Saatleri Ayarlama Enstitüsü – Kitap İncelemesi

Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sağlığında yayımlanmış son romanıdır. 1954 yılında parça parça yazılar olarak, 1961 yılında ise kitap olarak yayımlanmış. Tanpınar romanlarında toplumsal sorunlara eğilir. Saatleri Ayarlama Enstitüsü; modernist bir romandır, Türk insanının gelenek-modern yani Doğu-Batı arasındaki bocalayışını konu edinir. Tanpınar’ın kendi sözleriyle “İki âlem arasında salınıp duran bir halkın boşluğu.”

 

Romanda bölümler
Roman dört bölümden oluşuyor: Büyük Ümitler, Küçük Hakikatler, Sabaha Doğru, Her Mevsimin Bir Sonu Vardır.

Romanda bağlam
Anlatılar Tanzimat dönemi öncesi, sonrası ve Cumhuriyet döneminde kurgulanmış.

Romanda akıcılık
Bir dönem romanı olması ve döneminin dilini kullanması, kitaptaki isimlerin soy isimlerle birlikte kullanılması
ve karakterlerin kalabalıklığı -genel toplumu tasvir etmek için olabilir- kitabın akıcığını etkileyen unsurlardır. Anlatılarda sembolik dil kullanılmış. Sembolizm çoğu eserde olduğu gibi bu romanda da eleştirel amaçlı kullanılmış. İki dönem ya da iki uygarlık arasında bocalayan Türk toplumu sembolik bir dille eleştirilmiş.

Romanda anlatım
Romanda yabancılaşma yapısı içinde macerası anlatılan kişi Hayri İrdal’dır. Romanda anlatıcı da Hayri İrdal’ın kendisidir. Hayri İrdal, kendi hayat macerasını dışarıdan birisiymiş gibi anlatıyor.

Romanda zaman
Kitapta zaman Hayri İrdal’ın zaman algısına bağlı olarak ilerliyor. Düz bir zaman çizgisi yok, zamanda ileri-geri yolculuk yapılıyor. Roman, tamamen Hayri İrdal’ın yaşam gözlemleri üzerine kurulu. Kendisi yaşamını ikiye ayırıyor; Halit Ayarcı’dan öncesi ve sonrası şeklinde.

Romanda semboller
Mübarek; geleneksel dönem ait bir eşya. Duvar saati; iki alem arasında salınıp duran -geri/ileri/geri- bir halkın boşluğu. (Geleneksel dönemde herkese hissettirdiğine göre farklı isim alıyor. Modern dönemde ise yenilenerek görüntüsü ile ön plana çıkıyor) Nuri Efendi; Doğu, geleneksel. Halit Ayarcı: Batı, modern. Hayri İrdal: İkisinin arasında, büyük bir ikilem içinde. (Değerlerini kaybederken dönemin değerlerini edinme arasında gidip geliyor. Maddiyatin maneviyati ezdiği bir dönemde yetişkinliğini yaşıyor) Dr Ramiz: Kafası karışık, bilimi sindiremeyen aydın bir karakter (Doktor Ramiz’in eylemlerinde bilimin kalıplara sokma çabası görünüyor). Baba psikozu örneği; Osmanlı’nın son döneminin metaforu olarak görenler var. Hollywood dünyasında yaşayan ikinci eş, detone baldız; popülarizm. Din adamı; kendine uygun açıklamalar bularak halkı kandırma derdindeki dindar insanlar. Ruh Çağırma Derneği; bazı sorularına ya da meraklarına geçmişten cevap bulmaya çalışma çabası olabilir. Saatleri Ayarlama Enstitüsü Kurumunun kendisi; Cumhuriyet sonrası gereksiz devlet kurumlarının açılması ve itibarlandırılmasına eleştirisi. (Tüketim ekonomisinin sömürmeye hazır duruma getirdiği tüketici tarafın simgesi olarak da görülebilir. Kadrolaşmadaki tanıdık ilişkisi dikkat çekiyor. Hatta gerekirse harcanmak için tanımadık kişilerden kadrolar oluşturuluyor) Sekreter; kadının evinden çıkışı, evindeki meziyetleriyle çalışma hayatına atılışı.

Romandan sonra bulunan mektup
Turan Alptekin, Bir Kültür Bir İnsan adlı kitabında, Halit Ayarcı’nın ağzından Dr. Ramiz’e yazılmış İrdal hakkında bir mektup yayınlıyor. Bu mektuba göre İrdal, aslında Ramiz’in tedavisindeki bir paranoya hastasıymış. İrdal’ın anı biçimde yazdıklarını, Ramiz onun ölümünden sonra kağıtları arasında buluyor, Ayarcı’ya yolluyor. O da bunları yayımlamasını öneriyor. Mektup, Berna Moran tarafından oldukça kafa karıştırıcı bir unsur olarak bulunuyor. Tanpınar’ın devrimleri eleştirdiği için başına bir iş açılabileceğini düşünerek kitaba eklemek için kaleme almış olabileceğini söylüyor.

Saatleri Ayarlama Enstitüsü

Romandan Alıntılar

  • “Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insandır”
  • “Modern hayat ölüm düşüncesinden uzaklaşmayı emredir.”
  • “Bu daima böyledir. Hadiseler kendiliğinden unutulmaz. Onları unutturan, tesirlerini hafifleten, varsa kabahatlilerini affettiren daima öbür hadiselerdir.”
  • “Günde beş vakit namaz, ramazanlarda iftar, sahur, her türlü ibadet saatle idi. Saat Allah’ı bulmanın en sağlam çaresi idi ve bu sıfatla eskilerin hayatını idare ederdi.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir