Kahvaltıların En Sevileni: Pancake (Pankek) Tarifi

Bizim kültürümüzde akıtma ya da krep olarak bilinen hamur işinin biraz daha kalını ve kahvaltıların yıldızıdır pankek. Peynirli, zeytin ezmeli tuzlu çeşitleri yapılabileceği gibi çikolata kremalı ve meyveli çeşitlerini de aynı tarifle kolaylıkla hazırlayabilirsiniz. Kahvaltılık pratik tarif aradığınızda eliniz bu tarife hemen gidecek.

Bu kahvaltılık kolay pankek tarifinde pankek hamurunun nasıl yapılacağından tavada pankek yapmanın püf noktalarına kadar her şeyi bulabilecek, evde pankek yapımının tüm inceliklerini öğreneceksiniz.

Pancake tarifi gerçekten oldukça basit. Yumurta, un, kabartma tozu, toz şeker, süt, ayçiçek yağı gibi temel malzemeler içeriyor bu pratik hamur işi. Servis esnasında meyve dilimleri, eritilmiş çikolata çeşitleri, sosları oldukça yakışıyor. Akçaağaç şurubuyla da çok iyi gittiğini söylemeden geçmeyelim.

 Malzemeler

  • 2 adet yumurta
  • 1/2 su bardağı toz şeker
  • 2 su bardağı un
  • 1,5 su bardağı süt
  • 2 yemek kaşığı ayçiçek yağı
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilin
  • 1 tutam tuz

Pişirmek için:

  • 2 yemek kaşığı ayçiçek yağı

Servisi için:

  • 3 yemek kaşığı bal
Yapılışı:
  1. Derin bir karıştırma kabında 2 yumurta ve  yarım su bardağı şekeri alın.
  2. Şeker eriyene ve karışım krema kıvamını alana kadar çırpın.
  3. Yumurtalı karışımın üzerine, 2 yemek kaşığı sıvı yağ ve 1,5 su bardağı sütü de koyup tekrar çırpın.
  4. 2 su bardağı un, 1 paket kabartma tozu, 1 paket vanilin ve bir tutam tuzu da eleyerek karışımın içerisine ekleyin.
  5. Pürüzsüz bir kıvam alana kadar çırpın.
  6. İlk pankeki pişirmek için; krep tavasını ayçiçek yağı ile yağlayın. Kızdırdığınız tavaya küçük bir kepçe ya da bir kahve fincanı kadar pankek harcını aktarın.
  7. Ocağın altını kısın. Pankeki, üzeri göz göz olana kadar pişirin. Bir spatula yardımıyla çevirdiğiniz pankekin diğer tarafını da aynı şekilde pişirin.
  8. Krep tavasını arada yağlayarak pankek harcı bitene kadar aynı işlemi tekrarlayın.
  9. Servis tabağına aldığınız pankeklerin üzerine tereyağı koyup bal gezdirebilirsiniz, afiyet olsun.

Servis Önerisi

Arzuya göre; reçel, akçaağaç şurubu, mevsim meyveleri hatta dondurma ve tarçınla servis edebilirsiniz.

Pişirme Önerisi

Pankeklerin aynı büyüklükte olmasını istiyorsanız pişirme esnasında orta kısmı boş olan silikon kalıplar kullanabilirsiniz.

Evde Mis Kokulu Ekmek Yapmak İsteyenler İçin Püf Noktalarıyla Ekmek Tarifi

Kim ne derse desin, seviyoruz efendim biz ekmeği. Çok seviyoruz. Nasıl sevmeyelim? Yumuşacık, sıcacık oluşuna dahi yüzlerce methiye dizilebilir, her diliminde mutluluğun tarifini yeniden yazabiliriz. Soframızın baş tacı çünkü ekmek. Her öğünde ekmek, peynir, zeytin olsa oturup keyifli yiyebilme potansiyeline de sahibiz üstelik. Her şey bir yana ekmek bir yana bizim için. Hele evde yapılanı, emekle yoğrulanları yok mu? Nefis oluyor, nefis!

Duyduk ki  korona virüsü sebebiyle evde kaldığımız şu günlerde  kendi ekmeğini evde kendisi  yapmak isteyenleriniz varmış. Bu isteği içinde olup eli bir türlü ekmek yapmaya gitmeyenler, yapmaktan korkanlarınız da varmış. Korkmayın, üşenmeyin! Bu pratik bilgiler ve püf noktalarını bildikten sonra gerisi şıp diye gelecek. Ekmek yapma ustasına dönüşmenizin yolu bu başlangıçlardan geçiyor.

Buyursunlar, ekmeklerinizle nam salmaya hazır olun!

Mayaları iyi tanıyın

Ekmek yapmaya karar veren herkesin ilk aşamada bilmesi gereken en önemli konuların başında mayalar geliyor. Maya, ekmeğinizin kabarmasını sağlayacak, pofuduk görüntüyü ona verecek en önemli malzeme. Kısaca mayanın ne olduğundan bahsedecek olursak; maya, tek hücreli bir organizma. Hamuru nasıl kabarttığı ise tamamen kimya. Mayalar, glikozla tepkimeye girdiğinde glikozu parçalıyor ve karbondioksit açığa çıkıyor. Hamurun içine dağılan gaz, hamurun kabarmasını sağlıyor.

Dört çeşit mayadan bahsetmek mümkün. Yaş maya, instant maya, kuru maya ve ekşi maya. Ekmek yapmaya yeni başlayanlardansanız ekşi mayayı bir sonraki aşamaya bırakın. Kuru, instant ya da yaş maya ile ekmeklerinizi yapmaya başlayın.

Kuru ve yaş maya ekmek hamurunda aynı işlevi görüyor. Yaş maya marketlerde küpler halinde satılıyor. Kuru maya ise paketlerin içinde toz halde bulunabiliyor. Uygun koşullarda sakladığı takdirde yaş mayanın raf ömrü daha kısa, kuru mayanın ömrü daha uzun. Her ikisini de buzdolabında hava almayacak şekilde saklamanız gerekiyor. Ekmek yaparken her ikisini de kullanabilirsiniz.

Püf noktalarına gelecek olursak; 100 gram yaş maya = 40 gram kuru maya. 1 küçük paket yaş maya 42 gram olduğuna göre; 42 gram yaş maya = 17 gram kuru maya.
Mayalarınızı bu formüle uygun olarak modifiye edip kullanabilirsiniz.

Mayalarınızı kullanmadan önce sıvıların içinde aktive etmeyi de ihmal etmeyin. Ama bu durum instant maya için geçerli, onu bu şekilde aktive etmenize gerek yok. Özellikle yaş mayayı sıvıların içinde eriterek kullanın. Mayaları da bir nebze olsun tanıdıysak gelelim unlara.

Un tercihinizde dikkatli olun

Ekmeğin en önemli ikinci malzemesi ise un. Un tercihiniz ekmeğinizin her şeyini etkileyecektir, unutmayın. Ekmek yapmayı hiç bilmeyen ve yeni başlayanlardasınız önerimiz beyaz unla başlamanızdan yana. Çok amaçlı olarak nitelendirilen bu unlar, her türlü hamur işi yapımına uygun olduğu gibi ekmek yapımına da gayet uygun.

Beyaz unun yanında, tam buğday unu da kullanabilirsiniz. Ancak eliniz belli bir süre tam tahıllı, çavdar unu, karabuğday unu gibi diğer unlara lütfen gitmesin. Zenginleştirilmiş hamurlar diye tabir edilen, birden fazla unu karıştırarak yapacağınız hamurlardan ilk aşamada uzak durun. Önce beyaz un ve tam buğday unuyla şahane ekmekler yapmayı öğrenin. Sabırlı olun.

İçindeki kepeğinden arındırıldığı için pürüzsüz bir dokuya sahiptir. Bu nedenle beyaz un, ekmeğinize yumuşacık bir doku kazandırır. Dilerseniz onu tam buğday unuyla harmanlayarak da ekmeğinizi yapabilirsiniz.

Kullanacağınız unu havalandırmak amacıyla mutlaka birkaç kez eleyin, farkı göreceksiniz.

Tarifin adımlarına birebir uyun

Bu aşama çok çok önemli. Tarifte yazan oranlara bağlı kalmaya özen gösterin. Ekmek yapmaya hatta yemek yapmaya yeni başlayanların düştüğü en büyük hatalardan biri bu. Verilen ölçülere uymadan tarif yapmaya çalışırsanız sonuçları çok da düşündüğünüz gibi olmayabilir.

Bu nedenle mutlaka minik dahi olsa bir mutfak tartısı edinin ve adımları söylendiği şekilde uygulayın. Kısacası tarifleri okumayı bilin.

Büyük miktarlarla değil, küçük ekmekler pişirin

Ekmek yapmaya henüz başladıysanız öyle çok büyük boyutlarda ekmek pişirmemeye özen gösterin. Minik boyutlarda ekmek pişirin. Daha küçük miktarlardaki malzemeleri yoğurmak size büyük kolaylık sağlayacaktır.

Önce minik ekmekleri halledin, ardından 1 kiloluk ekmekleri nefis bir biçimde pişireceğinize eminiz.

Yoğururken çok fazla un kullanmayın

Tarifte belirtilen miktardan daha fazla un eklememeye özen gösterin. Hamurunuzu yoğururken çok fazla unlamayın. Un ilave ettikçe hamurunuzun kıvamı sertleşecektir, unutmayın.

Mayalanması için ekmeğe zaman verinMayalanmamış bir hamuru fırına atarsanız dilediğiniz sonucu elde edemezsiniz. Bu nedenle hamura mayalanması için vakit verin ve sabırlı olun. Hamurları hava almayacak bir biçimde oda sıcaklığında en az 1 saat, ekmek pişirme kabının içinde de en az yarım saat dinlendirin.

Mayalandıkça kıvamı güzelleşecektir. Oda sıcaklıkları kış aylarında düşer. Eğer kış aylarında ekmek mayalandırıyorsanız fırınınızı 60 derecede 10 dakika ısıtıp, 5 dakika dinlendirdikten sonra hamurunuzu yine ağzı kapalı bir biçimde fırının içinde mayalandırmaya bırakabilirsiniz. Böylelikle mayalandırma işlemini de hızlandırmış olursunuz.

Size en uygun, pratik ve kolay tarifle başlayın

İlk aşamada kocaman köy ekmekleri pişirmeye, ekşi mayalı ekmekler yapmaya çalışmayın. Komplike tarifler gözünüzü korkutur, sonuçları sizi tatmin etmeyebilir. Bu nedenle klasik ekmeklerle başlayın. Özellikle kuru mayaların ve beyaz unların kullanıldığı tariflere yönelin.

Bizim önerimize gelecek olursak; size klasik bir ekmek yapımının tarifini verelim. Ardından diğer aşamalarında dikkat etmeniz gerekenleri anlatalım.

Yeni başlayanlar için ideal ekmek tarifini veriyoruz

Malzemelerimizi sayarak başlayalım:

1 su bardağı ılık süt, 1,5 yemek kaşığı kuru maya, 1/3 su bardağı ılık su, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 çay kaşığı şeker, 3 su bardağı un.

Yapılışına gelecek olursak; ılık süt, su, şeker ve mayayı bir kabın içine aktarın ve bir kaşık yardımıyla güzelce karıştırın. Ardından içine tuzu ve unu azar azar ilave ederek karıştırın. Yoğurmaya başlayın. İyice yoğurduktan sonra hafif un serpilmiş bir başka kabın içine ekmek hamurunu aktarın.

Üzerini streç film ile hava almayacak şekilde örtün. Oda sıcaklığında yaklaşık 1 saat kadar mayalandırın. Hamurun iki katına çıktığını göreceksiniz. Bu aşamada hamurunuzu hafif un serpilmiş tezgaha alın, 1 dakika kadar yeniden yoğurun. Şekil verin ve pişirme kabının içine aktarın. Üzerini kapatarak kabın içinde 30-40 dakika daha mayalanmaya bırakın.

180 derecede önceden ısıtılmış fırında 30-35 dakika kadar pişirin. Pişirmeden önce ekmeğin üzerini suyla hafifçe ıslatın. Pişirdikten sonra çıkarın, oda sıcaklığında soğutun ve afiyetle tüketin.

Pişirirken bunlara dikkat edin

Pişirirken fırının içerisine içi su dolu minik bir kap koyun. Özellikle ince kabuklu ekmekler için ekmeğinizi bir fıs fıs yardımıyla hafifçe ıslatın. Bu şekilde dokusu daha güzel bir ekmek elde edeceksiniz. Pişirme aşamasında fırının kapağını sürekli açmayın. Bırakın fırın ısısını kaybetmeden ağır ağır pişsin.

Fırınınızı önden mutlaka tarifte söylendiği ısıda ısıtın. Isıyla oynamayın, yükseltip düşürmeyin.

Pişirdikten sonra hemen kesmeyin

Ekmeğinizi pişirdikten sonra hemen kesmeye kalkışmayın. Hemen keserseniz içi hamur, hafif ıslak bir ekmekle karşılacaksınız. Tüm aşamalarda gösterdiğiniz sabrı piştikten sonra da gösterin. Ekmeğinizi oda sıcaklığında 30 dakika kadar mutlaka dinlendirin. Dinlendikten ve ilk ısısını attıktan sonra dilimleyerek afiyetle tüketin.

Hazırladığınız ekmeğin yiyemediğiniz kısmını dilimleyip buzdolabı poşetinin içine aktarın ve dolaba kaldırın. Dilediğiniz zaman çıkarıp, ısıtarak keyifle tüketin.

Ekmek yapmak sabır işi, sabırlı olun

En önemlisi de ekmek çok kıymetli bir ürün. Sabır ve emek gerektiriyor ama sonuçlarına da tamamen değiyor. Bahsettiğimiz noktalarda dikkatli olduğunuz takdirde mis gibi ekmekler yapmanız çok da zor değil.

Fırından çıkan koku ve yerken damağınızda hissedeceğiniz lezzet tüm emeklerinizin ve sabrınızın ürünü olacak. Küçük adımlarla başlayın, ileride daha muhteşem ekmekler pişireceğinize eminiz.

#evdekal#solukal…

#evdekal#sağlıklıkal

Sevdiklerinizi Mutlu Etmeye  Ne Dersiniz ?Harf Pastası Yapımı…

Bence bir insan sevdiklerine bir hediye yada bir sürpriz yapmak istiyorsa kendi çabasıyla,emeğiyle karşındakine ne kadar değerli olduğunu hissettirecek mutlu olacağı anlamlı bir sürprizler yapmalıdır.Harf pastası da onlardan biri olabilir diye düşünüyorum. Çünkü bunu yapmış biri olarak söylüyorum.Sevdiklerinizin adının baş harfini doğum günün de yaparak onları çok mutlu edeceğinize emin olabilirsiniz.Şimdi sizlere yapmış olduğum pastanın tarifini paylaşmak isterim.

 

Malzemeler;

Pandispanyası için;

  • 8 yumurta
  • 1. 5 su bardağı şeker
  • 1 çay bardağı ılık su
  • 1 su bardağı un
  • Yarım su bardağı nişasta
  • 2 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu

harf pastası ile ilgili görsel sonucu

Krema için;

  • 1 litre süt
  • 1 su bardağı un
  • Hazır pasta kreması(toz olanlardan)
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 yumurta sarısı
  • 2 yemek kaşığı nişasta
  • Süsleme işini istediğiniz gibi yapabilirsiniz

Yapılışı;

Pandispanyanızın keki için yumurtaların sarılarını ve beyazlarını ayırın .Her ikisine de şekeri eşit miktarda paylaştırın. ( toplamda 1. 5 su bardağı olacak) beyazlarını iyice köpük köpük olana kadar çırpın. (içerisine çimdik tuz da atarsanız işiniz kolaylaşır)Yumurta aklarınız kaseyi ters çevirdiğinizde dökülmüyorsa olmuş demektir.Sıra geldi yumurta sarılarına onu da eşit miktarda paylaştırmış olduğunuz şekerle iyice çırpın minimum 4-5 dakika daha sonra içerisine ılık suyu dökün ve tekrar çırpın.1-2 dakika çarptıktan sonra tüm katı malzemeleri eleyerek karışıma ekleyip 1-2 dakika daha çırpın .Çırpma işlemini bitirdikten sonra yumurta beyazını spatula yardımıyla hazırladığınız karışıma 2-3 seferde olacak şekilde ekleyin ve spatula ile kabarık dokusunu bozmadan bir birine karıştırın.Kekinizi altına yağlı kağıt serdiğiniz kek kalıbınıza boşaltın.200 derece önceden ısıtılmış Fırında alt üst ayarda önce 15 dakika boyunca 200 derece de daha sonra 20-25 dakika 150 derece de pişirin.Kekiniz piştikten sonra bir gece bekletebilirsiniz daha güzel oluyor.Kek soğuduğunda hangi harf ve rakamı istiyorsanız bir kağıt üzerine harfinizin kalıbını çıkarın  ve kekinizi üzerine koyarak  o şekilde bıçakla kesin. (şekil vermeden önce kekinizi kaç katlı istiyorsanız o kadar parçaya ayırın ben iki katlı yaptım)Kestiğiniz şekle Islatmak için bir kase de bir kaşık şekeri suyla eriterek ıslattıktan sonra kremayı sıkın yada krem şanti sürün.Ben genelde  krem şantiyi sürüyorum.Diğer kek parçasını üzerine ekleyin onun da üzerine kremayı sıkın yada krem şantiyi sürerek bir gece buzdolabında bekletmemiz çok daha iyi olacaktır.Ertesi gün isteğe göre o şekilde süslenir isteğe göre çikolata sosu üzerine dökülerek krem şantinin bir kısmıyla süsleyerek sürprizimi yapabliliriz. (Görseller bana aittir)

Korona Virüsünden Dolayı El Yıkamaktan Çatlamış,Yıpranmış Eller İçin Bakım Kürü

Korona virüsü sebebiyle ne yapsak nereyi ellesek ellerimizi sabunla yıkayıp kolanyalamaktan ellerimiz yıpranıyor, kuruyor, ve çatlıyor.Bunları önlemek ellerimizi onarmak için sizlere bakım kürü paylaşmak istedim.

Yumuşacık olsun diye: Zeytinyağı+şeker

Zeytinyağı sadece cilt için değil aynı zamanda saç için de çok faydalıdır. Besleyici, yumuşatıcı gibi özellikleri olan zeytinyağının yanına bir de şeker eklenip peeling yapılınca eller misler gibi yumuşacık olur.

Malzemeler

– 1 çorba kaşığı zeytinyağı

– 1 çorba kaşığı şeker

Nasıl yapılır?

Avcunuzun içine şekeri koyun ve üstüne zeytinyağı dökün. Zeytinyağı ile ıslanan şekeri tıpkı peeling uygular gibi ellerinizin arasında ovalayın. Araları dahil tüm parmaklarınıza ve ellerinizin üst yüzeyine aynı işlemi uygulayın. 30 saniye uygulama yaptıktan sonra 30 saniye kadar bekleyin ve ellerinizi ılık suyla yıkayın ve yumuşak bir havluyla kurulayın.

Tırnakları da unutmayalım diye: Zeytinyağı + limon yağı

Eller demek aynı zamanda tırnaklar demek. Güzel ellerin şartlarından biri de tırnaklar. O yüzden ihmal etmemeli, tırnaklarımıza da bakım yapmalıyız. Dayanıklı ve güçlü tırnakların formülü ise burada.

Malzemeler

– Bir çay kaşığı zeytinyağı

– Bir çay kaşığı limon yağı yada limon suyu

Nasıl yapılır?

İki malzemeyi karıştırın ve tırnaklarınıza minik bir fırça yardımıyla uygulayın veya karışımın bulunduğu kaseye parmaklarınızı batırın. Biraz bekledikten sonra yıkayın. Tırnaklarınız zeytinyağı ile yumuşak ve canlı, limon yağıyla güçlü olacak.

Sonrası için: Nelere dikkat etmeli?

– Ev işi yaparken eldiven kullanın.

– Gece uyuduğumuz zaman vücut kendini onarır. Gece bakımı işte bu yüzden önemlidir. Ellerinizin her zaman sağlıklı ve bakımlı görünmesi için gece yatmadan ellerinize krem sürün ve gece boyu dinlenmeye ve yenilenmeye bırakın.

– Bakım uygulamalarının ardından hemen sabunla yıkamayın ve direkt güneşe çıkmayın.

– Duş alırken veya suyla uğraşırken suyun çok sıcak ya da çok soğuk olmamasına dikkat edin. Her zaman orta karar ılık su tercih etmeye çalışın. Çünkü sıcak veya soğuk su cilde zarar verebilir.

– Gün içinde bol su için. Vücut için ne kadar önemli olduğunu tahmin bile edemezsiniz.

– Somon, yumurta, fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler, yeşil yapraklı sebzeler ve kahverengi pirinci günlük beslenmenize katın. Doğal ve sağlıklı yağlar size zarar değil yarar sağlar.

Evde Tam Kıvamında Pandispanya Hazırlamanın Püf Noktaları

 

Evde öyle mis gibi, çatlamayan ama kabaran güzel bir pandispanya yapmak çok ama kolay aslında. Üstelik çok da ekonomik.

Tabii bunun için birkaç küçük detaya dikkat etmeliyiz… Şu püf noktalarında olduğu gibi…

  • Pandispanyanın olmazsa olmazı su desek? Eminim ki ilginç gelmiştir ama kek hamurunu hazırlarken, kullanılan ılık su mükemmel sonuca ulaşmamızda büyük önem taşıyor. Yumurta ve şekeri iyice çırptıktan sonra ölçümüze göre ılık su ekleyip, en az 5 dakika mikser ile yüksek ayarda çırpmalıyız.
  • Kek hamuru sadece yumurta, şeker, un, su, vanilya ve kabartma tozu ve tercihe göre kakao kullanarak hazırlanmalı.
  • Süt ve yağ kullanılmamalı.
  • Kalın bir hamur olmamalı.
  • Kalıba koyduktan sonra, birkaç kez sallayıp ya da tezgaha vurarak mutlak havası alınmalı.
  • 170 derece fırında yavaş olarak pişirilmeli.
  • İyice soğumadan kesilmemeli.

Bu ipuçlarını göz önüne alırsak, şahane pastaların, tam kıvamında pandispanyaları kolayca yapabiliriz.

 

Ev Yapımı Doğum Günü Pastası: Kalpli Pasta

Pasta yapmayı sevmeyen yoktur heralde.. Ben yapamam demeyin.Sevdiklerinize kendi ellerinizle, emek vererek yapıcağınız pasta;  onlar için daha değerli olucaktır. Bu Tarifi bizzat  ben kendi ablamın doğum gününde yaptım ve sizlerle paylaşmak istedim.Tüm ayrıntılarıyla işte tarif…

Bir önceki yazımda evde tam kıvamında pandispanya hazrlamayı tüm püf noktalarıyla tarifini verdim. Orada bakıp pandispanyanızı hazırlayabilirsinz.

Ben yapamam, zamanım yok, pratik olsun diyosanız; marketlerde bulunan hazır keklerle de yapabilirsiniz.

Malzemeler:

-Pandispanya yada hazır kek

-1 paket Krem Şanti

-1 paket çikolata sosu

-1 paket Süt

-Çilek,muz

Yapılışı:

Bir bardak süte krem şantiyi döküp iyice çırpıyoruz. Buzdolabına koyuyoruz. Çikolata sosumumuzu da yapıyoruz. Keke kalp şeklini vermek için kalıp çıkarıyoruz.Evinizde kalp şekli olabilir onu kulllanabilirsiniz yada bir kağıda istediğiniz büyüklükte çizip kalıp çıkarabilirsiniz. Ben evde kalpli bir kutu vardı onun kapağını kullandım; sizde de varsa kullanabilirsiniz.Kalp şeklini verdikten sonra; kekin tek katını şekerli suyla iyice ıslatıyoruz. Sonra kram şantiyle sürüyoruz ve üstüne ince ince dilimlediğimiz muzu koyup damla çikolatalar serpiyoruz.Bu isteğe bağlı; başka bir meyve de koyabilirsiniz.Koyduktan sonra tekrar kremşantiyle kapatıp üstüne kalp şeklini verdikten sonra kalan parçaları toz haline getirip üstüne döküyoruz.Üstüne bu sefer sıcak çikolatadan koyup kaplıyoruz.Kekin öteki parçasını şekerli suyla iyice ıslatıyoruz sonra üstüne kapatıyoruz.Daha sonra üstünü etrafını iyice krem şantiyle kapatıyoruz ve bir gece buzdolabında bekletiyoruz.Beklettikten sonra üzerini etrafını çikolata sosu sürüp iyice güzel bir şekilde spatulayla kaplıyoruz.Tekrardan buzdolabına koyuyoruz.2 yada 3 saat beklettikten sonra çıkarıp istediğimiz şekilde  çilekle süslüyoruz.İsterseniz kremşantiyle de süsleyebilirsiniz.Bu kadar kolay… Afiyet olsun..

”Sevdikleriniz için emek verin…”

Üzeri Mis Gibi Kızarmış Fırın Sütlaç

Sütlü tatlıların en besleyici olanı, pirincin en güzel ve tatlı halidir sütlaç. Bu sefer bizim yaptığımız gibi tarifinde küçük bir farklılık yapıp yumurta sarısı ilavesiyle pişirdiğinizde ve porsiyonluk fırın kaplarında pişirme işlemini sürdürdüğünüzde fırın sütlaç.

Tarçın ilavesi ile soğuk soğuk yendiğinde tadına doyum olmaz. Tam ölçülü ve kıvamı asla şaşmayan bir tarif üstelik. Bir yiyenin lezzetine hayran kalacağı fırın sütlaçlar karşınızda! 

 Malzemeler:

  • 5 su bardağı süt
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 çay bardağı haşlanmış pirinç
  • 1 adet yumurta sarısı
  • 2 yemek kaşığı buğday nişastası
  • 2 su bardağı su
  • 1 paket vanilin

Yapılışı:

  1. Soğuk süt ve toz şekeri geniş bir tencereye alın. Bir çırpma teliyle toz şeker eriyene kadar karıştırdıktan sonra ocağa alın. Kısık ateşte kaynamaya bırakın.
  2. Bol suda yıkadığınız pirinçleri; ayrı bir tencerede, orta ateşte suyunu çekene kadar haşlayın.
  3. Vanilini toz şeker eriğinde süte ekleyin.
  4. Haşlanan pirinçleri ocaktan alın.
  5. 1-2 dakika kadar kaynayan şekerli süte haşlanmış pirinçleri ilave edin.
  6. Yumurta sarısını, buğday nişastası ve su ilavesiyle ayrı bir kabın içerisine alın.
  7. Pürüzsüz bir kıvam alana kadar karıştırın.
  8. Yumurta sarısının kesilmemesi için; kısık ateşte kaynamakta olan süt karışımından alıp nişastalı karışımı ılıştırın.
  9. Hazırladığınız yumurta sarılı karışımı sütlaç tenceresine azar azar katıp hızlıca karıştırın.
  10. Kıvam alan sütlacı, ısıya dayanıklı porsiyonluk güveç kaplarına eşit ölçüde boşaltın.
  11. Sütlaç kaselerini, derin bir fırın tepsisine aralıklı olarak dizin. Kapların yarısına gelecek kadar soğuk suyu, sütlaçlara değdirmeden tepsiye alın.
  12. Fırına verdiğiniz sütlaçları, önceden ısıtılmış 200 derece fırında 12-15 dakika kadar pişirin.
  13. Fırından bir mutfak eldiveni yardımıyla çıkardığınız sütlaç kaselerini, oda ısısında soğuttuktan sonra buzdolabına kaldırın. Soğuttuktan sonra sevdiklerinizle paylaşın.

Pişirme Önerisi

Pişirme işlemini, alüminyum folyodan hazırlanan ısıya dayanıklı porsiyonluk kaplarda da gerçekleştirebilirsiniz. Fırın tepsisine ısıya dayanıklı pişirme kaplarının yarısını geçmeyecek kadar su eklemeye özen gösterin. Fırında pişirme işlemi esnasında kaynamakta olan suyun sütlaçların üzerine değmemesi oldukça önemli.Fırının ızgara bölümünü çalıştırabilirsiniz.

Sağlıklı Bır Yaşam Tarzi İçin 10 öneri

1. Farklı gıdalar tüketin

Sağlıklı olmak için 40’tan fazla besine ihtiyacımız var. Bunların hepsini tek bir gıdadan sağlamamız mümkün değil. Tek tek öğünlerden bahsetmiyoruz. Fark yaratmak istiyorsak zaman için gıda tercihlerimiz dengeli olmalı!

– Bolca yağ tükettiğimiz bir öğle yemeğinden sonra, yağ oranı düşük bir akşam yemeği tercih edebiliriz.

– Akşam yemeğinde bir porsiyon kırmızı et tükettiysek ertesi akşam pekâlâ balık yiyebiliriz?

2. Beslenme listenizde karbonhidrat açısından yeterince zengin gıda olsun

Beslenmemizde kalorilerin neredeyse yarısını, tahıl, pirinç, makarna, patates ve ekmek gibi karbonhidrat açısından zengin gıdalardan sağlıyoruz. Her öğünümüzde bunlardan en az birini tüketmemiz yerinde olacaktır. Tam tahıllı ekmek, makarna ve tahıl ürünleri gibi tam tahıllı gıdalar lif alımımızı artırır..

3. Doymuş yağ yerine daha çok doymamış yağa yönelin

Yağlar, sağlığımız ve vücudumuzun düzgün çalışması açısından önemlidir. Öte yandan aşırı yağ tüketimi vücut ağırlığımızı ve kalp-damar sağlığımızı olumsuz etkiler. Farklı yağların sağlık açısından farklı etkileri vardır. Doğru dengeyi kurmamızda bize yardımcı olacak bazı öğütler:

-Toplam ve doymuş yağ (genelde hayvansal gıdalardan gelen) tüketimini sınırlamalıyız ve trans yağlardan tamamen uzak durmalıyız. Bunun için, gıda paketlerinin üzerindeki kaynakların belirtildiği etiketleri okuma alışkanlığı edinmeliyiz.

-En az bir porsiyonu yağlı balık olmak üzere haftada 2–3 kez balık yemek, doğru miktarda doymamış yağ alımına önemli katkıda bulunacaktır.

-Yemeklerimizi kızartma yerine haşlama, buğulama ya da fırında yapmalıyız, etin yağlı taraflarını atmalıyız ve bitki yağları kullanmalıyız.

4. Bolca sebze ve meyvenin tadını çıkarın

Bize gerekli ve yeterli vitaminleri kazandırdığından meyveler ve sebzeler en önemli gıdalardandır. Günde en az 5 porsiyon meyve ve sebze yemeye çalışmalıyız. Mesela kahvaltıda bir bardak taze sıkılmış meyve suyu, atıştırmalık olarak bir elma ya da bir dilim karpuz ve her öğünde büyük bir porsiyon çeşitli sebzeler tüketebiliriz.

5. Tuz ve şekeri azaltın

Fazla tuz tansiyonu yükseltebilir ve kalp-damar hastalıkları riskini artırır. Beslenmemizde tuzu çeşitli yollarla azaltabiliriz:

-Alışverişlerde sodyum içeriği az ürünler tercih edebiliriz.

-Yemeklerimize çeşni katmak ve lezzetini artırmak için pişirdiğimiz yemeklerde tuz yerine çeşitli baharatlar kullanabiliriz.

-Sofralarımızda tuz bulundurmamak ya da en azından yemeklerin tadına bakmadan tuz eklememek işe yarayacaktır.

Şeker yiyeceklerimize tatlılık ve çekici bir lezzet katar; ancak şekerli yiyecekler ve içecekler enerji açısından zengindir ve bu yiyeceklerin tadı en iyi ara sıra ve ölçülü tüketildiğinde çıkar. Şeker yerine meyve tüketebilir; hatta yiyecek ve içeceklerimizi meyveyle tatlandırabiliriz.

6. Düzenli yemek yiyin, porsiyon büyüklüğüne dikkat edin

En iyi sağlıklı beslenme formülü, farklı gıdaları düzenli olarak ve doğru miktarlarda tüketmektir.

Başta kahvaltı olmak üzere öğün atlamak açlığımızı dizginleyememe sonucu doğurabilir ve bu da genelde çaresizce aşırı yemekle sonuçlanır. Öğünler arasında atıştırmak açlığın kontrol altında tutulmasına yardımcı olabilir. Ancak atıştırmalar gerçek öğünlerin yerini tutmamalıdır. Atıştırmalık olarak yoğurt, bir avuç taze ya da kurutulmuş meyve veya sebze (havuç dilimleri gibi), tuzsuz fıstık ve belki bir parça peynir ekmek tercih edebiliriz.

Porsiyon büyüklüğüne dikkat edersek hem çok fazla kalori tüketmemiş oluruz hem de hiçbirini atlamadan her türden yiyeceği yemenin tadını çıkarırız.

-Kendimize yetecek yemek pişirirsek aşırı yemekten kaçınmamız kolay olur.

-Bazı makul porsiyon büyüklükleri şöyledir: 100 gr et, orta boy bir meyve, yarım kupa pişmemiş makarna.

-Daha küçük porsiyonlar için daha küçük tabaklar kullanmamız işe yarayabilir.

-Üzerinde kalori değerleri bulunan paketli gıdalar porsiyon denetimine yardımcı olabilir.

-Dışarıda yemek yediğimizde bir porsiyonu bir yakınımızla paylaşabiliriz.

7. Bolca sıvı tüketin

Yetişkinler günde en az 1,5 litre sıvı tüketmelidir! Eğer sıvılar sıcaksa ya da fiziksel olarak aktifseniz bu miktar daha da fazla olabilir. Şüphesiz en iyi sıvı sudur. Musluk suyu ya da şişe suyu, gazlı ya da gazsız maden suyu, sade ya da tatlandırılmış su, bunların hepsi rahatlıkla tüketilebilir. Zaman zaman alınan meyve suları, çay, meşrubat, süt ve buna benzer diğer içecekler de alınabilir.

8. Sağlıklı vücut ağırlığınızı koruyun

Her birimiz için uygun vücut ağırlığı cinsiyet, boy, yaş ve genler gibi faktörlere bağlı olarak değişir. Aşırı kilo, şeker, kalp hastalıkları ve kanser gibi birçok farklı hastalık riskini artırır.

Aşırı vücut yağları, ihtiyacımızdan fazlasını yediğimiz için oluşur. Ekstra kaloriler, protein, yağ, karbonhidrat ya da alkol gibi her türlü kalori içeren besinden gelebilir; ancak yağ en yoğun enerji kaynağıdır. Fiziksel aktivite hem enerji yakmamıza hem de kendimizi iyi hissetmemize yardımcı olur. Buradaki mesaj oldukça açıktır: Eğer kilo alıyorsak, daha az yememiz ve daha hareketli olmamız gerekir!

9. Harekete geçin; hareketi alışkanlık edinin!

Fiziksel aktivite, kilosu ve sağlık durumu ne olursa olsun her insan için çok önemlidir. Hareketlilik ekstra kalorilerimizi yakmamıza yardım eder, kalp ve dolaşım sistemi için yararlıdır, kas kütlemizi korur, hatta artırır, dikkatimizi toplamamıza yardımcı olur ve genel sağlık durumumuzu iyileştirir. Harekete geçmek için süper sporcular olmamız gerekmez. Haftada 150 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite tavsiye edilmektedir ve bu aktivite kolayca günlük yaşantımızın ayrılmaz bir parçası olabilir. Hepimiz:

– Asansör yerine merdivenleri kullanabiliriz,

– Öğle aralarında yürüyüş yapabiliriz (ve işyerimizde ara sıra kaslarımızı esnetebiliriz)

– Hafta sonları ailece aktivite yapmaya zaman ayırabiliriz.

10. Şimdi başlayın! Ve birden değil azar azar değişin.

Bir kerede büyük değişiklikler yapmaktansa hayat tarzımızı azar azar değiştirmek çok daha kolay ve sürdürülebilirdir. Üç gün süreyle, gün boyunca tükettiğimiz yiyecek ve içecekleri yazabiliriz ve ne kadar hareket ettiğimizi not edebiliriz. Neleri iyileştirebileceğimizi bulmak zor olmayacaktır:

– Kahvaltıyı atlıyor muyuz? Bir kâse müsli, bir parça ekmek ya da meyve, kahvaltıyı yavaş yavaş günlük alışkanlığa dönüştürmemize yardımcı olabilir.

– Çok az sebze ve meyve mi tüketiyoruz? Başlangıç olarak her gün bir parça fazla meyve ya da sebze yiyebiliriz.

– En sevdiğimiz yiyecekler çok mu yağlı? Bunlardan birden vazgeçmek ters tepebilir ve eski alışkanlıklarımıza yeniden geri dönebiliriz. Bunun yerine daha az yağlı seçeneklere yönelebilir; bunları uzuna aralıklarla ve daha az yiyebiliriz.

– Aktivitemiz çok mu az? Her gün merdivenleri kullanmak çok iyi bir başlangıç olacaktır.

10 Dakikada Hira Tatlısı

Çayınızın veya bir bardak sütün yanında servis edebileceğiniz sadece 10 dakikada hazırlanıp, sevdikleriniz ile paylaşacağınız tarifimiz ile tanıştıralım sizleri. 10 dakikada hira tatlısı tarifi ile karşınızdayız. Tarifimiz için gerekli malzemeler elinizin altında olmasının yanı sıra oldukça da ekonomik. Ayrıca bu tatlının önemli bir noktası da daha var! O da, şerbetinin kaynatılmadan hazırlanması.

İçerisindeki portakal kabuğu rendesi ile tatlınıza enfes bir aroma katacak, hamurun dışının irmiğe bulanması ile nar gibi kızaran tatlılar elde edeceksiniz. Bu lezzet diyet yapanların belki de ufak bir kaçamağı olacak seviyede. Tokat’ın nefis lezzeti hira tatlısını bir de böyle deneyin deriz.

Lafı fazla uzatmadan, çay saatlerinize gelmiş misafirlerinizi daha fazla bekletmeden sizleri mutfağa, bu enfes lezzetli hazırlamaya alalım. Şimdiden afiyet olsun 

Malzemeler

Bulamak İçin:

  • 3-4 yemek kaşığı irmik

Hamuru İçin:

  • 1 su bardağ ıirmik
  • 1 su bardağı un
  • 1 adet yumurta
  • 1/2 su bardağı yoğurt
  • 1/3 su bardağı eritilmiş tereyağı
  • 1/3 su bardağı sıvı yağ
  • 1 paket vanilin
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1 adet portakal kabuğu rendesi

Şerbeti İçin:

  • 2 su bardağı şeker
  • 2 su bardağı sıcak su
  • 5-6 damla limon suyu

Yapılışı:

  1. Şekeri bir kaba alın ve üzerine sıcak su ekleyip, çırpın. 3-4 dakika çırptıktan sonra limon suyunu ilave edin ve biraz daha çırptıktan sonra bir kenara alın.
  2. Yumurta, yoğurt, sıvı yağ, eritilmiş tereyağını bir kaba alın. Güzelce karıştırın.
  3. Hamuru için gerekli malzemeleri de ilave ederek karıştırmaya devam edin.
  4. Kısa bir süre elinizle güzelce yoğurun.
  5. Sonra hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alın ve yuvarlayın.
  6. İrmiğe bulayın.
  7. Fırın kağıdı serili tepsiye dizin.
  8. Önceden ısıtılmış 190 derecelik fırında 35 dakika kadar kızartın.
  9. Üzeri nar gibi kızarmış olan tatlıları fırından alın ve ilk sıcaklığı gittikten sonra üzerine şerbeti gezdirin. (Dilerseniz ayrı bir borcama alabilirsiniz.)
  10. Üzerine bir tepsi kapatarak, şerbetin çekmesi için en az 45 dakika bekletin.
  11. Üzerine Antep fıstığı tozu ve Hindistan cevizi serperek servis edebilirsiniz. Afiyet olsun.

 Püf Noktası

Dilerseniz hamurun içine rendelemiş olduğunuz portakalın suyunu şerbetin içerisine de ekleyebilirsiniz.

Bitter Çikolata’nın Faydası !

Faydası şaşırttı: Bitter çikolata gripten koruyor

Kış aylarında birçok insanı gripten korunmak için uzmanlardan özellikle tatlı severlerin hoşuna gidecek tavsiye geldi. Bitter çikolatanın içinde bulunan bileşiklerin gripten korunmada yardımcı olduğunu söylendi.

C vitamininden zengin portakal, ananas, mantar, likopenden zengin domates gibi birçok besinin gripten koruduğunu belirten Diyetisyenler “Kış hastalıklarından korunmada güçlü bir bağışıklık sistemi ve güçlü bir vücut direnci özellikle çok önemli noktalardan biri. Bitter çikolatanın içinde yoğun olarak bulunan kakao, kakaonun içerdiği fenolik bileşikler, bağışıklık sistemimizi ve vücut direncimizi artırıcı maddeleri içeriyor” bilgisini verdi.

VÜCUT DİRENCİNİ VE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİYOR

Diğer çikolata türlerine göre bitter çikolatanın tercih edilmesi gerektiğini söyleyen Diyetisyenler “Fenolik bileşiklerce zengin kakaonun yoğun olarak bulunduğu bitter çikolata vücut direnci ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkileriyle göze çarpıyor. Bitter çikolata içerdiği şeker oranının düşük olması ve kakao oranının yüksek olması sebebiyle diğer çikolata çeşitlerine göre tercih edilmesi gereken bir grupta. Çünkü şeker, bağışıklık fonksiyonlarını azaltıcı etkilerde rol oynadığı için biz özellikle bitter çikolata tüketilmesini öneriyoruz” ifadelerini kullandılar.

HER GÜN 2 PARÇA BİTTER ÇİKOLATA

Bitter çikolatanın haftada yaklaşık 2 ya da 3 kez, günde 2 parça olarak kullanılabileceğini belirten diyetiyenler, “Bu, yaklaşık 10 grama tekabül ediyor ve bu kadar tüketilmesi yeterli olacaktır. 1 parça bitter çikolata aldığımızda vücudumuza aldığımız doğal bir antioksidan olan resveratrol maddesi mutluluk hormonunun salınımını artırırken, diğer bir antioksidan maddesi olan kateşin zihinsel performansı sağlayan hormanların salınımını tetikliyor. Bu sebeple kalp sağlığımıza da yararı var ve vücut direncimizi arttırmış oluyor. Bitter çikolata aynı zamanda soğuk algınlığı ve gribin belirteçlerinden olan öksürüğe de iyi geliyor. Özellikle kronikleşmiş öksürüklere de iyi geliyor” diye konuştu.

BEYAZ ÇİKOLATADAN UZAK DURUN

Beyaz çikolata tüketimi uygun değil çünkü:

“Beyaz çikolatanın içerdiği yağ miktarı daha fazla ve biz daha çok bitter çikolatanın içindeki kakao maddesine yöneliyoruz. Çünkü kakaonun içeriğinde daha fazla fenolik bileşikler var ve bu fenolik bileşikler bazı işlemlere maruz bırakıldığında içeriğindeki bileşikler azalıyor, bundan dolayı beyaz çikolata daha çok işleme maruz bırakılıyor.”

HERKES KULLANABİLİR

Bitter çikolatanın belirtilen porsiyonlarda herkes tarafından kullanılabileceğine vurgu yapıldı. “Hastalar da kullanabilir çünkü bitter çikolatanın insülin direnci üzerinde de etkileri saptanmış. Ayrıca LDL kolesterolde ve kalp sağlığını artırmada ve iyileştirmede faydaları da birçok çalışmada ispatlandığı için kullanımı yine aynı porsiyonlarda yeterli olacaktır.”