğüş salatalık, domates, turşu ile servis edebilirsiniz.;

Sağlıklı Bır Yaşam Tarzi İçin 10 öneri

1. Farklı gıdalar tüketin

Sağlıklı olmak için 40’tan fazla besine ihtiyacımız var. Bunların hepsini tek bir gıdadan sağlamamız mümkün değil. Tek tek öğünlerden bahsetmiyoruz. Fark yaratmak istiyorsak zaman için gıda tercihlerimiz dengeli olmalı!

– Bolca yağ tükettiğimiz bir öğle yemeğinden sonra, yağ oranı düşük bir akşam yemeği tercih edebiliriz.

– Akşam yemeğinde bir porsiyon kırmızı et tükettiysek ertesi akşam pekâlâ balık yiyebiliriz?

2. Beslenme listenizde karbonhidrat açısından yeterince zengin gıda olsun

Beslenmemizde kalorilerin neredeyse yarısını, tahıl, pirinç, makarna, patates ve ekmek gibi karbonhidrat açısından zengin gıdalardan sağlıyoruz. Her öğünümüzde bunlardan en az birini tüketmemiz yerinde olacaktır. Tam tahıllı ekmek, makarna ve tahıl ürünleri gibi tam tahıllı gıdalar lif alımımızı artırır..

3. Doymuş yağ yerine daha çok doymamış yağa yönelin

Yağlar, sağlığımız ve vücudumuzun düzgün çalışması açısından önemlidir. Öte yandan aşırı yağ tüketimi vücut ağırlığımızı ve kalp-damar sağlığımızı olumsuz etkiler. Farklı yağların sağlık açısından farklı etkileri vardır. Doğru dengeyi kurmamızda bize yardımcı olacak bazı öğütler:

-Toplam ve doymuş yağ (genelde hayvansal gıdalardan gelen) tüketimini sınırlamalıyız ve trans yağlardan tamamen uzak durmalıyız. Bunun için, gıda paketlerinin üzerindeki kaynakların belirtildiği etiketleri okuma alışkanlığı edinmeliyiz.

-En az bir porsiyonu yağlı balık olmak üzere haftada 2–3 kez balık yemek, doğru miktarda doymamış yağ alımına önemli katkıda bulunacaktır.

-Yemeklerimizi kızartma yerine haşlama, buğulama ya da fırında yapmalıyız, etin yağlı taraflarını atmalıyız ve bitki yağları kullanmalıyız.

4. Bolca sebze ve meyvenin tadını çıkarın

Bize gerekli ve yeterli vitaminleri kazandırdığından meyveler ve sebzeler en önemli gıdalardandır. Günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze yemeye çalışmalıyız. Mesela kahvaltıda bir bardak taze sıkılmış meyve suyu, atıştırmalık olarak bir elma ya da bir dilim karpuz ve her öğünde büyük bir porsiyon çeşitli sebzeler tüketebiliriz.

5. Tuz ve şekeri azaltın

Fazla tuz tansiyonu yükseltebilir ve kalp-damar hastalıkları riskini artırır. Beslenmemizde tuzu çeşitli yollarla azaltabiliriz:

-Alışverişlerde sodyum içeriği az ürünler tercih edebiliriz.

-Yemeklerimize çeşni katmak ve lezzetini artırmak için pişirdiğimiz yemeklerde tuz yerine çeşitli baharatlar kullanabiliriz.

-Sofralarımızda tuz bulundurmamak ya da en azından yemeklerin tadına bakmadan tuz eklememek işe yarayacaktır.

Şeker yiyeceklerimize tatlılık ve çekici bir lezzet katar; ancak şekerli yiyecekler ve içecekler enerji açısından zengindir ve bu yiyeceklerin tadı en iyi ara sıra ve ölçülü tüketildiğinde çıkar. Şeker yerine meyve tüketebilir; hatta yiyecek ve içeceklerimizi meyveyle tatlandırabiliriz.

6. Düzenli yemek yiyin, porsiyon büyüklüğüne dikkat edin

En iyi sağlıklı beslenme formülü, farklı gıdaları düzenli olarak ve doğru miktarlarda tüketmektir.

Başta kahvaltı olmak üzere öğün atlamak açlığımızı dizginleyememe sonucu doğurabilir ve bu da genelde çaresizce aşırı yemekle sonuçlanır. Öğünler arasında atıştırmak açlığın kontrol altında tutulmasına yardımcı olabilir. Ancak atıştırmalar gerçek öğünlerin yerini tutmamalıdır. Atıştırmalık olarak yoğurt, bir avuç taze ya da kurutulmuş meyve veya sebze (havuç dilimleri gibi), tuzsuz fıstık ve belki bir parça peynir ekmek tercih edebiliriz.

Porsiyon büyüklüğüne dikkat edersek hem çok fazla kalori tüketmemiş oluruz hem de hiçbirini atlamadan her türden yiyeceği yemenin tadını çıkarırız.

-Kendimize yetecek yemek pişirirsek aşırı yemekten kaçınmamız kolay olur.

-Bazı makul porsiyon büyüklükleri şöyledir: 100 gr et, orta boy bir meyve, yarım kupa pişmemiş makarna.

-Daha küçük porsiyonlar için daha küçük tabaklar kullanmamız işe yarayabilir.

-Üzerinde kalori değerleri bulunan paketli gıdalar porsiyon denetimine yardımcı olabilir.

-Dışarıda yemek yediğimizde bir porsiyonu bir yakınımızla paylaşabiliriz.

7. Bolca sıvı tüketin

Yetişkinler günde en az 1,5 litre sıvı tüketmelidir! Eğer sıvılar sıcaksa ya da fiziksel olarak aktifseniz bu miktar daha da fazla olabilir. Şüphesiz en iyi sıvı sudur. Musluk suyu ya da şişe suyu, gazlı ya da gazsız maden suyu, sade ya da tatlandırılmış su, bunların hepsi rahatlıkla tüketilebilir. Zaman zaman alınan meyve suları, çay, meşrubat, süt ve buna benzer diğer içecekler de alınabilir.

8. Sağlıklı vücut ağırlığınızı koruyun

Her birimiz için uygun vücut ağırlığı cinsiyet, boy, yaş ve genler gibi faktörlere bağlı olarak değişir. Aşırı kilo, şeker, kalp hastalıkları ve kanser gibi birçok farklı hastalık riskini artırır.

Aşırı vücut yağları, ihtiyacımızdan fazlasını yediğimiz için oluşur. Ekstra kaloriler, protein, yağ, karbonhidrat ya da alkol gibi her türlü kalori içeren besinden gelebilir; ancak yağ en yoğun enerji kaynağıdır. Fiziksel aktivite hem enerji yakmamıza hem de kendimizi iyi hissetmemize yardımcı olur. Buradaki mesaj oldukça açıktır: Eğer kilo alıyorsak, daha az yememiz ve daha hareketli olmamız gerekir!

9. Harekete geçin; hareketi alışkanlık edinin!

Fiziksel aktivite, kilosu ve sağlık durumu ne olursa olsun her insan için çok önemlidir. Hareketlilik ekstra kalorilerimizi yakmamıza yardım eder, kalp ve dolaşım sistemi için yararlıdır, kas kütlemizi korur, hatta artırır, dikkatimizi toplamamıza yardımcı olur ve genel sağlık durumumuzu iyileştirir. Harekete geçmek için süper sporcular olmamız gerekmez. Haftada 150 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite tavsiye edilmektedir ve bu aktivite kolayca günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası olabilir. Hepimiz:

– Asansör yerine merdivenleri kullanabiliriz,

– Öğle aralarında yürüyüş yapabiliriz (ve işyerimizde ara sıra kaslarımızı esnetebiliriz)

– Hafta sonları ailece aktivite yapmaya zaman ayırabiliriz.

10. Şimdi başlayın! Ve birden değil azar azar değişin.

Bir kerede büyük değişiklikler yapmaktansa hayat tarzımızı azar azar değiştirmek çok daha kolay ve sürdürülebilirdir. Üç gün süreyle, gün boyunca tükettiğimiz yiyecek ve içecekleri yazabiliriz ve ne kadar hareket ettiğimizi not edebiliriz. Neleri iyileştirebileceğimizi bulmak zor olmayacaktır:

– Kahvaltıyı atlıyor muyuz? Bir kâse müsli, bir parça ekmek ya da meyve, kahvaltıyı yavaş yavaş günlük alışkanlığa dönüştürmemize yardımcı olabilir.

– Çok az sebze ve meyve mi tüketiyoruz? Başlangıç olarak her gün bir parça fazla meyve ya da sebze yiyebiliriz.

– En sevdiğimiz yiyecekler çok mu yağlı? Bunlardan birden vazgeçmek ters tepebilir ve eski alışkanlıklarımıza yeniden geri dönebiliriz. Bunun yerine daha az yağlı seçeneklere yönelebilir; bunları uzuna aralıklarla ve daha az yiyebiliriz.

– Aktivitemiz çok mu az? Her gün merdivenleri kullanmak çok iyi bir başlangıç olacaktır.

Günümüzde Popülerite Kazanan Diyet Modeli: Temiz Beslenme

Günümüzde popülerite kazanan temiz beslenme modeli, taze, besleyici ve az işlenmiş gıdalarla beslenmeyi içerir. Meyve ve sebzelerin odağında olduğu bu beslenme modeline başlamanın tam zamanı.

Temiz beslenme, günümüz sağlıklı yaşam dünyasında çok popüler olan bir model.Taze, besleyici ve az işlenmiş gıdaların odağında olan bir model. Bu beslenme modeli,sadece sağlığa katkı sağlamıyor; aynı zamanda gıdaların doğal lezzetlerini de yeniden keşfetmenize yardımcı oluyor.

Temiz yemek, asgari düzeyde işlenmiş ve mümkün olduğunca doğal formlarına yakın olan tüm yiyecekleri tüketmeye odaklanan bir modeldir. Temiz bir yemek planı benimsemek, kilo vermenin ve genel sağlığınızı artırmanın basit ve etkili yollarından biridir.

YİYECEKLERİ DOĞAL HALİYLE TÜKETİN

Temiz beslenme; balık, otlar, sebze ve meyveler ile zeytinyağını içine alan sağlıklı Akdeniz mutfağının penceresidir.Yiyecekleri mümkün olduğunca doğal hallerine yakın bir şekilde tüketmeye çalışın.

EN İDEALİ MEYVE VE SEBZELER; ÇÜNKÜ ÇİĞ TÜKETİLEBİLİYOR

Bu diyette  besleyici sebzeler, meyveler ve baharatlar dahil etmek temiz beslenmenin önemli bir parçasıdır. Taze sebze ve meyveler temiz beslenme için ideal çünkü çoğu çiğ olarak tüketilebiliyor. Organik ürünler seçmek, tarımsal ilaç riskini azaltarak, temiz beslenmeyi bir adım daha ileri götürmenize yardımcı olabilir.

YEMEKLERE ALTERNATİF MEYVE-SEBZE EKLEYİN

Yeşillere ek olarak en az üç farklı sebze de dahil olmak üzere salatalarınızı mümkün olduğunca renkli hale getirin. En sevdiğiniz yemeklere çilek,  doğranmış elma veya portakal dilimleri ekleyebilirsiniz. Sebzeleri yıkayıp doğrayın, gerekiyorsa biraz haşlayın, zeytinyağı ve limon eşliğinde tüketebilirsiniz.

TEMİZ BESLENMEDE SU ÖNEMLİ

Temiz beslenmede su önemli. Su içebileceğiniz en sağlıklı ve en doğal içecektir. Sağlıklı bir kilo yönetiminize yardımcı olur.

TEMİZ BESLENMEYİ BAŞARMAK İÇİN MİNİK İPUÇLARI

İşlenmiş gıdalardan kaçının: Çoğu işlenmiş ürün, lif ve besin maddelerinin bir kısmını kaybediyor. Ayrıca, ilave şeker, tuz veya diğer katkı maddelerini içeriyor. Özellikle ilave şeker diyabeti, tuz ise kalp damar hastalıkları riskini artırıyor. Bu nedenle temiz beslenme, işlenmiş gıdalardan mümkün olduğunca kaçınmamanız gerektiğini gösteriyor.

Rafine karbonhidrat tüketmeyi bırakın: Rafine karbonhidratlar aşırı işlenmesi nedeniyle besin değeri az olan yüksek işlenmiş gıdalardır. Araştırmalar, rafine karbonhidrat tüketiminin enflamasyon, insülin direnci, yağlı karaciğer ve obezite ile ilişkilidir. Beyaz ekmek ve sofra şekeri gibi rafine karbonhidratlardan uzak durmaya çalışın. Daha temiz, daha besleyici yoğun karbonhidrat seçenekleri için tam tahıllı ürünler, yulaf, arpa, kahverengi pirinç gibi lif bakımından zengin tahılları tüketin.

Rafine yağlardan kaçının: Rafine yağlar ve margarinler temiz beslenme için gerekli kriterleri karşılamıyor. Temiz beslenme tüm bitkisel yağları ve yayılımları caydırıyor olsa da sağlıklı yağlar yemek önemli. Bunları yağlı balıklar, fındık ve avokado içerir. Bitkisel yağlardan tamamen kaçınamıyorsanız da zeytinyağını seçin. Sağlıklı, minimal işlenmiş bitkisel sıvı yağları tercih etmeye çalışın.

İlave şekerden uzak durmaya çalışın: Daha temiz bir yeme düzenine geçerken, şeker eklenmiş yiyecek ve içecekler aşamalı olarak yavaş yavaş diyetten kaldırılmalı. Gerçekten temiz beslenmek için, yiyecekleri doğal, şekersiz halde tüketmeye çalışın. Meyvenin tatlılığını, fındık ve diğer bütün gıdaların ince lezzetlerini takdir etmeyi alışkanlık haline getirin.

Paketlenmiş atıştırmalıklardan kaçının: Temiz yemeye çalışıyorsanız paketlenmiş atıştırmalık yiyeceklerden tamamen uzak durmalısınız. Tüketilebilecek seçenekler arasında fındık, sebze ve meyveler tüketebilirsiniz.

Yeni gıdalar deneyin: Yeni yiyecekler denemeyi içeren temiz bir yeme alışkanlığını benimsemek, daha sağlıklı olmanın ve damaklarınızı genişletmenin mükemmel bir yoludur. Her hafta yeni bir sebze veya baharat denemek, yemeklerin de ilginç ve farklı lezzetlerde olmasına yardımcı olabilir. Yemek pişirmenizi eğlenceli hale getirmek için tariflerinizde kullanılacak çok çeşitli malzemelere sahip olacaksınız.

Anadolu’nun Geleneksel Çorbası Enfes Lezzetiyle Yayla Çorbası…

Sevgili okurlarım yayla çorbasının tadına varmak için yaz ya da kış fark etmez! Anadolu’nun geleneksel çorbalarından biri olan bu lezzet size de nane ferahlığını çağrıştırmıyor mu?

Kahvaltıdan akşam yemeğine günün her saati tüketebileceğiniz bu pratik ve besleyici çorba tarifini püf noktalarına dikkat ederek birlikte hazırlayalım.

Ayrıca en güzel çorba tariflerinden biri olan yayla çorbası tarifinde bulunan yoğurt sayesinde bir vitamin kaynağıdır. Hatta bu yüzden yoğurt çorbası olarak bile anılır.

Pirinçli, yoğurtlu bu yayla çorbasının tarifi hem videolu hem de adım adım resimli olarak tüm püf noktalarıyla karşınızda!

Malzemeler

  • 2 su bardağı yoğurt
  • 1,5 yemek kaşığı (tepeleme)un
  • 2 çay kaşığı tuz
  • 2 yemek kaşığı limonun suyu
  • 1 adet yumurta sarısı
  • 1 tatlı kaşığı pul biber
  • 6 su bardağı su
  • 1 çay bardağı pirinç
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 yemek kaşığı kuru nane

 Yapılışı;

Çorbayı pişireceğiniz tencereye 2 su bardağı yoğurt, 1,5 yemek kaşığı un, 2 çay kaşığı tuz ve 2 yemek kaşığı limon suyu ekleyip pürüzsüz bir kıvama gelene kadar karıştırın.1 yumurta sarısını da karışımın üzerine ekledikten sonra tekrar karıştırın.6 su bardağı soğuk suyu da ilave edip orta ateşte kaynamaya bırakın.Çorba kaynamaya başlayınca yıkayıp süzdüğünüz 1 çay bardağı pirinci ekleyin ve tekrar kaynamaya bırakın.Bu sırada ayrı bir tavada 2’şer yemek kaşığı zeytinyağı ve tereyağını kızdırın.1 yemek kaşığı kuru naneyi de üzerine ekleyip karıştırın ve ocaktan alın.Hazırladığınız yağı kaynamakta olan çorbanın üzerine dökün.Güzelce karıştırıp ocağın altını kapatın.Yayla çorbanız hazır, afiyet olsun!

Servis Önerisi;

Çorbayı, üzerine kırmızı toz biber serperek de servis edebilirsiniz.

Püf Noktası;

Terbiye karışımında kullanacağınız yoğurdun süzme olması ideal kıvama ulaşmanızı sağlayacaktır.